Çin halkı neden ‘kırmızı’ sever?

Çin’den karelere baktığımızda kırmızı renginin bariz şekilde öne çıktığını görüyoruz. Çin ve kırmızı rengi birbiriyle adeta bütünleşmiş gibidir. Kırmızı batı ülkelerinde tehlike ifade ederken, Çin’de mutluluk, kazanç ve şans getiren bir renk olarak kabul ediliyor. Çin halkının kırmızı sevgisi nereden geliyor diye merak ediyor musunuz? Ediyorsanız buyurun birlikte göz atalım…

Konuyu ararştırırken Alman Wolfram Eberhard’ın ünlü eseri “Çin Simgeleri Sözlüğü” kitabından da yararlandık. Eberhard, her anlamda ileriyi gören Atatürk’ün 1935 yılında Ankara’daki Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde (DTCF) kurduğu Sinoloji Enstitüsü’nün başına 1937’de geçti ve burada önemli çalışmalara imza attı.

Eberhard’ın Çin üzerine yazdığı ve alanında önemli bir başvuru kaynağı olan “Çin Simgeleri Sözlüğü” kitabında Çin’in kırmızı rengiyle ilişkisi hakkında özetle şunları yazıyor: “Kırmızının, tarih öncesi çağlarda bile, ‘hayat veren’ renk olarak kabul edildiği zannedilmektedir. Kırmızı, yazın, güneyin ve eski Zhou (MÖ 1050-256’ya doğru) diyarının rengidir. Bu ‘Kırmızı Çağ’da, kırmızı giysiler, memurların başlıklarında kırmızı püsküller, kırmızı mühür şeritleri, atlar, bayraklar, kurbanlık hayvanlar vardı. Her şey Kırmızı Karga’nın görünmesiyle başlamıştı. Bu eski halk inanışı günümüzde de yaşamaktadır. Çin tiyatrosunda, kırmızı yüzlü kişi ulu bir kişidir ve çoğu zaman savaş tanrısı Guan Yu’dür.”

Eberhard’ın sözünü ettiği Guan Yu, 1700’lerde sıradan bir generalken sonra kutsal bir general, üç talih tanrısından biri haline gelmiş. Guan Yu, tapınaklarda elinde bir mızrak, kırmızı yüzlü ve uzun sakallı bir kişi olarak tasvir ediliyor. Üç Krallığın Hikâyesi adlı klasik romanda da tasvir edilen bu komutanı her Çinli iyi bilir. O’nun zenginlik ve ailelere çocuk bahşettiğine inanılıyor. Dolayısıyla kırmızı aynı zamanda zenginliğin de rengi olarak biliniyor…

 

Eskiden yetişkin kadınların yanaklarına yaptırdıkları kırmızı nokta bir güzellik simgesiydi. Tapınakta ilahi yardım için dua edilirken, bir heykelin boynunun etrafına veya sunağın bir yerine ‘kırmızı ip’ bağlama adeti varmış. Kırmızı ve yeşil, hayatın renkleri olduğundan bileşimleri de önemlidir. Bir romanda, birçok kızın şeftali ağacı çiçekleri kadar kırmızı ve sevilmeye hazır oldukları, bazılarınınsa söğüt ağaçları kadar yeşil oldukları ve onlara sadece acına bilineceğini yazılır. Burada ‘acıma’ sözcüğü, erkeklerin genç kızlara olan hislerini anlatırken kullandıkları bir anlamı ifade ediyor.

Eski yazılarda kırmızı etekli ve yeşil çoraplı, yani çok genç olan, kızlardan çok sık söz edilir. ‘Kırmızı lambalar, yeşil şarap’ cümlesi meyhanelerdeki hayatı tasvir eder. ‘Kırmızı ve yeşil,’ Çin resminin simgesel formülüdür. ‘Kırmızı ve beyaz’ ise evlilik ve cenaze törenlerine gönderme yapan bir cümledir. Romanlarda da güzel bir kadının kırmızı dudakları ve beyaz dişlerinden hep beğeniyle söz ediliyor.



Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.