Tavşan Tanrı, Beijing’in İmaj Elçisidir

Ming ve Qing hanedanlıklarından başlayarak Çin Cumhuriyeti (1912-1949) dönemine kadar Beijing’de muhtelif tarzlarda Tavşan Tanrı heykelciği yapan ve satan çok sayıda atölye vardı.

Antik Çin geleneklerine göre, Güz Ortası Festivali sırasında tüm aile birlikte yenecek bir yemek için bir araya gelir. Yemekten sonra dualar okunur ve hep birlikte ay izlenir. Beijing ve çevresinde aya tapınmanın yanısıra ay kekleri, kavunlar ve başka adaklar sunma ritüeline de rastlanır.

Ayrıca insanlar kendilerine barış ve iyi şans getirmesi için Tavşan Tanrı’nın kilden yapılmış heykelciğine saygılarını sunar. Tavşan Tanrı’nın tavşan-insan suretinde olduğuna inanılıyor. Çin mitolojisine göre, ayda yaşayan bir tavşan varmış. Tavşan her gün Batı’nın Ana Kraliçesi’ne bitkisel ilaçlar hazırlarmış. Bir yıl Beijing’de ciddi bir salgın başgöstermiş ve bir çok insan ölümün eşiğine gelmiş. Böylesi bir kriz karşısında tavşan kendini insana dönüştürmüş, yeryüzüne inmiş ve insanları iyileştirmiş, böylece Beijing’i büyük bir felaketten kurtarmış. Tavşanın yaptıklarına duyduğu minnetin göstergesi olarak Beijing halkı her Güz Ortası Festivali’nde tavşan başlı, insan bedenli kilden heykelcikler yapmaya ve buna tapınmaya başlamış. Bu halk geleneği yüzlerce yıldır devam ediyor. 2009’da kilden Tavşan Tanrı heykelcikleri yapma el sanatı Beijing’in manevi kültür mirası listesine dahil edildi.

Tavşan Tanrı’nın kökleri, antik aya tapınma geleneklerine kadar geri gidiyor. Çin mitolojisine göre, Chang’e olarak bilinen Ay Tanrıçası, yeşim bir tavşan ve bir osmantus ağacıyla birlikte bir ay sarayında yaşıyordu. Bu yüzden Çin kültüründe Chang’e, yeşim tavşan ve osmantus ağacı, ay için birer metafor olarak kullanılabilir. .

Beijing Tavşan Tanrı heykelcikleri geleneksel olarak kilden yapılır. Bazıları kalıpla hazırlanır, diğerleri el yapımıdır. Antik kayıtlara göre, her yıl Güz Ortası Festivali sırasında şehir sakinleri lösten süslü tavşan figürleri yapar ve bunları satardı. Heykelciklerin bazılarına hoş kumaşlardan kıyafetler giydirildi; diğerlerinde de Tavşan Tanrı zırhıyla, kaplan sırtında ya da otururken resmedilirdi. En büyük heykellerin yüksekliği 1 metreyi bulurken küçük heykellerin boyu 30 santimi aşmazdı.

Tanrı heykelciliği

Ming ve Qing hanedanlıklarından başlayarak Çin Cumhuriyeti (1912-1949) dönemine kadar Beijing’de muhtelif tarzlarda Tavşan Tanrı heykelciği yapan ve satan çok sayıda atölye vardı. Güz Ortası Festivali zamanı yaklaştığında şehrin önde gelen ticaret bölgelerinde sokakların iki yanına her ebatta Tavşan Tanrı heykelcikleri satan tezgahlar kurulurdu.

Tavşan Tanrı’ya saygılarından insanlar Tavşan Tanrı heykelciğini satın alma eylemini “Tavşan Tanrı’yı eve davet etmek” olarak adlandırırdı. Güz Ortası Festivali gününde aileler birlikte akşam yemeği yer ve sonra ayın çıkmasını beklerdi. Ay göründüğünde ailenin kadınları bir aya tapınma ayini düzenlerdi. Avlunun güneydoğu köşesinde bir masa kurulur, masanın üzerine mumlar, ay kekleri ve meyveler konur, en önemlisi Tavşan Tanrı’nın yüce heykelciği yerleştirilirdi. Ayin tamamlandıktan sonra aile meyveleri ve kekleri yer, Tavşan Tanrı heykelciği de çocukların oyuncağı olurdu.

Heykelcikler kilden yapıldığı için çok narindi ve kolayca kırılırdı. Kendi kendine dağılmasa bile heykelcik her yıl Çin Yeni Yılı’ndan önce kasten kırılırdı, geçmiş yılın tüm olumsuzlukları ve mutsuzluklarından kurtulmak için ve yeni yılın sağlık getirmesi amacıyla. Ardından, bir sonraki Güz Ortası Festivali’nden önce, insanlar bir kez daha Tavşan Tanrı heykelciğini evlerine “davet ederdi”. Tavşan heykelciği insanların iyi niyetlerini sembolize ettiği için zamanla bir mutluluk nişanı haline geldi.

Yeni bir imaj

Tavşan heykelciğinin ortaya koyduğu şey güç ve güven. Çok zarif ayrıntılar  barındırması, şans ve iyi talih sembolü olmasından dolayı yaşlılara çocukluklarını hatırlatan heykelcikler, çocukların da merakını çekiyor. Tavşan Tanrı’nın geleneksel tapınaklardaki mevcudiyeti herkes tarafından memnuniyetle karşılanıyor. Aynı zamanda, Tavşan Tanrı’nın geri dönmesinden sonra, Shaanxi eyaletinin Fengxiang kentinden genç bir adamın gözleri karlı bir iş fırsatı yakalamış olması ihtimali nedeniyle parıldamaya başladı.

