Her otel bir fabrika, bir kasaba!

Gönderi Zamanı: 9 Aralık 2012 12:21 Okunma Sayısı:935 Kategori: Bir Zamanlar Yazmıştım

Şehir otellerinin bir kasaba kadar gıda tüketiğini söylesek inanır mıydınız? Peki, her otelin altında veya yanında bir marangozhane, teknik bölüm, çamaşırhane, torna tesviye bölümü olduğunu biliyor muydunuz? 5 yıldızlı 300 odalı bir otel yılda ortalama 5.7 ton beyaz peynir, 1.5 ton salam, 3.1 ton siyah zeytin tüketiliyor haberiniz olsun!

Geçenlerde dünyanın en büyük otellerine ilişkin yurtdışında yapılan bir çalışmayı okuyucularımızla paylaşmıştık. www.turizmhaber.eu, benzer çalışmayı Türkiye için de başlattı yakında sizlerle paylaşacağız. Oteller, daha çok konaklama ve toplantı salonu hizmetleriyle tanınıyor. Oysa bunlar buzdağının görünen kısmı… Otellerin görünmeyen, hatta hiç fark edilmeyen bölümleri de var. Bir de duyana “Vay be!” dedirtecek ilginç özellikleri. Örneğin, “Otellerde ayda kaç kürdan, kaç kilo tuz, kaç litre su tüketiliyor” türünden sorulara çoğumuzun vereceği yanıt, gerçek rakamların yanında devede kulak kalacaktır…

Otellerin bilinmeyen yönleri, tüketilen gıda veya malzemelerle sınırlı değil elbette. Kongre ve toplantı salonlarının altında, bodrum katlarında neler olduğunu hiç merak ettiniz mi? “Bu salonların altında birer fabrika çalışıyor” desek inanır mısınız?

Şehir otellerinde yılda ortalama 3 bin 720 kilo tereyağı, 134 bin 460 adet küçük şişe suyu tüketiliyor. Yıllık kürdan tüketimi 90 bin adedi, tuz tüketimi ise 1.5 tonu buluyor. Ekin Yazım Merkezi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, 5 yıldızlı 300 odalı bir otelin ortalama yıllık tüketimi şöyle: Beyaz peynir 5.7, kaşar peyniri 4.3, salam 1.5, sosis 1.6, siyah zeytin 3.1, yeşil zeytin 1.6 ton…

Oteller 24 saat yaşayan mekanlar olduğu hep söylene gelir. Biz de bunu yerinde görebilmek amacıyla, sabahın köründe kalkıp butik iş oteli Mövenpick Hotel İstanbul’a gittik. Mövenpick’teki ilk durağımız, otelcilerin kendi aralarında ‘receiving’ dedikleri mal kabul bölümü oldu. Buraya her sabah kamyonlar yanaşıyor. Kamyonlara yüklenmiş sebze, meyve ve etler önce tartılır, ardından aşçıbaşının kontrolünden geçtikten sonra mutfağa-soğuk depoya götürülür.

Mutfağa gelen meyve-sebzeler yıkanır. Etler, aşçıbaşının belirlediği mönüye göre, onun kontrol ve talimatları ışığında işlenip, pişirilir. Mutfağın bir yanında yemekler hazırlanırken, bir yanda da tatlı, pasta ve kekler hazırlanmaya başlar. Doğal olarak onlar bu hazırlıklarını daha önceden yıkanıp, kurutulmuş ve yerli yerine dizilmiş kap-kaçağı kullanarak yapıyor.

Mövenpik Hotel İstanbul’un yıllık ortalama deterjan tüketimi bin 100 kilo. Yumuşatıcı tüketimi 250 kilo ve sıvı sabun tüketimi de 330 litre. Kirlenen havlu, çarşaf ve el bezini temizleyip ütülemek de en az mutfaktaki kadar yoğun bir çaba gerektiriyor. Nitekim The Marmara otelinin çamaşırhanesine girdiğimizde, dağ gibi yığılmış kirlilerle karşılaştık. Bunca çamaşırı görünce, çevreyi korumak adına otel odalarına asılan gereksiz yere havlu kirletilmemesi yönündeki uyarı daha bir anlam kazandı…

İşin bir de sabun ve deterjan tüketim boyutu var. The Marmara’dan aldığımız rakamları verelim, gerisini siz hesaplayın. The Marmara’nın çamaşırhanesinde günde 4, ayda ise 120 ton çamaşır yıkanıyor. Temizlik malzemeleri için 212 bin, sabun için 21 bin 500, kürdan içinse bin YTL harcanıyor…

500 çalışanı bulunan The Marmara’nın mutfağında 68 kişi iki vardiya olarak çalışıyor. Çamaşırhanede yine iki vardiya olmak üzere 25 kişi görev yapıyor. Otelin yıllık yiyecek-içecek harcaması 4.1 milyon YTL’yi buluyor. Su tüketimi ise 78.2 bin YTL…

Mutfak ve çamaşırhaneden çıkıp, yine otelin altında yer alan başka bir önemli bölümü geziyoruz. Konakladığınız otelin oda, salon, su sıcaklıklarını kimler ayarlıyor dersiniz? Tabii ki teknik müdürler. Onlar elektrik sayaçlarını günde üç kez kontrol edip, enerji tüketimiyle ilgili çalışmalar yapıyorlar. Yaptıkları işin en önemli bölümünü ise havalandırma-iklimlendirme oluşturuyor. Malum bir otelin hava koşullarına göre iklimlendirilmesi çok önemli…

Onlar konaklama sisteminin gizli kahramanları. Çünkü onlarsayesinde otelde işler tıkır tıkır işleyebiliyor. Bu yakıştırma hiç de boşuna değil. Düşünün, bozulan musluktan buz makinesine, değişmesi gereken ampulden kartın açmadığı kapıya, çalışmayan asansörden bozulan yürüyen merdivene kadar her şey onların sorumluluğunda…

İşte bu yüzden, her otelin altında veya yan tarafında birer teknik bölüm oluşturuluyor. Bazılarının içinde birer marangozhane, tesisat atölyesi, hatta torna tesviye bölümü bile var.   Teknik müdürün bir omzunda dekorasyondan hijyene kadar her konuya ilişkin bilgi, diğerinde ise giderleri düşürmek gibi önemli görevler yüklü. Onlar gerekirse günün 24 saat hizmet vermek zorunda. Çoğu zaman “Mesaim bitti gidiyorum” diyemez duruma gelebiliyorlar.

Yıllık yumurta tüketimlerine gelince…Bir şehir otelinin aylık yumurta tüketimi, neredeyse orta boy bir kasabanın tüketimine eşit. Nedenini sorduğumuzda, yumurtanın sabah kahvaltılarında sahanda, rafadan, omlet gibi tüketiminin yanı sıra kek, pasta ve yemeklere katkı olarak da kullanıldığını söylediler. Buna göre, otellerin yıllık yumurta tüketimi 200-250 bin adet arasında değişiyor.

TurizmHaber.eu, 2008

Bir Yorum Yazın