Turizm Yazarlığı Açısından İstanbul ve Turizm

Gönderi Zamanı: 21 Temmuz 2016 13:54 Okunma Sayısı:412 Kategori: Bir Zamanlar Yazmıştım

İstanbul hakkında kalem oynatan ünlü yazarların hepsi, İstanbul’un ancak ve ancak yaşanarak yazılabileceğini söylüyor.  Çünkü üç medeniyete beşiklik eden bir dünya kentini, birkaç satırla anlatmak kolay değil.

Ekonomik ve sosyal hayat açısından Türkiye’nin aynası, vitrini konumundaki İstanbul, sahip olduğu turistik değerleriyle de önemlidir. Sevindirici bir gelişme olarak, son yıllarda bu önemin artık rakamlara yansıdığına tanık oluyoruz.

Rakamlar söz konusu olunca, bazı gerçekler bilinmeden İstanbul’ un Paris’le kıyaslanmasının haksızlık olduğuna inanıyoruz. Çünkü Paris, ziyaretçilerine İstanbul’a kıyasla hem daha hem de daha kolay ulaşılabilen bir kent. Dolayısıyla,  İstanbul’ a ‘dolmuş uçak’ diye bilinen charter sefer sayısını arttırmadan, Paris kadar ziyaretçi çekmesini beklemek doğru olmaz.

İstanbul’un Antalya ile kıyaslanması da doğru bir yöntem değil. Antalya’ya gelen turist ağırlıklı olarak deniz-kum-güneş üçgenindeki tatili tercih ediyor. Gerçi son zamanlarda İstanbul’ deki bazı girişimler turiste sabah Kapalıçarşı turu, öğlen deniz imkânı sunmaya başladı.  Buna rağmen,

İstanbul’un turisti kültür ve alışveriş ağırlıklı kesimden oluşuyor. Gelir ve harcama açısından bir değerlendirme yaptığımızda İstanbul’ daki kişisel harcamaların Antalya’nın üstünde olduğunu görüyoruz.

Niyetin yerini olgular alıyor

Dünyada seyahat eden 800 milyonu aşkın insan, yılda 700 milyar dolarlık iş hacmi yaratıyor. Böylesine büyük bir hacme sahip olan sektör günümüzde ‘seyahat endüstrisi’ diye tanımlanıyor. Seyahat endüstrisi kavramı turizmi ölçülebildiği ve ölçeklenebildiği oranda yönetilebilir kılıyor.

Seyahat endüstrisinde artık niyetlerin yerini olgular alıyor. Ezbere konuşmalar yerini veriye dayalı analizlere bakalıyor. Bu ortam da doğal olarak turizm alanında uzman gazeteci-yazarlara olan ihtiyacı zorunlu kılıyor. İşte Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TUYED) böyle bir ihtiyaçtan ortaya çıktı.

Seyahat endüstrisinin gelişimi

Dünyada, özellikle seyahat endüstrisinin geliştiği Batı Avrupa ülkelerinde turizm sektörü devasa bir hacme ulaştı. Tatil olgusunun kapsadığı geniş toplum kesiminin yarattığı etkiye paralel olarak turizm yazarlığı da gelişerek kurumsallaştı.

Öyle ki, ‘Turizm Yazarlığı’ Batı Avrupa ülkelerinde alt kollarını da yaratarak önemli bir meslek haline geldi. Bu dönemdi gezi edebiyatının da önemli bir gelişme gösterdiği dikkat çekiyor. Gazetelerde turizm konusunda objektif yazıları kaleme alan gazeteciler hem okur sayılarını arttırdı hem de tüketici gözünde ‘bağımsız seyahat danışmanı’ konumuna geldi.

