Fikret Hakan yıllar önce uyarmıştı

Gönderi Zamanı: 15 Eylül 2017 11:52 Okunma Sayısı:209 Kategori: Bir Zamanlar Yazmıştım

Yakın zamanda kaybettiğimiz ünlü sanatçımız Fikret Hakan ile 09.09.2001’de Ekonomist Dergisi için röportaj yapmıştım. Yılların sinema sanatçısı Fikret Hakan şunu söylemişti: “Bana göre Türkiye’nin ekonomisi yok. Kendi parasıyla ekonomi yapamayan ülke, ülke değildir. Sağlıklı bir ekonomi başkalarından alınan borç ile kurulamaz.”. Üzerine ışıklar yağsın…

Fikret Hakan Yeşilçam’ın en baskın karakterlerinden biri. Yüz hatlarına uygun olarak canlandırdığı sert mizaçlı karakterler, onun üzerine yapılmış elbise olarak tanımlanabilir. Yeşilçam ve tiyatroya 51 yılını vermiş olan Hakan’ın asıl adı, Bümin Gaffar Çıtanak. Hakan, sanat hayatına ilk adımını 1950’de Ses Tiyatrosu’nda attı. Daha sonra Yeşilçam’a hızlı bir geçiş yaptı. Rol aldığı film sayısı 280’e ulaştığında filmlerini saymaktan vazgeçmiş…

Televizyonlarda oynadığı dizi sayısı ise 15’i buluyor. Çeşitli dergilerde yayımlanmış şiir ve öyküleri de bulunan Hakan, halen ATV’de Perşembe akşamları yayınlanan “Benimle Evlenir misin?” adlı dizede oynuyor. Hakan, Türkiye’nin yaşadığı sıkıntılarının nedenini, ekonomiye bakışını, TL’ye itibar kampanyasını ve yeni film projelerine ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Ekonomist: Türkiye’de ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşanıyor. Olup bitenleri nasıl yorumluyorsunuz?

Hakan: Olup bitenleri tam anlamıyla anladığımı söyleyemem. Anlamak için de televizyonlardaki ekonomi programlarıyla gazetelerdeki ekonomi sayfalarını daha sıkı izler oldum. Bana göre Türkiye’nin ekonomisi yok. Kendi parasıyla ekonomi yapamayan ülke, ülke değildir. Herkes hesabını dolar-mark üzerinden yapıyor. Bizi bu noktaya 1980’lerden sonra Özalcı rant sistemi getirdi.

Son zamanlarda çeşitli kesimlerin TL’ye itibar kazandırma çabalarına ne diyorsunuz?

Hakan: Ekonomist değilim ama sağlıklı bir ekonominin başkalarından alınan borç ile kurulmayacağını tahmin edebiliyorum. Başkasının parasıyla ayakta sağlıklı duran bir ülke tanımıyorum. Bu yüzden TL’ye itibar kazandırma çabalarını olumlu buluyorum. Tüm işlerimizi başkalarının paralarıyla yapıyor olmamız çok komiğime gidiyor. Bakın, 1950’lerde tiyatroya başladığımda 16 yaşındaydım. Rahmetli İsmet İnönü, yönetimi Menderes’e bırakırken dolar 280 kuruştu. Şimdi bakıyorum da dolar 1.5 milyon lira olmuş.

Ekonomik sıkıntılar bir sanatçı olarak sizi nasıl etkiliyor?

Hakan: Bizi de oyunculuk ücretlerini yarı yarıya indirmeye zorluyor. Aynı anda iki dizide oynayıp durumu kurtarmaya çalışıyoruz. Televizyonlar eskisi gibi reklam alamıyor. Aldıkları çekler karşılıksız çıkıyor. Böyle bir ortamda bize ödeme yaparken zorlanıyorlar. Durum böyle devam ederse, bir çok TV kanalı 2002 Mayıs ayını göremiyecek. Bu arada TV’lerde manken oyunculara uçuk fiyat verme devrinin de kapandığına tanık oluyoruz. Şimdi asıl oyunculara dönüş başladı.

Fikret Hakan Vakfı’nı hangi amaçla kurdunuz, kimlere ne tür hizmetler vereceksiniz?

