- 12 Haziran 2021
- Yayınlayan: Kerem Kofteoglu
- Kategori: Son Yazılar
Hani köylüsü Lu Zhengkang, yıllar önce bir aile hanı açmış. Son dönemde Lu’nun geliri, Hani teraslarının daha fazla ziyaretçi çekmesiyle aniden artmış. Çeltik tarlalarında pirinç yetiştiriciliğinin çöküşe geçeceği korkusu hakkında Lu şunları söylüyor: “Teraslarda pirinç yetiştirmek, Hani halkının en değerli geleneklerinden biri. Ne kadar zenginleşirsek zenginleşelim, atalarımızdan bize miras kalan toprağa sırt dönmeyeceğiz. Aksi halde bu durum ailemize utanç getirecektir.”
(BAI SHI /CHINA TODAY)– Çin’in güneydoğusunda bulunan Yunnan eyaletindeki Honghe Hani Pirinç Terasları Kültür Sahası, yerel yönetimin burayı dünya çapında bir turizm bölgesi haline getirmek amacıyla yoğun çaba sarfedildi. Burası 2013 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi.
Honghe Hani Pirinç Terasları Kültür Sahası, Çin’de dünya mirası listesine giren 45’inci yer olmanın yanı sıra Hani etnik azınlığıyla bağlantılı ilk mekan. Kültür Mirası Devlet İdaresi’nin müdür yardımcısı Tong Mingkang, genel kurulda yaptığı konuşmada, “Hani teraslarının kültürel peyzajı, yerel tarım, geleneklerin mirası ve Hani halkının inançlarının ortaya koyduğu eşsiz bir üretim kalıbı ve yöre halkının geleneğe ve doğaya saygısını yansıtıyor” diyor.
EŞSİZ BİR PEYZAJ
Yunnan eyaletinde Yuanyang ilçesi, Honghe Hani ve Yi Özerk İli arasındaki bölgede bulunan Hani Terasları’nın toplam genişliği 461 kilometrekare. Dünya mirası ilan edilen 166 kilometrekarelik alan, Hani ve diğer altı etnik gruptan 80 bin insanın 82 köyde yaşadığı üç vadideki en yoğun ve en gelişmiş terasları barındırıyor. Dik dağ yamaçlarına insan eliyle yapılmış ihtişamlı pirinç yetiştirme terasları, ziyaretçileri kelimenin gerçek anlamıyla büyülüyor.
Cennet gibi bir güzelliğe sahip bu bölge, son on yılda dünya genelinde giderek daha fazla insan tarafından keşfediliyor. Özellikle 2008’de BBC’nin Çin Merkez Televizyonu ile birlikte hazırladığı Wild China adlı belgeselde Honghe Hani Pirinç Terasları’nın pirinç yetiştiriciliği ile doğal güzelliğin mükemmel bir karışımı olarak sunulmasının ardından bölgeye ilgi daha da arttı.

Wild China’da belirtildiği gibi, “Çinliler en Honghe Hani Pirinç Terasları, az 8 bin yıldır pirinç yetiştiriyor ve bu faaliyet arazi yapısını da dönüştürmüş”. Hani terasları, pirinç yetiştiriciliğinin yaşayan tarih kitabı gibi. Tarihi kayıtlara göre, Honghe Hani Pirinç Terasları’nın geçmişi bin 300 yıl öncesine uzanıyor.
Wild China’da anlatıcı, “Yunnan’ın pirinç terasları, Çin’in en eski insan yapıları arasında; ataları bu vadilerde doğmuş evcil mandalar tarafından sürülüyor hala; geçmişten beri hep sürüldüğü gibi” diyordu.
Hani Pirinç Terasları İdari Bürosu’nun müdürü Zhang Hongzhen “Bölgenin yegane rezervuarı ormanlar” dedikten sonra şu bilgileri veriyor: “Dağ tepelerindeki orman örtüsü yağmur suyunu topluyor ve su kaynakları ile nehirlere ulaştırıyor. Hani halkı suyu dağ ormanlarından tepelerin Yamacındaki teraslara getirmek için karmaşık kanal sistemleri inşa etmiş. Su vadilerin tabanında buharlaşarak üst atmosfere yükseliyor. Sonra da soğuyup tekrar yağmur olarak dağlara düşüp ekolojik bir döngü oluşturuyor.”
HANİ HALKI DOĞAYA TAPIYOR
Yöre halkının kültür ve dini inançlarının merkezinde teraslanmış çeltik tarlaları yer alıyor. Haniler, güneşe, aya, dağlara, nehirlere, ormanlara ve ateşe tapıyor. Ayrıca, Dünya Mirası Komitesi’ne göre, pirinç teraslarının dirençli toprak yönetim sistemi, insanlarla çevreleri arasında sıra dışı ve uzun soluklu toplumsal ve dini yapıları temel alan, hem görsel hem ekolojik açıdan olağanüstü bir uyumu ortaya koyuyor.
