Wa Diyarının Güzellik ve Sükuneti Büyülüyor

Güzelliğiyle nefes kesen Cangyuan Wa Özerk İlçesi, Çin’in güneybatısında Yunnan eyaletinin Myanmar’la olan batı sınırı boyunca uzanıyor. Çin’in iki Wa özerk ilçesinden biri olan Cangyuan’a “Sonsuz İlkbahar Şehri” de deniyor.

Bölge o kadar dağlık ki düz arazi bulmakta zorlanıyorsunuz. Her taraf muhtelif bitki ve hayvanlarla dolu. Ayrıca ilçede geleneksel kültürünü ve yaşam tarzını yüzlerce yıldır sürdüren iyi korunmuş köyler bulunuyor. Bunlar, insan ve doğanın uyum içinde nasıl bir arada yaşayabileceğinin canlı örnekleri.

Bu bölgeye özgü, caryota urens veya caryota obtusa adıyla bilinen bir ağaç türü, ulusal düzeyde ikinci derece koruma altına alınmış nadir bir bitki. Bölgede caryota obtusa ağaçlarına Wa halkının yaşamını betimleyen Cangyuan sarp kayalık resimleri eşlik ediyor. Mesela iki büyük kayanın üzerindeki resimler, doğanın iki güzel yasasını tasvir ediyor: Doğa yaşamı yaratıyor ve yaşam da tarihin temelini oluşturuyor. Wa halkının ataları dağların derinliklerindeki sarp kayalıkların üzerine günlük yaşamlarından manzaraları resmetmiş. Bunların arasında avcılık, çobanlık, köy hayatı, dans, akrobasi ve dini adak manzaraları yer alıyor. Uzun süre önce unutulmuş bir yer ve zamana göz atma imkanı veren bu resimlerin yapısı gayet basit; hayvanlar ve insanlar gayet canlı bir şekilde betimleniyor.

Bankao Köyü’nün 13 No.’lu Grubu’un bütünleşik bir şekilde tasarlanmış evleri, Cangyuan’ın etrafını saran dağ manzarasını süslüyor.

Wa etnik grubunun kökenlerine dair sözlü gelenekler, dünyanın nasıl başladığına dair bir hikaye olan Sigangli destanında naklediliyor. Hikayede insanların atalarının mağaralardan çıktığı anlatılıyor. Zaten Wa dilinde “sigangli” kelimesi, mağaradan çıkmak anlamına geliyor.

15 farklı noktada keşfedilen kaya resimlerinden birine bilimciler tarafından “Mağara Hayatı Resmi” adı verilmiş. Resimde etrafında çok sayıda kaya katmanı bulunan bir açıklıktan dışarı çıkmak için mücadele eden insanlar ve mağara ağzına dizilmiş onları izleyen insan kalabalıkları tasvir ediliyor.

 

Tiankeng’in muhafızları

Cangyuan’ın Bankao köyü, 17 gruptan oluşuyor ve bunların biri caryota obtusa ormanı vadisinde yaşıyor. Geleneksel Wa halkının konutları, ayaklı evlerden oluşuyor ama bu vadideki evler sazdan yapımamış. Bu evler, yöre halkına konforlu ve dört dörtlük yaşam alanları sunmak amacıyla devlet tarafından tasarlandı ve inşa edildi.

Dans, her zaman Wa kültürünün bir parçası oldu. Bankao köyünde yapılan düğünlerde tipik bir Wa evinin avlusunda bir tören düzenleniyor. Törene dağlardan aşağı kıvrılarak akan nehirleri andıran bir müzik eşlik ediyor; basit bir ritmle başlayan bu müziğin sözlerini takip de etmek kolay. Çoğu siyah bir elbise ve kolları, göğsü, manşetleri ve etekleri gümüş boncuklarla süslenmiş nakışlı bluzdan oluşan geleneksel kıyafetler içindeki insanların bir kısmı şarkı söylemeye başladığında diğerleri da dans ederek onlara katılıyor.

Cangyuan’daki tarih öncesi kaya resimleri.

İnsanlar başlarını genellikle renkli bir kumaş parçasıyla örtüyor ve boyunlarına, çaprazlamasına, püsküllü, beyaz nakışlarla işlenmiş çantalar asıyor.

Ayrıca büyük yuvarlık küpeler, gümüşten yapılmış büyük, kalın bir kolyeyle birlikte çok sayıda ince kolye ve üzerlerine muhteşem desenler işlenmiş enli bilezikler takıyorlar.

Dans ederken, insanların bedenlerinin hareket etmesiyle birlikte dört bir yana gümüşi ışıklar saçılıyor. Kadınların taktığı mücevherler, kaya resimlerinde betimlenenlere çok benziyor. Erkeklerin kıyafetleri ise zaman içinde çok değişmiş; şu anda daha ziyade Han erkeklerinin kıyafetlerine benziyor.

Tainkeng (büyük obruk) köyden görülebiliyor. Cangyuan’da bu tür yedi obruk bulunuyor. Obruğun tepesinde durduğunuzda dibini göremiyorsunuz. Obruklara ilişkin bir çok efsane anlatılıyor. Günümüzde Bankao köyünde sağlık hizmetleri ve eğitim ücretsiz; yöre halkının günlük yaşamı, Çin’in diğer köylerindekinden farksız; tüm günlük tüketim ürünlerine, modern hayatın cep telefonu, bira, otomobil gibi tüm imkanlarına erişim mevcut.

