“Sakin” ler ama hızlı kalkınacaklar!

Gönderi Zamanı: 23 Şubat 2014 12:35 Okunma Sayısı:737 Kategori: Bir Zamanlar Yazmıştım

Turizminde tercihler hızla kitle turizminden doğa ve kültür temelli turlara kayıyor. Bu durum, Türkiye’de sayıları sekize ulaşan ve sırada bekleyen onlarca ‘Sakin Şehir’lerin önünü önemli fırsatlar çıkarıyor.  Kitle turizmine katılan turist günde 67 dolar, Sakin Şehirlerin sunduğu kültür ağırlıklı turlara katılanlar ise 90 dolar harcıyor.

2sehir“Tanrım beni yavaşlat, aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir / bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı/ Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat / Hatırlat ki, yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim…”

Kimbilir belki de günümüzde karşımıza ‘Sakin Şehir’ diye çıkan kavramının ateşini Wilferd Arlan Peterson’un yıllar önce Tanrıya yaptığı bu yakarış fitillemiştir. Kaynaklara baktığımızda ise bu kavramın İtalyanca citta (şehir) ve İngilizce slow (yavaş) kelimelerinden oluştuğunu görüyoruz.  Her ne kadar bazıları bu kavramı Türkçeye “Yavaş Şehir” olarak çevirse de, “Sakin Şehir” kavramı daha çok tercih edildiğini görüyoruz. 

Türkiye’yi bu kavramla tanıştıran Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer bunun nedenini şöyle açıklıyor:  “Yavaş kelimesi Türkçe de farklı anlamlar yaratıyor. Yanlış algıya yol açıyor.  Yavaş miskinlik ve tembelliği de çağrıştırıyor. Bundan dolayı biz ‘Sakin Şehir’ demeyi uygun görüyoruz.”

İtalya’da doğdu

Dünya, Sakin Şehir kavramıyla ilk kez 1986’da Amerikan tarzı hızlı yiyecek (fast food) zincirine karşı çıkıp İtalya’nın Barolo kentinde oluşturulan “Yavaş Yiyecek Birliği” ile tanıştı. Birlik 1989’da Paris’te uluslararası boyuta taşındı. Yavaş yiyecek kavramından esinlenen ‘Yavaş Şehir Hareketi’’nin temeli de 1999’da İtalya’nın Chianti bölgesindeki Greve kentinde, 30 kadar kentin katılımıyla atıldı. Günümüzde dünyaya yayılan Sakin Şehirler Birliğine 25 ülkeden tam 161 kent üye olmuş durumda. Sakin Şehir oldukları için de Cittaslow’un logosu olan salyangozu kullanmaya hak kazandılar…

Uzmanlar bu hareketin insanları tek tipleştiren küreselleşmeye karşı bir tepki olarak geliştiğine inanıyor. Hatta ‘Sakin Şehir’in tek tipleşmeye karşı atılan somut bir adım olduğunu söyleniyor. Bazı uzmanlar, Sakin Şehir’in son zamanlarda sıkça duyduğumuz kentsel dönüşümün bizzat kendisi olduğunu söylüyor. Türkiye’nin ilk Sakin Şehri Seferihisar örneğine bakıldığında, küçük olmanın bazen artıları da olabileceği görülüyor. Artık insanlar daha sessiz, daha temiz, daha sakin ve yavaş bir hayat arıyor.

Bu eğilimler turizmde ‘Yavaş güzeldir’ diye özetlenebilecek bir anlayışın hâkim olmasına yol açıyor. Artık insanlar bir yerden bir yere koşuşturarak değil, aheste gezip, gittikleri yerin keyfinin çıkaracakları turları tercih ediyor. Çevreye duyarlılık motorsuz araçlarla seyahati, bazen de manzaralı trenlerle gezmeleri gündeme getiriyor. Sakin Şehir’lerin sunduğu imkânların da gelişen bu taleplerin hepsine yanıt verecek düzeyde olduğu ve insanların özlemiyle buluştuğu kaydediliyor.

Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Sakin şehir olayının bir moda değil, yerel bir kalkınma modeli olduğunu söylüyor. Soyer, bu yerel kalkınma modeli tüm Türkiye’ye yayılabileceğine dikkat çektikten sonra, “Çünkü Türkiye’de bu modelle buluşmaya hazır onlarca kent olduğu var.  Bu girişim, hayatın gerçek ritmini yakalayan bir harekettir” diyor.

Yerel ekonomilere katkısı var

Sakin şehir hareketinin kurucuları, bu harekete katılan kentlerin sosyal ve ekonomik kalkınmasına daha fazla katkıda bulunabilmek adına bir bilim komitesi kurdu. Bu komiteye dünyanın en iyi üniversitelerinden profesörleri bünyelerine alıp, işin felsefesini derinleştiriyor. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde çok fazla talep geleceği öngörerek bundan sonra daha seçici olunması hedefleniyor. Sakin Şehir seçilip salyangoz logosunu kullanmaya hak kazanan merkezler de, düzenli olarak denetimden geçiriliyor.

Türkiye’de bu loguyu şimdilik aralarında Akyaka, Gökçeada, Perşembe, Seferihisar, Vize, Taraklı, Yalvaç, Yenipazar’ın bulunduğu sekiz ilçe kullanıyor. Yine aralarında Halfeti (Urfa), Savur (Mardin), Aydınlar/Tillo (Siirt), Yeniboğaziçi (Kıbrıs), Cide (Kastamonu), Seyitgazi (Eskişehir), Adalar (İstanbul), Gümüşlük (Bodrum) Kaş (Antalya) ve Yeşilüzümlü ile Turunç’un (Muğla)bulunduğu 60’ı aşkın ilçe Sakin Şehir olmak için gün sayıyor.

Şehirler bunalanların sığınağı

Dünya ve Türkiye’deki Sakin Şehirler incelendiğinde, büyük bir kısmının kentlerin yorucu temposundan kaçmak isteyenlerin sığınabileceği bir liman olma özelliği olduğu görülüyor. Bu şehirler ağırlıklı olarak doğa temelli sürdürülebilir turizme yönelip, yerel halkla bütünleşmeyi içeren ürünler sunuyor.  Bu da Sakin Şehir olan kentlerin yerel ekonomilere ciddi katkı sağlıyor.

Dünyada doğa temelli sürdürülebilir turizmin çatı örgütü olarak kabul edilen Uluslararası Ekoturizm Birliği’nin (TIES) yaptığı araştırmaya göre, turizmin bu türü yılda ortalama yüzde 25 büyüyüp,  yıllık 473 milyar dolarlık bir iş hacmi yaratacak.

Sakin Şehir olmanın yararları

Uzmanlar, Sakin Şehir olmanın kısa vadede bir kentin tanınırlık ve bilinirliğini arttırdığını söylüyor.  Orta ve uzun vadede ise sürecin başarılı yönetilmesi halinde,  turizm gelirini arttırıyor. Ancak, bir kentin Cittaslow olmasının asıl anlamının sanayi veya hızlı gelişim yolunu benimsemekten geçmediği belirtiliyor. Tam tersine, kültürü, yemeği, esnafı, tarihi o kenti diğerlerinden ayıran özelliklerine sahip çıkarak,  bunu elde etmesinde yatıyor. Kent yerel yönetiminin sürdürülebilir bir yerel kalkınma yöntemi benimseyip, bundan sonraki çalışmaları bu çerçevede yürütmesi sonucu, bu girişimlerin yerel ekonomiye olumlu yansıyıp, herkesin refah payını arttırdığı kaydediliyor.

Az turist, bol kazanç!

