Yaşamın Devamı İçin Biyoçeşitliliği Korumak Zorundayız

Ekosistemin önemli bir parçası olmaları itibarıyla yaban hayvanları ekolojik denge ve istikrar, biyo-güvenlik ile ekonomik güvenlik için büyük önem taşıyor. Çin, dünyanın en büyük çeşitlilikte yabani hayvan türü barındıran 12 ülkesi arasında.

Çin, kendine özgü bir yaban hayatı koruma ve yönetim sistemi kurdu. Bu çabalar kayda değer sonuçlar verdi. Ulusal Ormancılık ve Mera İdaresi’nin verileri, nesli tükenmekte olan yaban türlerinin nüfusunda son on yılda istikrarlı artış olduğunu ve bazı kara türlerinin birinci derece yok olma tehlikesinden kurtulduğunu gösteriyor.

Yunnan eyaletindeki Tongbiguan Doğa Koruma Alanı’nda kurulan kızılötesi kamera bu yılın başında yabani karıncayiyenlere ait görüntüler kaydetti. Bu görevli ekip için harika bir haberdi. Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme’nin (CITES) 2018 rakamlarına göre, karıncayiyen nüfusu son 20 yılda yüzde 90 azalarak tükenmenin eşiğine geldi. Bu trendi tersine çevirmek amacıyla Çin, geçen haziran ayında karıncayiyenlerin korunmasını en üst seviyeye yükseltti, ardından tıbbi ilaçlar listesinden bu türün adını çıkardı.

Doğa koruma alanları, Çin’in yaban hayatı koruma sisteminin önemli bir bileşeni. Ülkenin ilk doğa koruma alanlarından biri, Jilin eyaleti sınırları içindeki Changbai Dağı’nda kurulmuştu.

Değerli fauna ve flora türlerinin yaşadığı bu yoğun ormanlık alanın 1980’lerde kaçak avcılarca talan edilmesi, türlerin sayısını büyük ölçüde azalttığı gibi yörenin eko-sisteminde tahribata yol açtı. Doğa koruma alanı bünyesindeki Fengling İstasyonu’nun yöneticisi Shao Longzhu, “Mevsim döngüsü ve muhtelif türlerin dağılımına göre burada yıllık devriye görevleri yerine getiriliyor” diyor. Bu devriye turları gayet tehlikeli olabiliyor.

Çabalar meyve verdi

İkinci derece devlet koruması altındaki bir tür olan kızıl geyik, Changbai Dağı’ndaki ormanlarda geziyor.

Tüm bunlara rağmen yoğun çabaları meyve verdi: Changbai Dağı’ndaki eko-çevrede ve yaban nüfusunda hızla iyileşme görülüyor. Shao sonuçlardan duyduğu memnuniyeti belli ederek, “Son yıllarda düzenlenen devriyelerde sık sık kızıl geyik, kara ayı ve diğer büyük hayvanlarla karşılaştık. Yaban hayvanlarının sayısının arttığı aşikar” diyor. Doğa koruma alanı, günlük çalışmalarında coğrafi bilgi sistemi (CBS) ve uzaktan yangın izleme gibi en son teknolojileri kullanıyor. Ayrıca yaban hayatı koruma çalışmalarına iştirak etmeleri için vatandaşları yönlendirmek ve teşvik etmek amacıyla Internet, TV ve radyo yayınları yardımıyla halka ulaşıyor.

Yıllardır sürdürülen yoğun çabalar sonucunda dağdaki yabani hayvan türlerinin sayısı bin 586’ya, yabani bitkilerin sayısı ise 2 bin 639’a yükseldi. Bu ilerleme, İnsan ve Biyosfer Programı Uluslararası Eşgüdüm Konseyi’nin Haziran 2017’deki toplantısında büyük övgü aldı ve konsey Changbai Dağı’nın Dünya Biyosfer Rezervi olma kriterini karşıladığını onayladı. Ulusal Ormancılık ve Mera İdaresi’nin verdiği bilgiye göre, 2018 yılında Çin anakarasında farklı tip ve seviyelerde 2 bin 750 doğa koruma alanı kuruldu.

