Şanghay’da Türkiye’yi tanıtan “Kervan”…

Gönderi Zamanı: 7 Ağustos 2013 08:58 Okunma Sayısı:413 Kategori: Son Yazılar

Sofra Londra’da, Hasır ise Almanya’da yıllardır Türk yemeklerini başarıyla tanıtıyorlar. Bunların arasına Çin’in Şanghay kentinde Uğur Arzoğulları’nın kurup büyüttüğü Kervan Restoran da katıldı. Kervan’ın yolu yakında İran’a da düşebilir…
Fotograflar:  Liu Jia (Serena) 
UĞUR Arzoğulları 1979 İstanbul doğumlu bir girişimci. Jeoloji mühendisliği eğitimi almasının ardından iş hayatına Goldaş firmasında, Asya pazarında değerli taş ve mücevherat alım satım sorumlusu olarak başlamış. Bu işi dört yıl yapan Arzoğulları, bahtının kendisine bir Asya ülkesine güleceğine yürekten inanmış. Bu yöndeki ilk adımını Şanghay’da kalbini çalan genç kızla evlenerek atmış ve hayat arkadaşına “Asya” adını uygun bulmuş.

3kervanKendi işlerini kurmanın planları yapan girişimci ile karısı Şanghay’da bir Türk lokantası açmaya karar vermişler. Lokantaya isim ararken yine kendisine şans getiren ülkenin bir özelliğini dikkate almış ve İpek Yolu ve Çin sözcüklerinin tamamlayıcısı olan kervanlardan esinlenerek lokantasının adını “Kervan” olarak belirlemiş. Dahası bu adı doğup büyüdüğü ülkenin kültürünü tanıtmada bir metefor olarak kullanma şansını da yakalamış. Arzoğulları, restoranına isim verme sürecini, “Eskiden İpek Yolu’nda kervanlar Çin’den mal getirmiyor muydu? Şimdi neden bu kervanı tersine çevirip Türk yemekleri ve kültürünü tanıtmada kullanmayayım” sözleriyle anlatıyor.

İLK LOKANTA VE ZORLUKLAR
Arzoğulları, Kervan Restoranı üç yıl önce şimdi Kervan Orient Restoran adıyla hizmet veren mekanda açtı. İlk yıllar en fazla sıkıntıyı restorandaki servis anlayışını oturtmakta yaşayan Arzoğulları, “Garson ve elemanlarımıza hizmet anlayışımızı anlatırken, gerekli eğitimleri verirken epey zorlandık. Aşçı bulurken ve çalıştıracağımız deneyimli ustalara vize alırken de ter döktük” diye yaşadığı sıkıntıları özetliyor.
Eşiyle restorancılık işine soyunmaya karar verdiklerinde akıllarında, sıradan değil son derece özel, yemek yemenin ötesinde Türkiye’nin özellikle mutfak kültürünün birçok açıdan hissedileceği bir mekân varmış. Bu düşlerini ilk restoranda değil ama büyütüp üç kata yayıp, adını da artık Kervan Orient Restoran olarak değiştirdikleri mekânda hayata geçirmişler. Gerçekten de buranın her bir katı, köşesi, dekoru, müziği, tablosu, özel bölümü Türkiye’yi yaşatan canlı bir müzeye dönüşmüş durumda.
Yemek yapmayı çok seven Arzoğulları, menülere müdahale ettiğini hatta eskiden çeşnicibaşılarının yaptığı gibi tüm yemekleri tek tek tattığını söylüyor. Hatta bu titizliğinin kendisine kilo aldırmış.

TÜRKİYE’NİN TANITIM ELÇİSİ
2kervanTürkiye’yi sadece sahip olduğu mekânda tanıtmakla yetinmeyen Arzoğulları çifti, bu yıl yeni bir kampanya başlatmış. Restoranlarında Türk yemeklerini tadanlar arasında yaptıkları çekilişle şanslı üç kişiyi Türkiye’ye yollamaya başlamışlar. Yolculuğun bütün masrafları restoran tarafından karşılanıyor. Çekilişe katılmak isteyenlerin mutlaka yemek yemek zorunda olmadığı tam tersine bir bardak Türk çayı içenin de çekilişe katılabileceği belirtiliyor.
Müşteri kitlesinin büyük bir bölümünün Çinlilerden oluştuğunu hatırlatan Arzoğulları, “Restoranı Türkiye’yi anlatan bir müzeye dönüştürdük. Bunun üzerine bize gelip ülkemizi soranların sayısı artınca, bunları Türkiye’ye yollamaya karar verdik” diyor. Mekânın yüksek tavanlı ve masalarının geç saatlere kadar hoş vakit geçirilebilecek şekilde tasarlandığını hatırlatan Arzoğulları, “Bize gelenlere sadece Türk ve Akdeniz mutfağından örnekler sunuyoruz. Tabaklarına en az 250 gram et koyuyoruz. Kimse doymadan masadan kalksın istemiyoruz” diyor.