Sakin Şehir felsefesi hakkında araştırmalar yapan avukat ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi İlker Ünsever, sakin şehir olan bir merkezin ‘daha çok turist’ beklentisine girmesinin yanlış olacağını söylüyor. Sakin Şehir felsefesinin,’zengin olmak’ değil, ‘mutlu olmak’ konusunda adım atmayı gerektirdiğine işaret eden Ünsever, “ Sakin Şehir felsefesini benimseyen kentlerin, bu ‘marka’ nedeniyle ‘daha çok turist, ‘daha çok para’ beklentisi içine girmeleri kabul edilebilir. Ancak, bu beklentinin ‘sakin şehir markasını’ yok edecek gelişmeleri de beraberinde getireceğini göz ardı etmemek gerekir. Bu nedenle kitlesel hareketlere neden olan turizm modelinden uzak dursunlar” diyor.

Avustralya’nın örneği Ünsever’in uyarılarını haklı çıkarıyor. Ülke,  yılda ortalama 5,5 milyon turist ağırlayıp, 23 milyar doları aşan gelir sağlıyor. Buna karşın Antalya,  Avustralya’nin iki katı turist çekmesine rağmen, turizmde sadece 8 milyar dolar kazanıyor…

Sakin Şehir özelliğini koruyup geliştirecek bir örgütlenme modeline ihtiyaç olduğunu vurgulayan Ünsever sözlerini şöyle noktalıyor: “ Model, yerel yönetimin içinde bulunacağı her türlü ‘raydan çıkarıcı’ baskı ve odak kaymalarına karşı oluşturulup hayata geçirilmeli. Hatta ‘sakin şehir’ örgütlenmesindeki İtalya merkezli yapının pratik konulardaki kurallarına takılmadan, gerekirse kendi sakin şehir markasını üretip kullanmaya da hazır olsunlar.”

Sakin Şehir ne değildir?

Sakin Şehir (Cittaslow) tartışmaları yapılırken, zaman zaman yanlış anlamalara yol açan görüşlerin dillendirildiğini göre yetkililer, halka bunun felsefesini doğru kavratmak adına ‘Cittaslow ne değildir” başlıklı yazılar hazırlıyor. Cittaslow Türkiye Koordinatörü Bülent Köstem bunları dört başlık altında şöyle özetliyor:

Geriye gitmek veya eskide yaşamak değildir. Şehrin, değerlerine, esnafı ve halkına sahip çıkması ve bunu gelecek nesillere paylaşmasıdır. Arabaya binmeyi yasaklamak değildir: Ancak, araçların girmediği, şehir sakinleri ve şehri ziyaret edenlerin rahat nefes almak için dinlenebileceği alanlar yaratmaktır. Hava ve gürültü kirliliğini azaltmak için bisiklet ile fayton kullanımını özendirmek ve kullanılmasını için gerekli altyapıyı sağlamaktır. Teknolojiye karşı çıkmak değildir. Tam tersine, belediye hizmetlerinin internet ortamına taşınması ve kent halkının bu hizmetlerden yararlanabilmesi için eğitilmesidir. Fast food restoranlarını yasaklamak değildir. Ancak, daha sağlıklı olan yerel besinlerin, organik ürünlerle yemeklerin özendirilmesidir. Okullarda çocuklarımıza tat ve beslenme üzerine eğitim programları düzenlenmesidir.

Sakin Şehirlerin Belediye Başkanları anlatıyor

AKYAKA BELEDİYESİ

Sakin Şehir olmak için Şubat 2011’de başvurduklarını belirten Akyaka Belediye Başkanı Ahmet Çalça birliğe Haziran 2011’de kabul edildiklerini söylüyor. Üyeliklerinin kabul edilmesinin ardından tanıtımlara ağırlık vermediklerini vurgulayan Çalca şunları söylüyor: “Örneğin, İtalya Turin’de gerçekleşecek ve tamamiyle yerel ürünlerin tanıtılacağı ‘Slow Food – Salone del Gusto and Terra Madre 2012’ fuarına katılacağız. Fuarda, balımız ve bal ile susamın pişirilmesiyle yapılan Çitirmek ürünümüzü tanıtacağız.  Nüfusu yaklaşık 2 bin 800 olan merkezimizde, mevcut 10 otel, 60 apart otel ve pansiyonların toplam yatak kapasitesi bin 685. 2011 yılında bir önceki yıla göre yüzde 20 artarak 60 bin kişiye ulaşan ziyaretçimiz oldu.  Sakin Şehir olmanızın, markalaşma bazında olumlu etkileri oldu. Akyaka’nın yaşantısı zaten sakin şehir standartlarındaydı. Şimdi bu resmiyete dökülerek yerel kültürün gelecek kuşaklara aktarılması için fırsat oluşturdu.”

