- 7 Mart 2026
- Yayınlayan: Kerem Kofteoglu
- Kategori: Son Yazılar
Kerem Köfteoğlu–Türkiye Cumhuriyet’inin Beijing Büyükelçisi Selçuk Ünal, China Today’in sorularını yanıtlayıp gündemi değerlendirdi. Aşağıda söz konusu söyleşiyi paylaşıyoruz:
Çin’in siyasi takviminde her yıl mart ayı önemli bir yer tutuyor, bu dönemde düzenlenen “iki toplantı”, ülkenin geleceğine yön veriyor. Günümüzde tüm ülkeler ve halklar, ciddi zorluklarla mücadele ediyor. Çin’deki gözlemlerinize göre, mevcut koşullar çerçevesinde bu yılki İki toplantıdan, Çin’in dünya siyasetindeki yerine dair ne gibi mesajlar çıkmasını bekliyorsunuz?
Büyükelçi Selçuk Ünal: ÇHC yönetiminin bu yılki “iki toplantı” oturumlarında vermeyi planladığı mesajların daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuna duyurulduğunu düşünüyorum.
Bu çerçevede, küresel çaptaki gelişmelere rağmen Çin, kalkınmasında doğru yolda ilerlemeyi, uluslararası eşitlik ve adaletin korunmasından yana çizgisini koruduğunu, tek taraflılığa ve korumacılığa karşı çıktığını, çok taraflı ticaret sistemini savunduğunu, ihtilaf konularında gerilimin düşürülmesi çabalarını desteklediğini, egemenlik ilkesine riayet edilmesini, BM’nin rolünün güçlendirilmesini savunduğunu vurgulamıştır.
Kalkınmanın teşviki için de birlikte çalışılmasını savunan Çin’in bu yılki “iki toplantı” oturumlarında 15. Beş Yıllık Kalkınma Planı kapsamında yüksek kalitede kalkınma ve yüksek standartlı dışa açılmanın ilerletilmesi, tüm ülkelerin kalkınma ve refahına yeni bir ivme sağlanması mesajlarını işleyeceğini tahmin ediyorum.
Keza, dünyanın içinden geçtiği dinamik ortamda, ÇHC Devlet Başkanı Sayın Xi’nin önerdiği Küresel Yönetişim Girişimine (KYG) oturumlarda geniş yer verileceğini tahmin ediyorum. ÇHC, her hâlükârda anılan girişimin uygulanması için tüm taraflarla çalışma isteğini iki toplantı vesilesiyle yineleyecektir. Tabiatıyla çok taraflılığın bir diğer savunucusu olan Türkiye, BM’yi mevcut sınamalara uygun şekilde güçlendirecek her türlü çabayı desteklemektedir. Bu bağlamda KYG’yi de ilgiyle izlemeye devam edeceğiz.
Çin bu yıl uygulamaya konan 15. Beş Yıllık Plan kapsamında hem iç pazarı güçlendirip hem de dünyanın geri kalanıyla iş birliğini geliştirmeyi hedefliyor. Söz konusu Plan’dan Türkiye ve Türk iş dünyası için beklentileriniz nelerdir?
Sözkonusu planın ikili ilişkilerimizin hak ettiğini düşündüğüm potansiyeli açığa çıkarması beklenir. İkili ticaretimizi kazan-kazan temelinde daha dengeli, adil ve sürdürülebilir kılması için önemli bir araç olmasını temenni ederim. Nitekim, son 20 yılda 40 kat büyüyerek 50 milyar Doları aşan ikili ticaretimiz ülkemiz aleyhine ciddi bir açık vermektedir. Bunun düzeltilmesinde Çin’in de rolü vardır. Bu çerçevede, önemli bir potansiyel barındıran tarım ve imalat sanayi ürünleri ihracatımızın arttırılmasını umuyoruz. Çinli tüketici daha kaliteli ve ucuz pek çok malı ülkemizden alabilir.
Stratejik olarak eşsiz bir konuma sahip olan ve Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya’yı kapsayan ve Çin’le eş ölçekte bir pazara erişimi bulunan ülkemize Çin yatırımlarının artmasını bekliyoruz. 15. Beş Yıllık Planın, özellikle yüksek teknoloji ve yeşil enerji gibi sektörlerde işbirliği ve yatırımlar için önemli bir platform sunabileceğini düşünüyoruz.
Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile Türkiye’nin Orta Koridor Girişimi’nin uyumlaştırılmasının hızlandırılması da önemli bir işbirliği imkanı sunacaktır. Bu projenin ilerlemesi yalnızca ülkelerimize değil, küresel refaha katma değer sağlayacaktır.
Son olarak, daha fazla Çinli dostumuzu ülkemizde ağırlamak istiyoruz. Hükümetimizin 55. yıldönümü için 2 Ocak 2026 itibariyle aldığı vize serbestisi kararını bu vesileyle hatırlatmak isterim. Çin’in de, başta Çin’de faaliyet gösteren iş insanlarımız ve öğrencilerimiz olmak üzere, ülkemiz vatandaşlarına ülkemizin sunduğu koşullarla mütenasip şekilde gerekli kolaylıkları sağlamasını bekliyoruz.
Bildiğiniz üzere 15. Beş Yıllık Plan kapsamında Çin dışa açılmada yeni bir dönem olarak Hainan’da sıfır gümrük hizmetini başlattı. Türk girişimciler, bu yeni uygulamadan etkin yararlanıp fırsatları değerlendirmek adına hangi adımları atmalı?