ŞANGHAY’IN POPÜLER MEKANI
Restoranı çok işlevli hizmet verecek şekilde tasarladıklarına dikkat çeken Arzoğulları, bu konuda şu bilgileri veriyor: “Burada dev ekranda maç ve film izlemekten dansözlü doğum günü kutlamalarına, sabah kahvaltılarından düğün ve nişan gibi etkinliklere kadar çok geniş yelpazede hizmet verebiliyoruz. Şanghay’ın sosyetesi, VİP kesimi ve şirket yöneticileri doğum günü partilerini burada düzenliyor. Hatta bu kesim arasında dansöz oynatmak da moda haline geldi. Türkiye’nin haritadaki yerinin bilmeyenler bile buradan son derece olumlu bir imajla ayrılıyor.”
Kendi imkânlarıyla hazırlayıp bastıkları Türkiye’yi tanıtan video, kitap ve broşürleri restoranlarına gelenlere verdiklerini belirten Arzoğulları, “Canlı müzik de yapıyoruz. Derbi karşılaşmalarda burası bir buluşma mekânına dönüşüyor. Futbolseverler dev ekranda maçlarını seyredip simit ve poğaça eşliğinde çaylarını içiyorlar. Gece yarısı işkembe çorbası, pide, lahmacun sunuyoruz. Böylece, kimseye Türkiye’yi aratmıyoruz. Pazar kahvaltılarına Şanghay’daki Türklerden ortalama 30 kişi katılıyor. Bu etkinliklerimizi sosyal medyamızda da duyuruyoruz” diyor.

İRAN’DAN TEKLİF GELDİ
Arzoğulları, BEKO’nun Tahran’daki en büyük bayisinin Şanghay’dayken restoranına geldiğini, yemeği, atmosfer ve dekorasyonu çok beğendiğini söylüyor. İranlı işadamının kendisine “Aynı restoranı Tahran’da da açmak ister misin?” diye sorduğunu ifade eden Arzoğulları, “Beni Tahran’a davet etti. Yakında kendisini ziyaret edeceğim. Anlaşırsak Kervan’ın bir şubesini de Tahran’da açacağız” diyor.
Restoran yönetmenin bir kitabı olmadığını belirten Arzoğulları, şartlara göre sürekli yenilik, kampanyalar ve kişiye özel hizmete ağırlık verilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. “Müşteri sizden sadece bir patates haşlayıp sunmanızı da isteyebilir. Bu tür taleplere her an hazırlıklı olmalısınız” diye ekliyor.
Mağazacılık, danışmanlık ve restoran işletmeciliği yaparak geçen yıl 2 milyon dolarlık ciro yaptıklarını kaydeden Arzoğulları bu yılkı hedefini ise şöyle açıklıyor: “Bu yıl yan taraftaki eski restoranı dekore ederek dünya restoranı şeklinde hizmete açacağız. Bundan dolayı ciro hedefimizi 5 milyon dolar olarak belirledik…”

“Canlı müzik restoranı açmak istiyorum”
Hedefi olmayan iş adamı olmaz. Ben de pazar günleri ABD’li müzisyen arkadaşlarla birlikte caz yapıyorum. Perküsyon çalıyorum. Müziğe olan ilgim beni önümüzdeki yıllarda canlı müzik yapılan bir restoran açmaya zorluyor. Hesaplarıma göre böyle bir restoran 1 milyon dolara mal olacak. Açacağım restoranda kaliteli caz, folk ve oryantal formatta hard rock müzik çalınsın istiyorum. Canlı müzik yapılan restoranda, Akdeniz ve Türk mutfağı formatının dışına çıkıp, dünya mutfağına yer vereceğim. Yer arayışlarımız devam ediyor. Birkaç katlı bir yer bulabilirsek bir katını müzik okulu olarak değerlendirmek istiyoruz. Bu hem zevkli ve gelir sağlayan bir uğraş hem de müzik eğitimi almak isteyenler için bir fırsat. Böyle bir restoranın yüzde 80-90 kapasiteyle çalışması gerekiyor. Bu kapasiteye de kolayca erişebileceğimize inanıyorum.

Yayın yeri ve tarihi: Para Dergisi, Agustos 2013

Yorum Kapalıdır.