Herşey Koronoptikon ile kontrol altında!

Ülkeler, uygulama ve veri ağlarından faydalanarak salgını, bu arada vatandaşlarını takip ediyor. The Economist Dergisi, Koronoptikonun yükselişini kapak haberi yaptı.

Derleyen: Kaan ATALAY- Çin anakarası ve Güney Kore’de yeni Covid-19 vakalarının sayısı günde 100’ün altına indi; Hong Kong, Singapur ve Tayvan’da ani yükselişler zaten hiç yaşanmadı. Şimdi bu ülkelerin hepsi aynı sorunla karşı karşıya: Mevcut kontroller gevşetildiğinde vaka sayılarında kaçınılmaz olanlar dışında bir artışın önüne nasıl geçilecek? Öyle görünüyor ki söz konusu ülkelerin tamamı bu zorlukla başa çıkmak için bilişim teknolojisine bel bağlamış durumda.

Çabalar dünyanın geri kalanında olduğu gibi deneysel; başarısızlığın yanısıra olumsuz yan etkiler yaratma riski taşıyor, özellikle de sivil özgürlükler üzerinde. Fakat şöyle bir sorun da var: salgın sırasında yaklaşık 2.5 milyar insan karantina altına alındı ve bunların sadece küçük bir bölümü enfekte oldu ya da olacak, dolayısıyla hastalığa karşı bağışıklık kazandı ya da kazanacak. Kısıtlamalar kaldırıldığında geri kalanların izlenmesi gerekiyor—hem kendi iyilikleri hem de etraflarındaki insanların iyiliği için.

 

 

 

 

 

 

 

Kullanılan araçları üç kategoride ele almak mümkün. İlki belgeleme, yani teknolojiyi insanların nerede olduğunu, daha önce nerelerde bulunduğunu ve hastalık statüsünü tanımlamak için kullanmak. İkinci yöntem modelleme, yani hastalığın nasıl yayıldığının açıklanmasına yardımcı olmak amacıyla veri toplamak. Üçüncü olarak da temas takibi, yani enfeksiyon kaptığı bilinen insanlarla daha önce teması olmuş kişilerin saptanması.

Belgelemede işin büyük bölümü karantinayla ilgili: telefon araması ya da ev ziyaretlerini yerine sanal kontrol alıyor. Hong Kong, WhatsApp’ı kullanıyor. Güney Kore ise karanti şartları ihlal edildiğinde resmi görevlileri alarmla uyaran özelleştirilmiş bir uygulamadan yararlanıyor. 21 Mart itibarıyla karantina altındaki 10 bin 600 insanın yüzde 42’si bu uygulamayı kullanıyordu. Farklı bir yaklaşım benimseyen Tayvan, baz istasyonlarından topladığı verileri kullanarak karantina altındaki insanları takip ediyor. Belirlenen sınırların dışına çıkan biri tespit edildiğinde sistem söz konusu kişiyi bir mesajla uyarıyor ve görevlilere haber veriyor. Güney Kore’de telefonsuz karantina dışına çıkanlara para cezası uygulanıyor, hapis cezası da yolda

Ayrıca telefonlar sadece devlete değil, üçüncü partilere de veri yollayabiliyor. Çin’de eyalet yönetimleri tarafından geliştirilen, Alipay gibi ödeme, WeChat gibi mesajlaşma uygulamaları vasıtasıyla kullanılan Health Check bunun bir örneği. Alipay, 200 şehirde bir çok insanın daha serbest hareket edebilmek için Health Check’ten faydalandığını söylüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) de benzer bir MyHealth uygulaması geliştirdiği belirtiliyor.

Modelleme için veri bol. Cep telefonu şirketleri, tüm abonelerinin nerede olduğunu aşağı yukarı biliyor. Bytedance, Facebook, Google ve Tencent gibi Internet şirketleri milyarlarca kullanıcılarının nerede ne yaptığı hakkında muazzam miktarlarda veri topluyor.

Modellemeciler, bu şirketlerden aldıkları verilerle hastalığın yayılımına dair gayet hassas öngörüler geliştirebilir. Devletler de aynı verilerden faydalanarak uyguladıkları politikaların belirli bir bölge ya da şehirde ne kadar başarılı olduğunu kontrol edebilir.

Almanya’da Deutsche Telekom, devlet kamu sağlığı kuruluşu Robert Koch Enstitüsü’ne bireylerin tespit edilmesine izin vermeyecek şekilde veri aktarıyor. Britanya’da da hükümet benzer bir veri erişimi için cep telefonu operatörleriyle görüşmeler yapıyor. İnsanların nerede ne yaptığı hakkında tüm şirketlerden daha fazla şey bilen Google da modellemeciler ve devletlere yardımcı olmak için yeni yollar aradığını açıkladı. Bu arada, dijital sistemlerden gelen verileri kullanarak insan davranışlarını inceleyen bilgisayara dayalı sosyal bilimciler de epidemiyolojik modellere katkıda bulunmanın yollarını araştırıyor.

Veri kullanımı, modelleme ve politika geliştirmenin ötesine geçip bireylerin hastalığı nasıl kaptığını belirlemek üzere doğrudan takip edilmesine dönüştüğünde iyice endişe verici hale geliyor. Bu temas takibi, önemli bir kamu sağlığı aracı haline gelebilir. Modern terörle mücadele taktiklerini anıştıran bu uygulama, şu anda, hükümetler tarafından Covid-19’la mücadele kapsamında ne ölçüde kullanılıyor, bunu kimse bilmiyor. Muhtemelen hiç bir zaman da bilemeyeceğiz çünkü devletler terörle mücadelede de yararlandıkları veri toplama ve kullanma yetki, yöntem ve süreçlerini “düşmana koz vermemek” gerekçesiyle asla açıklamak istemeyecek.

Örneğin 16 Mart’ta İsrail hükümeti, iç güvenlik örgütü Shin Bet ve polise enfekte olanların cep telefonları için takip ve erişim yetkisi verdi. İlk başta İsrail Yüksek Mahkemesi bu yetkiye sınırlama getirdi ama parlamento denetimi sağlandıktan sonra yetki tam anlamıyla kullanılmaya başlandı. Güney Kore’de de temas takibi için otomatik veri kullanımına izin veren bir sistemin 16 Mart’ta uygulamaya konmasıyla temas takibi süresi 24 saatten 10 dakikaya düşürüldü. Benzer uygulamaların hastalık riskini azaltacağı vaadiyle aşağıdan yukarı, şahısların gönüllü katılımı sayesinde inşa edilmesi de mümkün, hatta bu yönde girişimler de mevcut.

Covid-19 acil ve radikal önlemler, aynı zamanda iki haftadan sonrasını görebilen bir akıl yürütme gerektiriyor. Eğlence, kolaylık, bağlantı ve güvenlik için kurulmuş bilgisayar ağları, öyle görünüyor ki, bu süreçte hem şahısların hem de bir bütün olarak nüfusun tepkilerini koordine etmek amacıyla kullanılabilecek bir sensör ağına dönüşüyor. Devletler, şirketler panoptikonun yeni güçlerini keşfediyor ve uygulamaya koyuyor. Gözlerinizi üzerlerinden ayırmayın…



Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.