Orta direk turist, siyasi krizlere aldırmaz!

Gönderi Zamanı: 22 Nisan 2013 00:06 Okunma Sayısı:191 Kategori: Makalelerim Son Yazılar

Türkiye’de bir siyasi kriz olduğunda, meslektaşlarımız haklı olarak bunun turizme yapacağı etkiyi soruşturmaya başlıyor.

 

Ortaya çıkan krizin sektöre nasıl etki yapacağını öğrenmek için mikrofonlarını turizmcilere uzatıyorlar. Bazı turizmciler de kendilerine yöneltilen soruyu, hangi veriye dayandığını henüz çözemediğim “Bu kriz turizmi etkiler” şeklinde yanıtlıyorlar. Ben de konuyu veriler ışığında araştırmaya karar verdim. Araştırmaya Türkiye’ye gelen turist profiline bakmakla başladım. Aklı başında hiç kimse Türkiye’de şu veya bu nedenden dolayı siyasi kriz çıkmasını istemez. Ama her siyasi krizin de turizmi mutlaka etkileyeceği görüşünün sağlıklı olmadığını belirtmek isteriz. Bu yıl turizmdeki büyümenin sancılı olacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok.  Ancak, bu sancıların AKP’ye açılan kapatma davasıyla uzaktan-yakından ilgisi yoktur!

Gelin bunu bazı veriler ışığında inceleyelim. Önce Türkiye’ye gelen turist profiline bakmakta yarar var. Son yıllarda tatil için Türkiye’yi tercih eden turistlerin ağırlıklı olarak “Orta direk”’ten oluştuğunu artık sağır sultan bile duymuştur. Bunu birkaç rakamla açıklamak gerekirse, birincisi Türkiye’ye gelen yabancı turistlerin yüzde 74.1’i orta, yüzde 14.4’ü yüksek, yüzde 11.4’ü de düşük gelir grubundan oluşuyor. Türkiye’yi neden tercih ettiklerine baktığımızda ise yüzde 56.1’le daha çok gezi ve eğlence amaçlı olduğunu görüyoruz. Yabancı turistlerin yüzde 10.3’ü kültür, yüzde 6.5’i yakınları ziyaret amacıyla geliyor. Alışveriş amacıyla gelenler yüzde 5.7, görev nedeniyle gelenler yüzde 4.8, ticari ilişkiler için gelenler yüzde 4.1, konferans, kurs, seminer, toplantı nedeniyle gelenler de yüzde 2.7 seviyesinde görünüyor.

Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkede yapılan araştırmalar, ülkemize gelecek turistin cebindeki paraya göre en iyi hizmeti alabileceği ülkelerin başında Türkiye’nin geldiği gösteriyor. Konuya somut ve sıcağı sıcağına bir örnek daha vermek istiyorum. Örneği geçen hafta Göteburg’da gerçekleşen fuardan vereceğim. Fehmi Köfteoğlu’nun fuarı değerlendirdiği yazısında, İskandinav ülkelerinde Türkiye’nin yıldızının yeniden parlamaya başladığını öğreniyoruz.  “Turkietresor’ adlı Türkiye uzmanı firmanın Norveç’li sahibi Reidar Sverdahl’a yöneltilen “Neden Türkiye?” sorusuna verdiği yanıt, yukarıda anlattıklarımı özetlemeye yetiyor. Sverdahl şöyle demiş: “Diğer ülkelerde tesisler 1980’lerin, fiyatlar ise 2000’ler seviyesindeyken, Türkiye’de tam tersi; tesisler 2000’lerin fiyatlar 1980’lerin seviyesinde.”

Türkiye’nin ikinci pazarı Rusya’dan da bir-iki örnek verelim. Bilindiği gibi, bu pazarın önemli bir özelliği son dakikacı olması. Rus turistler de orta ve ortanın üstündeki gelir grubunda yer alıyor. Rus turistler açık büfe sistemini beğeniyor, ancak zaman zaman deniz ürünlerinin azlığından yakınıyor. Türkiye’ye gelen Rusların çoğu ailesi ile birlikte seyahat ediyor. Gruplar veya çocukları ile birlikte seyahat edenler 25-55 yaş grubu arası bayanlardan oluşuyor.

Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere Türkiye’ye gelen turistlerin asıl derdi cebindeki parayla en iyi, en ucuz ve en uzun tatili yapmak. Dolayısıyla tatil için gidilecek yeri seçerlerken, “Orada siyasi durum nedir, acaba bir hükümet krizi var mı?” gibi sorular akıllarının ucuna bile gelmez.

Türkiye’ye gelen turistleri “CC tipi” diye sınıflandırıyorum. Bunu açmak gerekirse, “C” nin biri cebi, diğeri canı temsil ediyor. Yani Türkiye’ye gelen turistin aklında cebi ve canı dışında ciddi bir soru yok! Cebindeki paranın karşılığını alıyorsa, canı da tehlikede değilse değmeyin keyfine… Siyasi kriz varmış, yokmuş umurunda değil!

Ancak bu yıl turizmde işlerin güllük-gülistanlık olduğu da söylenemez. Yukarıda turizmin sancılı büyüyeceğinden söz etmiştik. Bunun da siyasi değil de daha çok ekonomik nedenlere bağlı olacağı görülüyor. ABD’de başlayıp giderek yayılan kredili ev alımlarının dönüşünde (mortgage) yaşanan kriz, turizmcilerin karşısına ciddi bir tehdit olarak çıkıyor. Krizin başta ABD, Almanya, Japonya ve İngiltere gibi ülkelerde tüketiciyi ‘kemer sıkmaya’ yönelebileceği ileri sürülüyor. Yakıt fiyatlarının artması bilet ücretlerine olumsuz yansıyor.

Çevreyi koruma adı altında Hollanda’da uygulamaya konan “Ecotax” türü yeni vergiler geliyor. Tüm bu gelişmelere baktığımızda bu yıl turizmdeki büyümenin sancılı olacağını söyleyebiliriz. Bu yüzden sancının kaynağını AKP’ye açılan kapatma davasında aramak yerine, veriler ışığında gelişmelerde aramalıyız. Günümüzde ayağı yere sağlam basan değerlendirmelere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

24-03-2008

Yorum Kapalıdır.