Ülkelerinde birer seyahat danışmanı haline gelen meslektaşlarımızla, geçen yıl Antalya’da ikincisi gerçekleştirilen Türkiye-Avrupa Turizm Konferansı’nda bir araya gelme şansı yakaladık. Konferansa konuşmacı olarak gelen Batılı meslektaşlarımızı yakalamışken, ülkelerinde turizm yazarlığını değerlendirmelerini istedik. Görüşmelerden çıkan durumun özetini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Batılı gözüyle turizm yazarlığı

Örneğin, İsviçre’ de yayımlanan “Travel Inside” ın editörü Norman C. Bandi turizm alanında yayın yapanların yaşadıkları güçlükleri anlatırken, ülkede yaşanan ekonomik durgunluğun kendilerini de olumsuz yönde etkilediğini söyledi.

Bani’ye göre, elektronik medya sürekli gelişip kar ederken,  günlük gazeteler ile sektörsel yayınların ilan ve reklam payı düşüyor. Bandi, sektöre yayın yapanların ilgili oldukları alana ilişkin organizasyon,    toplantı gibi etkinliklere yöneldiğini söylüyor.

Touristik Report Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Jürgen Scharrer, Türkiye’nin turizmde en büyük ortağının Almanya olduğundan hareketle, bu ülkedeki tüketiciler ve büyük şirketlerin ne istediklerinin iyi bilinmesi gerektiğine dikkat çekti. ‘Altyapı sorunları ve çevresinin bozukluğu otelin değerini düşürür”  diyen Scharrer,  “Türkiye hızlı büyüdü bunun da abartılmaması gerekir”  dedikten sonra, “Ancak,  hızlı büyüme tur operatörü karşısında zaaf yaratır” diye de ekliyor.

Almanya’nın önde gelen beş turizm dergisinden biri olan Travel-One’nın Baş editörü Thomas Hartung,  ülkesinde turizm yayınlarının sektörden bağımsız yayınevleri tarafından çıkarıldığı ve bu nedenle de sektöre eleştirel bir gözle bakabildiklerini söylüyor. Almanya’ deki beş turizm dergisinin farklı pozisyonlara sahip olduğunu anımsatan Hartung,  “Travel-One olarak tamamen seyahat acentelerine ve satış bürolarına yönelik yayın yapıyoruz” diyor.

Sektöre eleştirel bakabildiklerinin altını çizen Hartung,  okurlarına “Biz ürünümüzü pazarlamada size yardımcı olmak istiyoruz.  Bizden fazlasıyla yararlanabilirsiniz” mesajını verdiklerini belirtiyor. Hartung,  bağımsız olmanın kendilerine istedikleri konuyu işleme özgürlüğü verdiğini hatırlatarak “Örneğin bir sayımızda Almanya’ da fazla tartışılmak istenmeyen ama bir sorun olan ‘Ruslar’  konusunu ele aldım”  diye ekliyor.

Türkiye’de turizm yayıncılığı

Batılı meslektaşlarımızın sorun ve önerilerini öğrendik.  Şimdi de konuya Türkiye özelinde bakarak, bu alanda neler yaşandığı irdeleyeceğiz. Son zamanlarda ülkemizde gezi edebiyatı ve tatil içerikli yaymaların sayısı giderek artıyor.  Yaptığımız bir araştırmaya göre,  Türkiye’ deki turizm yayınlarının sayısı 61’e ulaştı. Bu yayınlar kendi içlerinde üçe ayrılıyor. Buna göre,  yayınlar,  kurum ve girişimcilerin çıkardığı dergiler, bilimsel dergiler ve internetten yayın yapan web siteleri şeklinde sıralanıyor.

Öte yandan,   büyük gazetelerin çoğu özellikle yaz aylarında haftada bir turizm eki vermeye başladı. Yayınların ilgi tirajlara da yansıyor, bu da turizme olan ilginin giderek arttığına işaret ediyor.

Tüketiciler için köprü

Turizm yazarlığının gelişmesi, Türkiye’den en fazla tatile çıkan tatilciyi barındıran İstanbul’da tesislerletüketiciler arasında bir köprü kurulmasına yol açıyor. Seyahat endüstrisinin en gelişmiş iki ülkesi Almanya ve İngiltere de artık  “Seyahat Danışmanlığı” diye, genellikle gazeteciler tarafından icra edilen ayrı bir meslek dalından söz etmiştik.