GÖKÇEADA BELEDİYESİ

Sakin Şehir başvurularını 2011 Şubatında sunup, Cittaslow unvanını 2011 yılı Haziran ayı içerisinde gerçekleştirilen Cittaslow International Genel Kurulu’nda aldıklarını belirten Gökçeada Belediye Başkanı Yücel Atalay, ilçesi hakkında şu bilgileri veriyor:  “İlçemizin toplam kış nüfusu 8.200 kişidir. Ada içerisinde toplam yatak kapasitesi 4.800 civarındadır. İlçemizin anakara ile ulaşımı sağlayan GESTAŞ’a göre 2007’de Gökçeada’ya gelen turist sayısı 17 bin kişi civarındayken, günümüzde 380 bine ulaştı. Gökçeada’nın marka olarak ortaya çıkmasıyla gelen turist sayısın hızla artıyor. İtalya’daki Terra Madre 2012 fuarına adamıza özgü Efibadem kurabiyesini tanıtacağız. Gökçeada’nın temel ekonomisi turizm sektörüne dayanıyor. İlçeye gelen turist sayılarındaki artışta temel olarak ekonomik kalkınmanın temelini oluşturuyor. Gökçeada’nın cittaslow markası ile çekiciliğinin artması sonrasında adanın ekonomik olarak kalkınması; buna bağlı olarak sosyal refahın arttırılması hedefleniyor.”

PERŞEMBE BELEDİYESİ

Cittaslow çalışmalarna 2010’da başlayıp 59 adet kriteri tamamladıktan sonra bu yıl dosyalarını sunduklarını belirten Perşembe Belediye Başkanı Selami Çarkçı bundan sonraki aşamaları şöyle özetliyor: “19-23 Ekim 2012 tarihlerinde İtalya’da genel kurula giderek belgemizi alacağız.  İlçemizin köylerle birlikte toplam nüfusu 37 bindir. İlçemizde 2 adet otel ve Turizm Meslek Lisesi uygulama oteli bulunuyor. Bunların toplam yatak kapasitesi 150 dir. Ayrıca, Devlet Su işlerinin 60 yatak kapasiteli misafirhanesi,  beş adet çadır kamp ve iki adet ev pansiyonculuğu da mevcuttur. Yılda yaklaşık 50 bin yerli turist ağırlıyoruz, bu sayıyı 100 bin yerli, 60 bin yabancı ziyaretçiye çıkarmayı hedefliyoruz.  Organik tarım ürünleri ve el sanatları satışlarımız için yer açtık. Halkımız buralarda satış yaparak ekonomisine katkı sağlıyor.  Cittaslow kentine yaraşır çalışmalarımız devam ediyor.  Beş yıllık çalışma programı hazırladık. Tüm çalışmalarımızın yansımalarını gelecek yıllarda daha iyi anlayacağız.”