Köyde günlük yaşam

Wa dilinde bulutlar ve sisle çevrili yer anlamına gelen Wengding, 400 yıllık tarihe sahip bir dağ köyü. Geçmişte Wa halkı uzak bir bölgede yaşıyor ve tarımda ilkel kes-yak yöntemleri kullanıyordu. 1949’da Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra insanların yaşamı toplumsal modernizasyonla birlikte kısa sürede değiştiyse de eski, geleneksel tarz çeşitli veçheleriyle ayakta kaldı. Antik Wengding köyü, Wa halkının geleneksel mimari tarzının yanı sıra kadim gelenek ve göreneklerini neredeyse olduğu gibi korudu.

Wa halkının konuştuğu dilin kendine özgü bir yazısı yok; şeyleri, sayıları kaydetmek, mesaj iletmek için nesneler ve ahşap kullanılıyor. Tanrıça totem direğinde dağlar ve nehirler, yemek ve buluşma görgü kuralları, ekim ve hasat, her daim yanan ocak ve çalan davulların kaydı tutuluyor.

Ateş çukuru, Wa halkının evlerinde, oturma odası, mutfak ve yemek odası olarak kullanılan alan; misafirler de burada ağırlanıyor. Ateş çukurunun girişinin güneyinde sadece ev sahibinin oturabileceği bir yer bulunuyor. Yerel adetlere göre, erkek misafirler eve kadın misafirlerden önce giriyor. Ateş çukurunda her zaman yanan ve sönmesine asla izin verilmeyen bir ateş oluyor. Wa halkı ateşe taptığı için her evde mutlaka bir ateş çukuru bulunuyor. Yeni Yıl Günü’nden sonra yakılan ateş, bir sonraki yıl başına kadar kesintisiz yanıyor. Yeni yıl kutlamaları sırasında ateş söndürülüyor ve yeniden yakılıyor. Her yıl köyün dışındaki vahşi doğanın uzak bir yerinden yeni bir ateş getiriliyor. Bu adet, dağın ve suyun ruhunu almanın bir sembolü. Her yıl yeni ateş yakma töreni, köyün saygın yaşlıları tarafından yürütülüyor.

Krişler boynuz şeklinde

Antik Wengding kabilesi için yaşam gün batımıyla başlıyor, güneşin batmasıyla birlikte sona eriyor. Günlük yaşam, tahıl ekmek, kümes hayvanlarını beslemek, pamuk dokumak, kıyafet dikmek, ateş çukurunun başında oturmak ve yemek pişirmekten oluşuyor. Geleneksel olarak insanlar bambu ve ahşaptan yapılmış evlerde oturuyor; evlerin çatısında da kalın ayrık otu katmanları bulunuyor. Ahşap sırıklarla açılan küçük bir pencereden uzun ahşap merdivenlerle çatıya tırmanılıyor ve gerektiğinde çatıdaki otlar bu yolla düzenleniyor, tamir ediliyor. Wa halkının öküz totemlerine taptığını evlerinin tasarımından anlayabiliyorsunuz.

Wa halkının Wending köyündeki geleneksel ayaklı evleri.

Yaşlıları ve gençleri koruması için dış tarafında boynuz şeklinde kirişleri olan evlerin ahşap bir zeminle ayrılan alt katında da güneşte kurutulması gereken şeyler depolanıyor ve çiftlik hayvanları yaşıyor. Dışarıda küçük avluyu alçak bir taş duvar çevreliyor. Duvarın ötesinde de o evi köydeki diğer evlere bağlayan bir taş patika ağı bulunuyor. Köyün bittiği yerde küçük ahşap kulübeler var; bu kulübelerin üzerinde durduğu ayakların alt kısmı yemyeşil yosun bağlamış. Köyde geceleri kapılar yarı açık bırakılıyor.

Wengding köyünün merkezinde Wa dilinde Sala Evi adı verilen basit bir çim pavyonu bulunuyor; insanlar burada dinlenebiliyor ve toplantılar düzenliyor. Wa halkı ağaç tanrısına tapıyor. Köyün dört bir yanı ormanlarla çevrili ve kereste olarak kullanmak için ağaç kesmek yasak.

Wa halkı sadece ahşap davul festivali sırasında ağaç kesiyor. Yöre büyücüsünün tanrılara bir sığır kurban ederek gerekli izni almasının ardından genç erkekler gece vakti ağaç kesmek üzere ormana gidiyor. Sonraki gün genciyle yaşlısıyla tüm köy halkı, özel kıyafetlerini giyerek, şarkılar ve danslar eşliğinde kesilen ağaçları köye taşıyor ve ahşap davullar yapmaya başlıyor. Wa halkı ahşap davulları bir tapınma nesnesi olarak görüyor ve davul sesinin tanrılara kadar ulaştığına, kötü ruhları uzak tuttuğuna ve iyi şans getirdiğine inanıyor. Ahşap davulların süslenmesinde yine öküz başı motiflerine yer veriliyor. Kullanılan öküz başlarının sayısı ve büyüklüğü, köyün zenginliğini ortaya koyuyor. (Kaynak: Zhao Yanqing’in China Today Türkiye’deki yazısından özetlendi)



Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.