Tarımsal üretimde, yöre çiftçileri bütün doğal şeylerin Toprak Ana’nın hediyesi olduğuna inanıyor. Kendine yeten doğal ekonomi yörenin geleneksel yaşam tarzının özünü oluşturuyor. Kimyasal gübre ve traktör gibi sanayi ürünlerini hiç kullanmamaya çalışıyorlar. Örneğin, nisan sonundan eylül sonuna kadar Hani halkı terasın hakim ürünü olan kırmızı pirinç yetiştiriyor. Sığır ve mandaları toprağı sürmek için kullanıyor. Çeltik tarlalarında balık ve ördek de besleniyor; bunlar verimliliği artırdığı gibi insanlar ve hayvanlar için gıda da temin ediyor. Su kaynaklarından gelen su ve yağmur suyu ormanlar tarafından toplanıyor; sonrasında da hendekler, kanallar ve bambu borulardan oluşan bir sistem vasıtasıyla tarlalara dağıtılıyor.
Hani halkı ev inşa ederken de kolayca bulabildiği yerel malzemeleri kullanmayı tercih ediyor. Konutları genelde “mantar evler”den oluşuyor; bunlar, sazdan çatısı mantar biçiminde olan ve sıkıştırılmış toprak, kerpiç tuğla ve taştan yapılan binalar. Genelde evler üç katlı oluyor. İlk kat çiftlik hayvanları için, ikinci kat yaşama alanı olarak ve en üst kat da tahıl depolamak amacıyla kullanılıyor. Böylece barınma ve tarımsal işlevler birleştiriliyor.
Bu dünya harikasını korumak için yerel yönetim ve yöre halkı çok yönlü ve kapsamlı bir yaklaşım benimsedi. Örneğin, yerel yönetim, mantar evlerin iç işlevlerini iyileştirirken dış özelliklerini korumak için Tsingua Üniversitesi’nin Tarım Okulu’yla birlikte çalışıyor. Honghe Hani ve Yi Özerk İli ValisiYang Fusheng şunları söylüyor: “Bu kültürel peyzajı daha iyi korumak bizim için çok önemli. Son 10 yılda Hani pirinç teraslarını korumak için sarf edilen çabalardan birçok ders çıkardık. Gelecekte de çalışmalarımızı Dünya Mirası Sözleşmesi’nin gereklerine uygun bir şekilde geliştirerek sürdüreceğiz.”
TURİZMİ CANLANDIRDI

Yerel yönetim, hızla gelişen turizmde yaşanacak bir patlamanın yaratacağı yeni sorunlarla baş etmek için de planlarını hazırlamış durumda. Örneğin, yönetim çiftçilere çeltik tarlalarında üretimi sürdürmeleri için teşvik veriyor.
Bu destekler sağlanmadığı takdirde bütün yöre halkının turizm sektöründe çalışmak için tarımdan vazgeçmesinden endişe ediliyor. Geçen yılın Ekim ayından itibaren kültür mirası bölgesinde sadece elektrikli araçlara izin verilecek.
“Hani teraslarının Dünya Mirası Komitesi tarafından tanınması, yerel turizm sektörünü canlandıracak. Ama çok sayıda ziyaretçinin bölgeye akın ettiği konvansiyonel manzara turizminin gelişmesine asla izin vermeyeceğiz” diyor ilin vali yardımcısı Tan Ping. Çin Mimari Tasarım ve Araştırma Grubu’na bağlı Mimarlık Tarihi Bölümü’nün başkan yardımcısı Wang Lijun, ilin miras bölgesine giren ziyaretçilere zorunlu sınırlamalar uygulamasını öneriyor. Kültür sahasının dünya mirası listesine alınmasının Yuanyang ilçesine gelen turist sayısını üçe katlaması bekleniyor. Önümüzdeki yıllarda rakam yılda 1.5 milyon ziyaretçiye kadar çıkabilir. “Köylere ve çiftliklere akın eden turistlerin yerel ekolojik sistem üzerinde bir etkisi mutlaka olacak” diyor Wang.
Sınırlamalar tek başına yeterli olmayabilir. Wang, yerel yönetimin köyler ve kasabaların altyapısının geliştirilmesine önem vererek ziyaretçilere gerekli hizmetleri temin edecek bir yönetim sisteminin tesisi için çaba göstermesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu şekilde turistler geleneksel kır hayatını tecrübe edebileceği gibi değerli ve nadide doğal ortamı ayaklar altına almadan dinlenebilecek.