SEFERİHİSAR BELEDİYESİ

Türkiye’de Sakin Şehir unvanını ilk alan ilçe olduklarını hatırlatan Serefihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, başvuruyu 2009 yılının Haziran ayında yapıp, Cittaslow sertifikalarını 29 Kasım 2009’da aldıklarını söylüyor. Seferihisar’ın kış nüfusunun 30 bin civarında olduğunu belirten Soyer, şöyle konuşuyor “Ancak bu nüfus yazın 100 binin üzerine çıkıyor. Eskiden turizm açısından ön planda değildik. Pazar günleri sadece Sığacık’a ortalama 3 bin araç giriş yapıyor.  Seferihisar’ın Cittaslow yolculuğunu anlatan Cittaslow Seferihisar kitapçığı, bisiklet ve yürüyüş yolları hakkında Seferihisar’ın Yavaş Yolları ile Seferihisar’ın yerel yemelerini anlatan kitapçıklarımız var.  İnternet sitemizden ve sosyal medya hesaplarımızdan güncel olarak tanıtım yapıyoruz. Terra Madre fuarında tarhana çorbası, mandalina reçeli ve pul biberimizi tanıtacağız.  Sakin Şehir felsefesine uygun olarak, üretici pazarları açtık. Sadece Seferihisar’da üretilen ürünlerin satılma şartının olduğu bu pazarlar sayesinde Seferihisarlılar tekrar ekip, üretmeye başladı. Kadınlarımız ürünlerini internetten pazarlamaya başladı. Siparişler doğrultusunda kadınlarımız bahçelerindeki otları, hazırladıkları salçaları satıyor. Seferihisarlıların yüzde 80’ni geçimlerini mandalinadan sağlıyor. Mandalina üretici birliği kurduk. Mandalina işleme tesisi satın aldık ve birliğe devrettik. Böylece mandalina sadece mandalina olarak değil, reçel ve marmelat olarak yurtiçine ve dışına satılabilecek duruma geldi.”

TARAKLI BELEDİYESİ

Sakin Şehir olmak için Cittaslow birliğine 2011 Şubat ayında başvurduklarını belirten Taraklı Belediye Başkanı Tacettin Özkaraman, beldesiyle ilgili şun bilgileri veriyor: “2 bin 997 nüfuslu ilçemizdeki konaklama tesisinin 50 yataklık kapasitesi bulunuyor.  Reklamlarda ‘Mümkünlü Köyü’ diye bilinen Taraklı Köyü, Sapanca Gölü’ne yakınlığıyla tatilde uğrak yerlerinizden biri oldu. Geçen yıl köyümüzü 60 bine yakın kişi ziyaret etti. Köyümüzün sahip olduğu termal tesislerinin etkisiyle bu sayıyı beş yıl sonra 250 bine çıkarmayı hedefliyoruz. Sakin Şehirlerde üretilen yerel ürünlerin tanıtılacağı İtalya Turin’deki Terra Madre fuarında yerel tatlımız köpük helvası ve yerel dokumamızı tanıtacağız. Sakin Şehir olmamızla birlikte yerel üretim ve kadın girişimcilerin sayısı artış kaydetti. 100′ü aşkın tescil edilmiş ev ve konaklarımız var. Tarihi eserlerde yapılan onarım çalışmaları ve tanıtım çabaları Taraklı’yı kültür turizminin gözdesi haline getirdi.  Kültür turizminin ölü kabul edildiği yaz aylarında bile Taraklı büyük ilgi görüyor.”

VİZE BELEDİYESİ

“Sakin Şehir olmak için 2009 yılı Haziran ayında başvuruda bulunduk, Haziran 2012 tarihinden itibaren de Sakin Şehir unvanına sahibiz” diyen Vize Belediye Başkanı Selçuk Yılmaz şöyle konuşuyor: “İlçemizin nüfusu toplam nüfusu 28 611’dir. İlçemizdeki iki turistik otelin toplam yatak kapasitesi 102’yi buluyor. Yılda ortalama olarak 2 bin 500’ü yerli, bin 500’ü yabancı olmak üzere 4 bin ziyaretçi ağırlıyoruz. Önümüzdeki beş yılda, yaşanabilir bir kent yaratarak ilçemizi turizm odaklı bir ilçe haline getirmeyi hedefliyoruz.  Birinci amacımız, Karadeniz’e kıyısı olan ve Istranca Ormanları’na yakın bir coğrafi konumda yer alan Vize’yi turizm destinasyonu haline getirmektir. Bu çalışmalarla yılda 10 bin kişinin ziyaret ettiği bir ilçe haline gelmek istiyoruz.  Sakin Şehir olduktan sonra, bunun ne demek olduğu bilinsin diye, halkımıza ‘CittaSlow Nedir-Ne Değildir? adlı broşürler dağıtttık. Şehir sakinlerinin ve şehri ziyaret edenlerin rahat bir nefes alabileceği alanlar yarattık. Hava ve gürültü kirliliğini önleyebilmek adına bisiklet kullanımını teşvik edecek altyapıyı çalışmalarını hızlandırdık. İtalya’daki fuara ilçemizin sembolü olan ıhlamur ve ıhlamur çiçeği balını götürüp tanıtacağız. Sakin Şehir olmamız halkımızın ekonomik kalkınması ile sosyal yaşamına olumlu yansıyor. Trakya’da turizm bölgesi olan Vize, Sakin Şehir unvanıyla yerel kalkınmada farklı bir model oluşturdu. Oluşturduğumuz kooperatif sayesinde yöresel el sanatları ve yöresel yiyecekleri öne çıkarıyoruz. Böylelikle ilçede yaşayanlar el sanatlarını daha çok önemseyip sahipleniyor.”

