Nobel ödüllü Prof. Sancar: Üstün zekâlı değilim!

Gönderi Zamanı: 31 Mayıs 2016 18:04 Okunma Sayısı:467 Kategori: Son Yazılar

NOBEL Kimya Ödülü’nü kazanan dünyaca ünlü Bilim Adamı Prof. Dr. Aziz Sancar, Türkiye’ye gelerek çeşitli okullarda gençlerle buluşup onları hem motive etti hem de önerilerde bulundu. Zekâya inanmadığını vurgulayan Prof. Dr. Sancar “Her insanda zekâ var, ben üstün zekâlı değilim. Başarı zekâyla değil, sabır ve çok çalışmayla olur” dedi.

Aldığı 2015 Yılı Nobel Kimya Ödülü’nün madalya ve sertifikasını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenle, Anıtkabir Komutanlığı’na takdim etmek için Türkiye’ye gelen Prof. Dr. Aziz Sancar, çeşitli okullarda gençlerle buluştu. Prof. Dr. Sancar sorularımızı, Tüm Üstün Zekâlılar Derneği’nin (TÜZDER), “Dâhiler Dâhildir” sloganıyla, Yıldız Teknik Üniversitesi Davut Paşa Kampüsü’nde düzenlediği etkinlikte yanıtladı.

2azizBilim Adamımız Prof. Dr. Aziz Sancar’ın yaşam öyküsünü incelediğimizde, Mardin’in Savur ilçesinde başlayıp Nobel Ödülü’nün alınmasına kadar giden süreçte “azim”, “sabır” ve “çok çalışma” gibi sözlerin altının gayet iyi doldurulduğunu görüyoruz.  Örneğin, ABD’deki öğrencilik yıllarında parası olmadığı için çok çalıştığı laboratuarda yatıp kalkmış. Hatta duşunu bile altı ay yaşadığı bu laboratuarda yangın hortumuyla alıyormuş…

Hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde 2015 Yılı Nobel Kimya Ödülü’nü Alan Prof. Dr. Sancar, “Türkiye, bilim ve teknikte dünyada herkesle yarışmalı. Bunun gerçekleşmesi için 25-30 yıl beklememeliyiz. ABD ve Avrupa’nın bilimde ulaştığı seviyeye gelmemiz için bilimle uğraşan çocukları desteklememiz şart” diyor.

“Zekâ sübjektiftir”

Zekânın aşağı yukarı herkeste aynı olduğunu belirten Prof. Dr. Sancar, “Üstün zekâyı nasıl ölçüyorlar bilmiyorum” dedikten sonra, “Yapılan bir ölçüm sonucu en üstün IQ seviyesi ABD’de bir doktora ait olarak belirlendi. Ancak, bu doktor ne bir keşif yaptı ne de çığır açacak bir buluş. Ben orta zekâlıyım. Çok çalışarak başarılı oldum. Bu yüzden bana göre zekâ sübjektif bir konu. Ama elbette ki adına ‘dahi’ veya ‘üstün zekâlı’ denen çocukların özel olarak yetiştirilmesi gerekiyor” diye ekledi.

KPSS, YGS gibi sınavların başarıda belirleyici olduğuna inanmadığı söyleyen Prof. Dr. Sancar, “Bu konuda elimde bilimsel bir araştırma yok. Ancak üniversite giriş sınavına hiç test kitabı çözmeden girdim ve yüksek puan aldım. Çünkü çok çalışıyordum, başarı da çok çalışmakla olur” diyor.

ABD’de toplumun önemli bir kesiminin bencil olarak yetiştiğine değinen Prof. Dr. Sancar, Amerikalı kanaat önderleri ile aydınların bu durumdan utandıklarını söylüyor. Amerikalıların büyük bir kısmının sorumluluğunu kendileri ve aileleri ile sınırladığını anımsatan Prof. Dr. Sancar bu konuda şu bilgileri veriyor: “Bana göre Nobel’i almaktan daha önemli şeyler var: Kişinin ailesi, insanlık ve ülkesine hizmet etmesi! İnsanlığın ölçüsü Nobel’i almak değildir. Ailemiz, insanlık ve ülkemize hizmet ettiğimizde görevimizi yapmış oluruz. İster ayakkabı boyacısı, ister öğretmen isterseniz de Nobel almış olun,  işinizi iyi yapıyorsanız ülkenin başarısı bununla ölçülür. Bunu yaptığımızda başarı da kendiliğinden gelecektir.”

“Bilimi gelenek haline getirmeliyiz”

Türkiye’ye yaptığı son ziyarette çok sayıda okul ile Sivil Toplum Kuruluşlarının başarılı gençlere destek verdiğini görmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Prof. Dr. Sancar, bu konuyu şöyle yorumluyor: “Bu desteklerin Türkiye’nin kalkınıp, dünya ile yarışmasına faydalı olacağına inanıyorum. Bilimi çocuk yaşlarda işlemeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. İslam dünyasının son 500 yılda bilime katkı yapamadığını görüyoruz. Bunu aşıp düzeltmemiz lazım. Dünya nüfusunun yüzde 0.2’lik kısmını oluşturan Yahudi kardeşlerimiz bilim ödüllerinin yüzde 20’sini aldı. Onlar bu ödülleri bizlerden daha zeki oldukları için almadı. Başından beri bilime, bilimsel eğitime önem verdikleri için aldılar.”

“Çocuklarımıza bilim kültürünü aşılamamız lazım” diyen Prof. Dr. Sancar açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Bunu yaparsak, Türkiye’den de Nobel ödülü alan bilim adamı sayısını 15-20 kişiye çıkarabiliriz. İnşallah bizden sonraki nesiller bunu yapar. O zaman karşımızda Nobelli olarak sadece Aziz Sancar’ı değil, daha fazla insanı göreceğiz. Çocuklarımızı iyi yetiştirirsek Nobel kendiliğinden gelir. Nobeller çoğalınca da şimdiki gibi çok önemli bir konu olmaktan çıkabilir. Nobel çok önemli bir ölçü değildir. Ben araştırmalarımı Nobel almak için yapmadım. Önemli olan bilimi geliştirip, gelenek haline getirmektir. İnsanlığın bilim birikimine katılıp, buna katkı yapmalıyız.”

Gençlere 5 öneri

Deneyler yaparak çok çalışın

Üretebilmek için zekânızı iyi kullanın

Dünya ile yarışmak istiyorsanız temel bilime ağırlık verin

Politikayla uğraşmayın bilim yapın

Başarılı olmak Nobel almak değil, ailenize, ülkenize ve insanlığa hizmet etmektir

Yayınlandığı yer ve tarih: Para Dergisi Mayıs 2016.

Yorum Kapalıdır.