Seyahat danışmanlığının temel görevi de taraflar arasında sağlıklı bilgi köprüsü oluşturmak olarak özetlenebilir. Günümüzde ister tüketici/tatilci, ister yatırımcı/ girişimci olsun, ister birkaç günlük bir tatil, isterse milyonlarca dolarlık bir yatırım olsun, tüm kesimlerin bilgiye ihtiyacı olduğu yadsınamaz. Bu konuda objektif bilgiyi de sadece turizm gazetecileri, yazarları, araştırmacıları ve akademisyenleri verebilir.

Kamuoyunu etkiliyorlar

Turizm yazarlarının kamuoyu hatta hükümetler üzerindeki etkisi büyük. Somut bir örnek olarak,  son zamanlarda Batı basınında İstanbul hakkında çıkan olumlu yazılar gösterilebilir. İstanbul’a gelen ziyaretçi sayısının ivme kazanarak artmasında, İstanbul hakkında Batı meslektaşlarımızın kaleme aldığı yazıların önemli bir payı bulunuyor.

Aralarında ABD’ den  Conda   Nast Traveller, İngiltere’ den The Times, Fransa’ dan Le Monde,  Avustralya’  dan The Canbera  Times ve İspanya’ ABC’nin bulunduğu   yayınlar İstanbul’a   geniş  yer  verdi.   Bu yazıların milyonlarca dolarlık reklamdan daha etkili olduğu su götürmez bir gerçek. Çünkü İstanbul’u karış gezerek görüp duyduğunu tarafsız şekilde yansıtan Batılı gazeteciler, Avrupalı tüketiciye güven veriyor. Okuduklarının objektif olduğuna Batılı tüketicilerin aklında İstanbul’a gelmek yoksa bile yazı ve haberlerden sonra şehirle ilgili fikirleri olumlu yönde değişiyor.

Turizm yazarlığı ne değildir?

21-yazBuraya kadar, konuyu ‘Turizm Yazarlığı Açısından İstanbul’ başlığımız açısından anlatmaya çalıştık Dilerseniz, biraz da turizm yazarlığının ne olmadığını birkaç önemli başlıkla irdeleyelim:

Abartılı methiyeler dizmek turizm yazarlığı değildir!

Bazen turistik tesisler veya ülkeler, tanıtım amaçlı davetler yapıyor. Bu davete katılan turizm yazarına düşen görev, o ülke veya tesise methiyeler yapmak değildir!

Felaket tellallığı yapıp, ortalığı karıştırmak turizm yazarlığı değildir!

Bir bölgede deprem, kuş gribi gibi afetler varsa veya bir bomba patlamışsa, bunun abartılarak, hele temcit pilavı misali sürekli ısıtılarak sunulması turizm yazarlığı değildir!

Bir şirket veya kurumu batırma ve ya kurtarmaya yönelik yayın yapmak turizm gazeteciliği değildir!

Turizm yazarlığının görevleri arasında bir şirketi batırmak, batacak bir şirketi kurtarmak gibi bir “zorunluluk’ bulunmuyor.

Rakamları, kavramları önemsememek, araştırmaları es geçmek turizm gazeteciliği değildir!

Bazen birileri çıkıp milyonlarca Çinli turistin Türkiye’ye geleceğini söyleyebilir. Birileri, 7 yıldızlı tesis açacaklarını söyleyebilir. Turizm yazarının öncelikli görevi; yılda toplam kaç Çinli turistin yurtdışına seyahat ettiğini araştırıp öğrenmektir. Ayrıca, birilerinin iddia ettiği ‘7 yıldız’ kavramının dünya turizm otoriteleri tarafından üzerinde anlaşma yapılmış, tarifi yapılmış, böyle bir sınıflandırma var mı yok mu gibi konuları araştırmak da turizm yazarının görevlerinden biridir.

Yayınlandığı yer ve Tarih: İstanbul Kültür Turizm Kitabı 2007.

Yorum Kapalıdır.