YALVAÇ BELEDİYESİ

2010’nun Eylül ayında hazırlanan kıstasları sağlayan dosya ve resmi yazıyla birliğe başvurup, 2012’nin yılının Haziran üyeliğe kabul edildiklerine işaret eden Yalvaç Belediye Başkanı Tekin Bayram konuyla ilgili şunları söylüyor: “Sertifikamızı 19-23 Ekim tarihleri arasında İtalya’da yapılacak Cittaslow Genel Kurul toplantısı sırasında alacağız. Nüfusumuz 20 bin 300’dür. Kentte turizme hizmet verebilecek özellikte üç otel var. Bunların toplam yatak kapasitesi 180’ni buluyor. Ayrıca ilçemizde Yalvaç Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi Uygulama Oteli de hizmet veriyor. Yalvaç’ı 15 bin 389’u yerli, 13 bin 535’i yabancı olmak üzere toplam 28 bin 924 kişi ziyaret etti. Bu sayıyı kademeli olarak arttırmayı planlıyoruz. Bunu yaparken eski kültürümüzü koruyup, sakin kent özelliğinden uzaklaşmamaya dikkat edeceğiz.  Bunun için sayıyı önce 40 bin, ardından 50 bine çıkararak düzenli bir artış sağlamayı hedefliyoruz. Üyelik süreci boyunca öncelikle kentimizde düzenlenen festival ve şenlik gibi organizasyonlarda Sakin Şehir felsefesini içeren, bunları halka benimsetmeyi amaçlayan çeşitli programlar ekledik. Terra Madre’de yerel ürünlerimizi sergilemeyeceğiz, sadece gözlemci olarak katılacağız. Sakin Şehir olmanın önümüzdeki yıllarda yerel halkın ekonomisine mutlaka olumlu etkisi olacaktır. Halkımızın bu anlayışı benimseyip sahip çıkması beni gelecek için son derce ümitlendiriyor.”

YENİPAZAR  BELEDİYESİ

Belediye başkanı olmadan önce İtalya’da Sakin Şehir konusunda incelemelerde bulunduğunu anımsatan Yenipazar Belediye Başkanı M. Yüsran Erden şu bilgileri veriyor:  “Başkan olduktan sonra, bir yerel kalkınma modeli olarak ilçemize uyduğunu  ve başta çiftçilerimiz olmak üzere halkımızın gelirlerini artırmada bir çıkış yolu olduğunu düşündüğüm için bu harekete katılmak istedim. Etnoğrafya müzemiz  ve bölgemize özgü pidelerimiz hafta sonları ilgi görüyor. Turizme dayalı bu model içinde,kültür varlıklarımızı,yerel tatları ve zanaatları koruyan,sağlıklı ve doğal üretimi, tüketimi teşvik eden bu hareketi merak ettim. Bu işin önderliğini yapan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’le görüşüp dosyamızı 2011’in Şubat ayında teslim ettim. 6 bin 500 nüfuslu bir ilçeyiz. Bin 600’e ulaşan yüksek okul öğrencisi  sayısıyla bir bilim kasabası olmaya aday bir kentiz. Bu yüzden pansiyon örgütlenmesi yaygın ve aralarında günü birlik misafirler için hizmet sunan konaklama yerlerimiz de mevcut.  50 bin civarındaki günübirlik ziyaretçi sayısının 100 binlere doğru gittiğini görüyoruz.

