Yeni Çin’i anlamak…

Gönderi Zamanı: 2 Ağustos 2013 13:04 Okunma Sayısı:286 Kategori: Son Yazılar

İster gazeteci, ister gezgin isterseniz de iş insanı olun Çin’de rahat etmek istiyorsanız onları kesinlikle kafanızdaki kalıplara sokmaya çalışmayın. İşin püf noktası Çinlilerin kendilerine özgü alışkanlık ve kültürünü anlamakta yatıyor.

Çin’le ilgili her şey sevmek ve anlamakla başladı. Davetli olarak 1 aylığına gittiğimde ülkeyi tanımanın en iyi yolunun bu olduğundan hareketle öyle yaptım. Ülkedeki ilk hafta bende sanki bazı şeyler ters gidiyormuş hissi yarattı. Pekin sokaklarında dolaşırken ‘ters’ gittiğini zannettiğim şeyin ne olduğunu anlamak için kendime sorular sorup durdum.
damaBir hafta sonra anladım ki ters giden bir şey yok! Meğer terslik kafamdaki önyargılardan kaynaklanıyormuş. Karşımda tüm çıplaklığıyla duran ülkeyi görmek yerine, sürekli imajımda yarattığım Çin’i arayıp duruyormuşum. Önyargılarımı yıkıp ‘başka’ Çin’i aramak yerine ülkenin gerçeğini anlamaya kalkınca  Çin’i anlayıp hissetmeye başladım.  Çin’in sokaklarında kafasında karikatürlere konu olmuş üçgen şapkalı insanlar göreceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Tam tersine sokaklar şık ve rahat giyinmiş insanlarla dolup taşıyor.
Çinliler rahat ama ülke hapşırınca dünyanın nezle olduğu  bir gerçek. Nitekim geçen haftalarda açıklanan Çin’in yüzde 7.5’lik büyüme rakamı, tahminler paralelinde olmasına rağmen global piyasaları epey korkuttu. Ancak, büyümenin yavaşlaması sokaktaki Çinliyi hiç de endişelendirmiyor. Tam tersine Pekin sokaklarında dolaşırken insanların yüzlerinden yarınından endişe etmeyen, sürekli gülümseyen, mutlu olduklarını rahatlıkla okuyabiliyordum.

Bu mutlu insanlara çekinmeden yaklaşıp “Ninhao” (merhaba) diyebilirsiniz. Hele hele karşınızdaki  genç bir kızsa ona “Ninhao Meinü” (merhaba güzel kız) diye de seslenebilirsiniz. Onları bu deyime cumhurbaşkanları Şi Jinping alıştırdı. Cumhurbaşkanı Şi, bir televizyon programında milyonların önünde genç bir kıza “Meinü” diye hitap ederek, bir devlet adamının gerektiğinde samimi ve mutevazı sözler sarf edebileceğini de halkına gösterdi.

meinulerAnlamak işi kolaylaştırıyor
İster gazeteci, ister gezgin isterseniz de iş insanı olun Çin’de rahat etmek istiyorsanız onları kesinlikle kafanızdaki kalıplara sokmaya çalışmayın. İşin püf noktası Çinlilerin kendilerine özgü alışkanlık ve kültürünü anlamakta yatıyor. Örneğin bizde asansörlerin içindeki kullanma talimatlarının maddeleri 1 en üste olacak şekilde aşağıya doğru sıralanıyor. Çin de ise tam tersi 1 en altta diğer rakamlar onun üstünde sıralanıyor. Burada hangisinin doğru olduğunu tartışmak yersiz, çünkü ikisi de doğru. Çinli maddeleri asansörün aşağıdan yukarıya çıkışından hareketle en altta 1 olmak üzere sıralıyor. Çinlileri başka milletlerle kıyaslamayı bırakıp anlamaya çalıştığınızda işiniz son derece kolaylaşıyor.
İpek Yolu’nun kadim tüccarı atalarının ticaret yeteneğini genlerinde taşıyan Çinlilerin girişimcilik ruhu da had safhada. Pekin sokaklarında gezerken gördüğüm seyyar satıcı sayısı İstanbul’dakilerden ikiye hatta üçe katlayacak düzeydeydi. Kadını erkeği yaşlısı genci herkes bir şeyler satmanın peşinde.
Tadamadan bilemezsiniz
KahvaltiTürkiye’den Çin’e gidenler ilk başta yemekler konusunda ciddi bir endişe yaşıyor. Ancak, bu noktada da önyargılarımız yıkıp yemeklerini denemeye kalktığımızda endişemizin yersiz olduğunu görüyoruz. Çin yemekleri arasında görüntüsü değil ama lezzeti birbirine benzeyen birkaç çeşit yemek var. Bunlardan en yaygını bizim mantımızdan biraz daha büyük olarak hazırlanan “Jiao Zi -çiavzı”  yemeği. Restoranlarının tümü deyim yerindeyse  tabakları silme doldurup “bol kepçe” hizmet veriyor. Cüsse olarak küçük insanların bir oturuşta hepsi ağzına kadar dolu 5-6 tabak yemeği nasıl bitirdiklerine sürekli hayretlerle izleyip durdum. Bu arada sabahları yol üstündeki seyyar börekçiler kahvaltıcıların yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.