Hainan’ı 6 aylık görev süremde bir kez ziyaret ettim. Hainan Serbest Ticaret Limanı’nda yeni uygulamanın ülkelerimiz arası işbirliğinin daha dengeli ve kazan-kazan odaklı kılınması için önemli bir alan olabileceğini değerlendiriyorum. Bunun için Çin makamlarının yatırımcılarımıza ve iş insanlarımıza buradaki uygulamaları daha iyi anlatması gerekir.
Çin’in, ülkemizden ithal edildiği takdirde, yaklaşık 1800 üründe %20 oranında fiyat ve kalite avantajı sağlayabileceğini biliyoruz. Doğru bir strateji ile Hainan STL’nin bu imkandan yararlanarak Hainan’ı zenginleştirebileceğini değerlendiriyorum.
ÇHC, Hainan STL’nin tanıtımını her fırsatta yapmaya çalışmakta, bu yönde birtakım toplantılar düzenlemektedir. Tabiatıyla Çin’in ülkemiz firmalarını bu etkinliklere davet etmesi gerekmektedir. Serbest bölgelerimiz başta olmak üzere işinsanlarımızın bu tarz organizasyonlara katılımı gerek bölgeyi tanımak gerek Çinli karşıtlarıyla etkileşimi artırmak için önemli bir ilk adım olacaktır.
Bu yıl Çin-Türkiye diplomatik ilişkilerinin 55. Yılı. Size göre, iki ülke arasındaki iş birliğinin daha da derinleştirilmesi neler yapılması gerekiyor?
Sayın Cumhurbaşkanımız, göreve başladığım 2025 Ağustos ayı içinde Şanhay İşbirliği Örgütü Tianjin Zirvesi vesilesiyle Devlet Başkanı Xi’nin onur konuğu olarak 1 Eylül’de Çin’i ziyaret ettiler. Sayın Dışişleri Bakanımız ise 3 Eylül II. Dünya Savaşı törenleri vesilesiyle Pekin’i ziyaret ettiler. Bakan ve Bakan Yardımcısı düzeyinde pek çok ziyaret de oldu. İki ülke liderinin ortak stratejik vizyonu ve rehberliğinde Türkiye-Çin ilişkileri her alanda gelişebilir. Bu ivmeyi artırmalı ve ikili ticaretteki potansiyeli dengeli bir noktaya çıkarmak için birlikte çalışmalıyız. Diplomatik ilişkilerimizin 55. yıldönümü bu bakımdan önemli bir imkân sunmaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ŞİÖ Tianjin Zirvesi’nde Çinli mevkidaşı Xi Jinping ile görüşmesi, ikili ilişkilerimizin derinleştirilmesi yönündeki güçlü siyasi iradeyi bir kez daha ortaya koymuştur. Ticaret, yatırım, enerji, sağlık, turizm ve KYG-OK Girişimlerinin uyumlaştırılması dahil muhtelif konularda işbirliğimiz tüm boyutlarıyla ele alınmıştır.
Burada alınan kararların uygulanması ve işbirliğinin ileri götürülmesi için bu yıl içinde mevcut işbirliği mekanizmalarının müteakip toplantılarının gerçekleştirilmesini arzularız. İkili ilişkilerimizin yanı sıra bölgesel ve küresel meselelerde görüşlerimizin büyük ölçüde örtüştüğü Çin ile bölgesel ve küresel barış ve istikrara dönük politikalar geliştirilmesi için istişarelerimize hız kazandırabiliriz.

Çin ile aramızdaki yaklaşık 45 milyar Dolarlık ticaret açığı ışığında ikili ticari ilişkilerimizin adil, dengeli ve sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi amacıyla bu yıl somut adımların atılmasının her iki ülkenin çıkarına olacağına inanıyorum.
Çin’in, bilhassa pazara erişim ile iş insanlarımız, öğrencilerimiz ve vatandaşlarımıza yönelik olarak vize verilmesi alanında kolaylaştırıcı adımlar atmasını bekliyoruz.
İnsanlar arası etkileşimin karşılıklı güvenin pekiştirilmesindeki rolünün bilinciyle, kültür-turizm alanına özel olarak odaklanılmasında fayda mütalaa ediyoruz. Bunun için de Çin ile yoğun temaslarımızı sürdürüyoruz.
Çinli dostlarımız için uygulamaya konular vizesiz seyahat kararının, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 55. yıl dönümünü kutlamak için bir vesile olduğunu, bu kararın, halklar arası etkileşimi daha da artıracağına ve iki ülke arasındaki köklü dostluğu derinleştireceğine inanıyoruz.
Belirtmek istediğiniz başka bir konu var mı? Varsa lütfen belirtiniz.
Kapadokya’da bu sene ilk kez 14-20 Şubat 2026 tarihlerinde “2026 Çin At Yılı Kapadokya Etkinlikleri” gerçekleştirildi. Kapadokya’nın kelime anlamı olan “Güzel Atlar Ülkesi” vurgusunun, Çin takvimine göre 2026 yılının “At Yılı” olmasıyla birleşmesi, bölgedeki etkinliklerin temasını belirledi. Çinli dostlarımızı bu vesileyle başta Kapadokya olmak üzere Türkiye’ye tekrar davet ediyoruz.