Yerel ürünleri üretici pazarında ve sanal ortamda tüketicilere sunuyoruz. Özellikle hanımlarımızın el emeği göz nuru el sanatları, gıda olarak başta organik üretilen zeytin ve incir,kırmızı toz biber, tarhana,erişte çok rağbet görüyor. Tohum şenliği yapıyoruz. 65 bin m2 alanda göl kıyısında bir doğa parkını yıl sonuna kadar bitiriyoruz. Kent müzesi ve arşivi imalatına başlandı, tarihi bodrumlardan çıkarıyoruz. Makas değiştiren ilçemiz için yeni bir yol haritası belirledik.”

Sakin Şehir olmak için ne yapmalı, nereye başvurmalı?

Sakin Şehir yani Cittaslow, 1999’da kurulan uluslararası bir belediyeler birliği. Bu birliğe üye olmak için nüfusun 50 binin altında olması ve birliğin belirlediği 59 kıstas hakkında projeler gerçekleştirmeniz gerekiyor. Bu 59 kıstas çevre, altyapı, yerel üretime destek gibi başlıklar altında toplanıyor. Bu kıstaslar çerçevesinde sürdürülebilir, doğaya saygılı, kendi değerlerine sahip çıkan bir yönetim anlayışını benimseyen bir yerel yönetim olduğunuzu kanıtlamanız gerekiyor. Kriterler doğrultusunda çalışma ve projeler geliştirmeniz lazım. Sahip olduğunuz değerler ve gerçekleştirdiğiniz projelerle bir başvuru dosyası hazırlıyorsunuz ve bu dosya üzerinden değerlendiriyorsunuz. Cittaslow Türkiye ağına başvuruyorsunuz. Seferihisar’ın Cittaslow olmasıyla Türkiye’de başlayan bu ağda halen sekiz kent yer alıyor. Cittaslow Türkiye ağını oluşturan kentlerin belediye başkanlarından bir koordinasyon kurulu ve ağın faaliyetlerini yürüten bir sekreterya mevcut. Cittaslow olmak isteyen kentlerin ilk aşamada Cittaslow Türkiye ağına başvurması lazım. Bunun için Cittaslow Türkiye Koordinatörü Bülent Köstem’e bkostem@cittaslowturkiye.org adresinden başvurabilirsiniz. Dosyanız incelendikten sonra İtalya’daki Cittasow Birliği’ne yollanacak. İtalya’nın da onaylaması halinde salyangoz logonuzu alıp Sakin Şehir olursunuz.

Sakin Şehir turisti kimdir ve ne kadar harcıyor?

Deneyimli seyyahtır, eğitimi yüksektir, yüksek gelir grubuna sahiptir, orta yaş ve üstü grubuna aittir, kanaat önderidir, tatil konusunda eşten-dosttan bilgi alır, keşfetmeyi seven kişidir. Bu kesim sürdürülebilir turizmi tercih ediyor. Uluslararası Ekoturizm Birliği (TIES) uzmanlarının yaptığı hesaplamaya göre, deniz-kum-güneş turizmi için paket turdaki harcamaların yüzde 80’i uçak, otel ve uluslararası şirketlere giderken, sürdürülebilir turizmdeki harcamaların yüzde 85’i yerel ekonomilere kalıyor. Deniz-kum-güneş turuna çıkanlar günde en fazla 67 dolar harcarken, Sakin Şehirlerin sunduğu kültür ağırlıklı turlara katılanlar günde en az 90 dolar harcıyor.

Yayın Yeri ve Tarihi: Para Dergisi 28 Ekim 2012

 

Yorum Kapalıdır.