Uzmanlar, likidite sorunlarının ve “son yirmi yılın en kötü ekonomik sıkıntılarının” Türkiye’yi Suudi Arabistan ve İsrail gibi bölgesel nüfuzu olan ülkelerle bağlarını düzeltmeye ve bu krizde ülkeye yardım etmek için yatırımlarını çekmeye teşvik ettiğini söylüyor.

(Xinhua Haber Ajansı muhabirleri Ankara’dan bildiriyor-XHTV) –Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman el-Suud’un geçen hafta Türkiye’ye yaptığı ender bir ziyarette, iki ülke Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2018’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürülmesinin ardından yıllarca süren anlaşmazlığı bir kenara bırakarak “yeni bir işbirliği dönemi” başlatma kararlılığını ilan etti.

Zayıf para birimi ve yüzde 73,5 oranındaki 24 yılın en yüksek enflasyonuyla mücadele eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türk hükümeti, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve İsrail ile ilişkilerini iyileştirmek için de benzer adımlar attı.

Dış Politika Analisti ve Hürriyet Daily News Ankara Büro Şefi SERKAN DEMİRTAŞ şu bilgiyi veriyor:”Türk dış politikasında 2021’in başından itibaren başlayan bu normalleşme çabasının hem siyasi hem ekonomik yanları kuvvetli bir şekilde görülüyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’la yaşanan süratli ve kapsamlı normalleşme sürecinde bunun işaretleri net şekilde ortaya konmuş durumda. Bu normalleşmenin aynı zamanda somut ekonomik adımlarla desteklenmesi, kuvvetlendirilmesini içeriyor. Bunun Türkiye açısından, içinden geçmekte olduğu ekonomik sıkıntıların, bir şekilde giderilmesinde bir katkıda bulunacağı, doğrudan yatırımların artacağı, bankacılık anlamında yapılabilecek SWAP denen anlaşmalarla Türkiye’nin rezervlerinin biraz daha kuvvetlendirilmesi gibi boyutları olduğunu görüyoruz.”

İsrail’in 2010 yılında kuşatma altındaki Gazze Şeridi’ne yardıma giden Mavi Marmara gemisine saldırısıyla başlayan on yıllık husumetin ardından, Türk ve İsrailli üst düzey yetkililer karşılıklı ziyaretler gerçekleştirerek, İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in “yeni bir sayfa” olarak tanımladığı şekilde ikili ilişkileri, özellikle İsrail doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ihracına yönelik işbirliğini geliştirdiler.

DEMİRTAŞ şöyle devam ediyor: “Türkiye son on yıla baktığımızda Doğu Akdeniz’deki bu enerji yapılanmasından, formülasyonundan uzak kalmıştı. Bir anlamda ilişkilerinin hem Mısır’la, hem Yunanistan’la hem İsrail’le kötü olması Doğu Akdeniz’de gelişen bu Doğu Akdeniz Enerji Forumu denilen yapıya katılamamasına neden olmuştu ve bu da Türkiye’nin o bölgedeki çıkarları açısından çok olumsuz sonuçlar yaratmıştı. Şimdi İsrail’le yapılan bu yakınlaşma, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki tek taraflı tecridini ortadan kaldırmayla sonuçlanabilir.”

Ankara merkezli Orta Doğu dış politika analisti Tülin Daloğlu da, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve İsrail ile uzlaşmasına temkinli bir tepki göstererek, bu ülkelerin karşılıklı güveni tam olarak geri kazanmalarının zaman alacağını kaydetti.

Ankara merkezli Orta Doğu dış politika analisti TÜLİN DALOĞLU: “Ama Ankara bu ilişkileri toparlamak istediğinde karşı taraf bu ilişkileri aynı hızda toparlama taraftarı olmayabilir. Burada her iki tarafın öncelik tuttukları şey ilişkileri daha da karambole sokacak veya yeni bir kaos, yeni bir tufan estirecek bir krizin oluşmaması” diyor.

Daloğlu, “Bu normalleşme sürecinin nasıl gelişeceğini henüz bilmiyoruz. Bekleyip görmemiz gerekiyor, ancak Türkiye’nin beklediği hızda sonuçlanamayabilir” dedi ve Türkiye’nin ödemeler dengesi üzerindeki artan risklerinin altını çizdi.

DALOĞLU konuşmasını şöyle noktalıyor: “Ekonomik neticesi var çünkü Türkiye’de hakikaten ekonomi çok iyi gitmiyor. Hepimiz biliyoruz bunu Türkiye’nin borç ödeme dengesinde riskler giderek artıyor. Muhammed bin Selman’ın Türkiye’ye yaptığı ziyaretin de Türkiye’nin bu ekonomik açmazından aslında bir mecburiyet yüzünden gerçekleştiği gibi bir yorum vardı.”



Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.