Fengxiang, geleneksel Çin heykelcikleri el sanatının merkezlerinden biri. Burada Hu Pengfei adında genç bir adam, kilden heykellere sevdalandı ve hayatı boyunca hayal ettiği şeyi gerçekleştirmek için 19 yaşında Beijing’e gitmeye karar verdi. Kilden heykelcik yapma işine tutkuyla bağlı olan Hu, kısa sürede Beijing halkının kilden Tavşan Tanrı heykelciklerini çok sevdiğini fark etti.

Heykelcikleri üretecek zanaatkar sayısı yetersiz olduğu için bu el sanatının tekniklerini öğrenmeye başladı, bunlara dair malzeme ve resim topladı, deneyimli sanatçılardan dersler aldı. El sanatını öğrendikçe bu şirin küçük tavşanı daha çok sevmeye başladı.

Hu, geleceğinin Beijing’de olduğuna kanaat getirdi. Bir kaç ortakla birlikte açtığı ofisle başlayan şirketi, kısa sürede yüzlerce insanın çalıştığı bir fabrikaya dönüştü; bunların arasında ürünlerin tasarım, pazarlama ve ar&ge’sinden sorumlu profesyonellerden oluşan çekirdek bir ekip de bulunuyordu. .

Beijing’e gelen turistlerin bir çoğu genellikle hatıra eşyası olarak Tavşan Tanrı heykelciği satın alıyor. Heykelcik Beijing’in temsil ettiği gibi insanlara iyi şans da getiriyor. Tavşan Tanrı’yı pek iyi bilmeyen gençler, tavşanın geçmişi, tarihi ve kültürel önemi hakkında araştırmalar yapıyor. Bazı insanlar da Tavşan Tanrı’yı farklı yorumlamanın ve ona yeni bir anlam kazandırmanın yeni bir yolunu buldu. Bunun sonucunda sayısı ve popülaritesi artmaya devam eden kilden tavşan, Beijing’in marka elçisi haline geldi.

Gelecek nesillere aktarmak

Hu’nun stüdyosu, çalışma ve ürün sergi alanı olarak ikiye bölünmüş. Sergi alanında Tavşan Tanrı heykelciklerinin yanısıra üzerinde Tavşan Tanrı resmi bulunan ürünler yer alıyor. Odanın ortasında, üzerinde rengarenk boyalar ve bitmemiş heykelcikler bulunan uzun bir masa var. Atölyeye gelen ziyaretçiler istedikleri takdirde tavşanlardan birini boyamayı deneyebiliyor.

Hu’ya göre, bir halk sanatının canlılığını koruması için yenilikçi olması gerekiyor. “Bizim yenilikçiliğimiz kendini iki cephede gösteriyor: ilki tasarım, burada sergilenen bir çok yeni tasarımımızda görebileceğiniz gibi; diğeri de el sanatı teknikleri” diyen Hu bir heykelciği eline alarak anlatmayı sürdürüyor: “Tavşanlar kilden yapılmakla birlikte, Fengxiang kil el sanatlarından esinlenerek kil karışıma pamuk eklediğimiz için şekil verme aşamasında kil kolayca kırılmıyor ve güneşte kurutulduktan sonra daha sağlam oluyor. Elle boyama işleminde de rengin daha dayanıklı olmasını sağlayan bir takım değişiklikler yaptık.”

İşin bir parçası olarak Hu, liseler ve ilkokullarda dersler veriyor, çocuklara Tavşan Tanrı el sanatının kültür ve tarihini öğretiyor. Ayrıca Hu’nun şirketi, çocuklara yönelik etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Hu, daha fazla çocuğun Tavşan Tanrı sanatını öğrenmesini sağlayarak el sanatının estetiğini, imalat becerisini ve bu kadim heykelciğin temsil ettiği halk inançlarını yeni nesillere aktarmayı umut ediyor.

Kilden Tavşan Tanrı heykelciği, Beijing’de Güz Ortası Festivali’ne ilişkin halk kültürünün sembollerinden biri ve halk sanatçılarının özgün yaratıcılığının bir ifadesi. Ayrıca bu sevimli ve eğlenceli unsuru yeniden bir araya gelmeyi simgeleyen festivale dahil eden Beijing halkının da iyimser ve nüktedan mizacının somut bir dışavurumu.

Tavşan Tanrı’nın Bindiği Hayvanlar Ne Anlama Geliyor?

  • Beyaz bir filin üzerindeki Tavşan Tanrı: Fil anlamına gelen Çince karakter, şans anlamına gelen karakterle aynı fonetik sese sahip; dolayısıyla bu kompozisyon, iyi şans anlamına geliyor.
  • Sarı bir kaplanın üzerindeki Tavşan Tanrı: Kaplan tüm hayvanların kralı olarak kabul edildiği için bu, işlerin büyümesi ve insanlarla yoğun bağlantı içinde olmak anlamına geliyor.
  • Bir Qilin’in üzerindeki Tavşan Tanrı: Bu mitik yaratığın Konfüçyus’un doğduğu gün Konfüçyus’un ailesinin evinin kapısında belirdiği ve bir bilgenin doğumunu haber veren satırlar içeren bir kitap kustuğu anlatılıyor. Dolayısıyla bu tasarım, kapsamlı bilgi ve akademik başarı anlamına geliyor.
  • Bir su kabağının üzerindeki Tavşan Tanrı: Çince’de su kabağı karakteri, iyi talih ve üst düzey resmi makam karakterleriyle aynı sese sahip. Dolayısıyla bu tasarım iyi şans ve mesleki başarı dileğini ifade ediyor.

(Kaynak: Jiao Feng’in China Today Türkiye’deki haberinden özetlenmiştir)



Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.