Atlar yuvaya döndü

Doğa koruma alanları, nesli tükenmekte olan hayvanlara hayatta kalıp çoğalabilecekleri bir çevre sunuyor. Prezewalski yaban atı olarak adlandırılan dünyanın tek yaban atı, 1878’de Çin’e bağlı Xinjiang’da görüldü. Ancak sadece 90 yıl içinde yabanda yok oldular. Almanya’da gözetim altında tutulan 13 tanesi bu ailenin devamlılığı için son umut oldu.

Xinjiang’daki yaban atı yetiştirme ve araştırma merkezi 1985 yılında 24 Przewalski yaban atı ithal ederek bu hayvanı atalarına ait topraklara geri getirdi. Etnik bir Kazak olan Ent Mark, Xinjiang’daki merkezde görev yapan bir veteriner. Bir çoban ailesinden geldiği için atlarla iç içe büyümüş ama merkeze katılana kadar Przewalski atları hakkında fazla bilgisi yokmuş.

Mark, “Henüz öğrenci olduğum sıralarda, öğretmenim sık sık merkezdeki atları tedavi ediyor ve bize tecrübelerini aktarıyordu” diyor. Bu güzel yaratığa büyük bir ilgi duymaya başlayan Mark, 1998’de mezun olduktan sonra çalışmak için merkeze başvurdu.

Mark bu aralar Przewalski atlarında yaygın görülen hastalıklar üzerine bir kitap yazıyor. 2020 sonunda yayınlanması planlanan kitap Çin’de alanında bir ilk olacak. 2020’nin ilk yarısında dört tane tay doğdu. Şimdiye kadar altı nesilde toplam 718 Przewalski atı yetiştiren merkez böylece dünyanın en büyük yaban atı üssü haline geldi.

Çin genelinde yaban hayvanlarına yönelik 250 koruma ve yetiştirme üssü bulunuyor. İnsan müdahalesi sonucunda 230’dan fazla türde sürdürülebilir nüfus gelişti ve bunlardan tepeli aynak kuşu, Przewalski atı, Peder David geyiği ve Çin timsahı dahil olmak üzere 14’ü yaban hayatına başarıyla yeniden kazandırıldı.

Doğayı Seven, kendini sever

Yaban hayatını korumak, gezegenimizin gelecekteki saadeti için tartışılmaz önem taşıyor. Yaban hayvanlarının yasadışı ticaretini ancak küresel çabalarla durdurabiliriz. CITES’in eski genel sekreteri John E. Scanlon, kaçakçılığı yapılan yaban hayatı ürünlerinin ortaya çıktığı, transfer edildiği ve tüketildiği pek çok ülkede kolluk kuvvetlerinin gerçekleştirdiği bu operasyonu yaban hayatı suçlarıyla organize mücadele açısından önemli bir adım olarak diye nitelendirdi.

Biyolojik koruma aynı zamanda Kuşak ve Yol Girişimi’nin ve Çin’in önerdiği insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşa etme kavramının temel bir unsuru. Bu korumaya ek olarak, COVID-19 salgını artık hem yaban hayvanlarından kaynaklanan hastalıkları izlemeye yönelik sistemin geliştirilmesini hem de yaban hayatı suçlarıyla mücadeleye hız verilmesini gerektiriyor. Çin’in 2020 hükümet raporunda açık bir şekilde, “Yasadışı avlanma ve ticaret ile yaban hayvanlarının tüketimi ciddi şekilde cezalandırılacak” diye belirtildi. Bu, yaban hayatının korunmasına verilen önemin net bir ifadesi.

Çin Biyoçeşitliliği Koruma ve Yeşil Kalkınma Vakfı Genel Sekreteri Dr. Zhou Jinfeng, biyoçeşitliliğin korunmasının uzun vadeli bir öneme sahip olduğunun altını çiziyor: “Her yıl çok sayıda tür ortadan kalkıyor ve daha fazlasının nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Umarım yaban hayvanlarının neredeyse tümü yok olmadan korumayı artırabiliriz, çünkü öyle bir durumda yapabileceğimiz fazla bir şey yok.”

(Kaynak: Zhao Yang’ın China Today’deki yazısından özetlendi)



Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.