Hakan: Bizler geldik gidiyoruz. Bizden sonrasını ne bekliyor bilinmez. Eski filmlerimizi başta TRT olmak üzere tüm kanallar gösterip duruyor. Telif haklarında geriye doğru hak talep edemiyoruz. Bundan sonra oynatılacak filmlerimiz için bize 3-5 kuruş verecekler. Böyle bir ortamda sinemada akademik kariyer yapmak isteyenlere bir imkan tanımak istiyorum. Vakıf, Bodrum Türkbükü’ndeki Fikret Bey Hanı Oteli’nin amfitiatr’ını sinema oyuncularına açacak. Bu okulda öğrencilere ders vermesi için bir çok sanatçı dostuma da çağrı yapacağım.

Bu oteli ne zaman ve nasıl kurduğunuzu anlatır mısınız?

Hakan: 1980’li yılarda Yeşilçam’da seks furyası başlayınca Bodrum’da bir ev aldım. Buraya birkaç kat çıktıktan sonra pansiyon olarak işletmek istedim. Derken, yanı başımda bir arkadaşıma ait araziyi de satın aldım. Sonunda hesapta yokken, şunu, bunu da yapayım derken, ortaya tüm birikimlerime mal olan butik bir tesis çıktı.

Otel açmaya karar verdiğinizde turizmi biliyor muydunuz, tesisinizi kim işletiyor?

Hakan: Turizmi bildiğimi söyleyemem. Oteli yakın dostlarım olan Cem ve Müberra Uzer işletiyor. Onların da profesyonel bir eğitimi yok. Turizmi el yordamıyla yapıyoruz. Sanat hayatımdaki tüm birikimlerimi bu otele harcadım. Halen de harcıyorum. Yaptığım masraflar 1-2 milyon dolara geldikten sonra hesaplamayı bıraktım. Onun için toplam ne kadar harcadığımı kesin olarak bilmiyorum. Ama turizmin böylesine belalı bir iş olduğunu bilseydim hiç girmezdim. Acentesiyle uğraş, personeliyle uğraş. Sürekli masraf. Dışarıdan göründüğü gibi değil.

Masraflarınızı kısmak amacıyla ne tür bir tasarrufa yöneldiniz?

Hakan: Otelin restoranını kapattım. Böylece aşçı, aşçıbaşı, bulaşıkçı gibi elemanlardan tasarruf sağladık. Otelde müşterilerimize oda kahvaltı hizmeti veriyoruz. İnsanların tatil yapması zorlaşıyor. Bu durum bizi maliyetlerimizi aşağı çekmeye itiyor. Bir örnek vermek gerekirse, 1980’lerde emekli karı-koca çocuklarını alıp Bodrum’da bir hafta tatil yapabiliyordu. Şimdi ise elerine geçen para otelin bir günlük odasına bile yetmiyor.

Son zamanlarda siyasetin Sol cephesinde yeni girişimler var. Sizce bu girişimler Türkiye’deki tıkanıklığı giderebilecek düzeyde mi?

Hakan: Türkiye’de sadece sol hareket değil, sağ harekette bölündü. Parçalanan sol’da CHP diye bir şey kalmadı. DSP’nin durumu Ecevit’ten sonra ne olacak, belirsiz. Sayın İnönü’nün Sol’u birleştirme konusundaki iyi niyetli çabaları da sonuç vermeyecek. Çünkü, yorgun biri. O, sol’u toparlamak isterken, daha da bölebilir. Solcu kardeşlerimiz hayal kurmada birinci, ama beceriksizdirler. Bir araya da gelmeleri mümkün değil.

Tüm bu yanlışlıkları neye bağlıyorsunuz?

Hakan: Bunları son 50 yılda liderlere dayalı siyaset yürütülmesine bağlıyorum. Bunun yanlışlığını net olarak gördük. Burada ısrar etmenin anlamı yok! Günümüzde liderlere değil, kadrolara bağlı siyaset yapılmalı.

Önümüzdeki döneme ilişkin yeni film, dizi projesi var mı?

Hakan: ATV için yeni bir dizi çalışmam var. Henüz adı belli değil. Bu dizi “Baba Evi”nin yerine oynayacak. Büyük bir ihtimalle Fatma Girik ile oynayacağım. Ayrıca genç yönetmenlerimizden Sami Güçlü’nün yeni bir filminde oynayacağım.

Yayınlandığı yer ve tarih: Ekonomist Dergisi, 09.09.2001

Yorum Kapalıdır.