Go to ...
RSS Feed

Akçakoca, küllerinden yeniden doğacak


Her alanda olduğu gibi, turizmde de moda yerler sürekli değişiyor. Moda deyimle söyleyecek olursak; dünyanın dört bir yanında turistik merkezlerin bazen “in” bazen de “out” olduğuna tanık oluyoruz. Örneğin, bir dönem Avşa, Erdek, Akçakoca, yerli turist açısından “in” iken, günümüzün “moda” sını artık Bodrum, Marmaris, Belek gibi yerler oluşturuyor. Ancak, modada ‘eskiye dönüş’ de yabancısı olduğumuz bir durum değil…

Gün gelip gömleklerin yakası veya pantonun paça modası dedelerimizin zamanına dönüşürken, turizmde de benzer gelişmeler olabiliyor. Örneğin, eski Rum evlerini tıpkı ninelerimizin evlerinin içi gibi düzenleyip misafire açan Alaçatı, turizmde moda oldu…

Geçen hafta, Akçakoca Kaymakamlığı, Belediyesi, Ticaret Odası, DÜTAT (Düzce Üniversitesi Turizm Araştırma Topluluğu) ve turizmcilerinin davetlisi olarak, 15 kişilik heyetle gezip tanıma fırsatı bulduğumuz Akçakoca’yı moda olmak olmamak ekseninde değerlendirmek istiyorum. Öncelikle, Ankara ve İstanbul’un tam ortasında yer alan Düzce’nin Akçakoca ilçesinin bundan 30 yıl kadar önce yerli turistin bir numaralı tercihi olduğunu anımsatmakta yarar var.

Peki ne oldu da Bodrum ve Marmaris’in adı henüz bilinmezken moda olan Akçakoca, günümüzde tercihte alt sıralara geriledi? Bize göre bunun iki nedeni var. Birincisi, yukarıda özetlediğimiz gibi yerli turistin karşısına fazla seçenek çıkınca moda olmaktan çıktı. İkincisi, Akçakocalı turizmciler değişen turist profilini dikkate almadı. Son 10 yıllık sürece baktığımızda, yerli-yabancı turistlerde doğaya karışma, doğayla barışık tatil yapma talebinin günden güne artmakta olduğunu görüyoruz. Tatil tüketicisinden gelen bu talebe kulak kabartanlar başarılı olurken, kulak tıkayanlar silinip gidebiliyor…

Hedef kitlesi doğa meraklısı turizmciler olan Akçakoca’da, bu kitleyi küstürecek bazı olumsuz gelişmeler yaşandı. Gözünü hırs bürüyen geçmiş belediye yöneticileri, güzelim sahilin görüntüsünü bozan beton yığınlarının ‘otel’ adıyla dikilmesine izin verdi. Üstelik, bazı sorunlar yaşandığı için halen terkedilmiş beton yığını gibi duran birkaç tesis bile var.

Akçakocalılarla paylaştığımız düşüncelerimizi burada bir kez daha yinelemekte yarar görüyoruz. Akçakoca’nın bir numaralı turistik değerleri doğası ve kendine özgü yemeği ve mimarisi olmalı! Beton yığınındaki bu ısrar ne? Neden misafirlerini onaracakları eski köy evlerinde, Avrupa’da yaygınlaşan saman evlerde veya kanvastan mamül 5 yıldızlı çadırlarda konaklatmayı planlamıyorlar ki?

Akçakoca’da yerel yönetimlerle sivil toplum kuruluşları arasında birlikte çalışma yönünde ortaya konan irade, bizleri ilerisi için umutlandırdı. Şimdi sıra; yol haritasını belirleyip, yeni moda turistlerden gelen talepler doğrultusunda ürün geliştirmeye geldi. Bu adımın da doğru atılması halinde Akçakoca’nın Anka Kuşu gibi küllerinden yeniden doğacağına inanıyoruz.

Bizde iz bırakanlar…
Gezimiz boyunca yerel yöneticisinden köylüsüne, otelcisinden restoran işletmecisine kadar onlarca insan bizleri son derece sıcak şekilde karşılayıp ağırladı. Bunların içinde bazıları var ki adlarını anmamak haksızlık olur. Örneğin, doğup büyüdüğü ilçenin turizm elçisi, her biri zıpkın gibi gençlerden oluşan DÜTAT’ın (Düzce Üniversitesi Turizm Araştırma Topluluğu) kurulmasına öncülük eden Ömer Özcan. Yıllardır temizlik ve hizmetten taviz vermeyen Tezel Kamping’in kurucusu Bilgin ana ve oğlu Sinan Tezel. Yerel tatlı Melen Göççeğini tanıtan Aynur Özcan. Aktaş Köyü şelale yürüyüşü sonrası bizlere fırından çıkardıkları sıcacık Mancarlı pideyi sunan Safiye-Rasim Aydın. Binbir sabır gerektiren şişede gemi maketleri yapan Yahya Yağlıoğlu…

25-05-2009

Tags: , , ,

About admin

1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde bilişim ve turizm editörü olarak çalıştı. Köfteoğlu 2003 yılından bu yana Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği’nin (TUYED) Başkanlığı’nı yürütüyor. Halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.