 

 

metroMetroya çabucak alıştım
Pekin’de trafik sıkışıklığı İstanbul’u aratmıyor. Her ne kadar sıkışık trafiğe şerbetli olsam da ulaşımda tercihimi metrodan yana kullandım. 20 Yuen (TL karşılığını kolay bulmak için üçte birini baz alın) verip bir kart aldım, karta da 30 Yuenlik kontör yüklettim. Gece-gündüz dolaştım yetti.
Yeni Çin’den bahsetmek istediğimden ‘eskiden şöyleymiş’ gibi bir cümle kurmak istemiyorum. Metrolarının biraz dikkatli olan herkes tarafından kolayca alışılabilecek şekilde tasarlandığını gördüm. İstasyonların adlarını ve haritalarda Çincenin yanı sıra İngilizce de yazmışlar. Bazı hatlarda belli istasyonlarda sağ, bazen de sol kapılar açılıyor. Ancak, kapının üstündeki ışığı izlerseniz hangi kapının açılacağını kolayca anlarsınız. İnmek istediğiniz durağa gelmeden önce “Şu durağa gelmek üzereyiz” diye önce Çine sonra İngilizce duyurular yapılıyor. Dolayısıyla telaş etmenizi gerektirecek bir durum yok. Sadece metronun saat 23:00’e kadar çalıştığını aklınızdan çıkarmayın yeter!

Parklarda hala spor yapıyorlar
Sabah SporuÇinlilere özgü sabah sporu geleneği hala devam ediyor. Sabah parklarda buluşan genelde yaşlı ve orta yaş grubundan insanlar sürekli birlikte spor yapıyor. Davetlisi olduğum Çin Uluslararası Yayın Grubu’ndaki (CIPG) arkadaşların da bizim saat 10’daki çay molamız gibi yine gruplar halinde spor yaptıklarına tanık oldum.
TV programları bazı konularda Türkiye’dekileri aratmıyor. Ses yarışmasından bilgi yarışmasına, evlilik programından ‘Soup Opera’ denen suya tirit programlara kadar ne ararsanız bulabilirsiniz. Bu arada sürekli devrim filmleri yayınlayan da, belgesel izleten kanallar da yok değil.
Ürkeklik ve hayranlıklar
Çin’de topu topu 1 ay gibi son derece kısa kalan bir gazeteci olarak “Çin uzmanı” olmuş gibi ahkam kesmek istemem. Ancak, dikkatimi çeken bir-iki gelişmeyi de paylaşmak isterim. Yanılıyor da olabilirim ama sanki Çinli gençler arasında Batı hayranlığı biraz gelişiyor gibi geldi. Gençler batılılara özenip onlar gibi giyinip onlar gibi yaşamak için çabalıyor izlenimi edindim.
Yabancılarla evlenmeler de neredeyse moda haline gelecek gibi görünüyor. Yabancılara bir yandan hayranlık duyuyorlar bir yandan da “Ben bunun ne dediğini anlayamam” gibisinden düşünceye sahipler. Bu saptamayı yaşadığım birkaç örnekten yola çıkarak yapıyorum. Çoğu kez Çinlilerle İngilizce konuşmaya çalıştım üstelik anlattıklarımı da mimik ve işaretlerle de destekledim. Buna rağmen sanki daha ben ağzımı açarken “Tamam ben bu adamın ne diyeceğini anlamayacağım” gibi düşünüp kendilerini kapatıyorlar. Ben de sürekli onları “Dostlar, anlamaya çalışın en azından deneyin” diye sürekli cesaretlendirmeye çalıştım. Bazen başarılı da oldum…

Yorum Kapalıdır.