- 10 Mart 2026
- Yayınlayan: Kerem Kofteoglu
- Kategori: Son Yazılar
Çin’de bünyesinde 10 Sultan Restaurant, 6 Mado şubesi ve toptan gıda ürünleri pazarlayan Sultan Gıda’yı barındıran Sultan Group Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Sezer, China Today’in sorularını yanıtladı.
Yıllardır Çin pazarında çalışıp bu pazarda başarıyı yakalamış bir girişimci olarak, Çin pazarının özellikleri, Çinli tüketicilerin yüksek kaliteli ürünlere eğilim ve talepleri hakkında bilgi verir misiniz?
Özcan Sezer: Çin pazarı çok hızlı öğrenen ve çok hızlı karar veren bir pazar. Tüketici artık sadece “lezzet” aramıyor; hijyen standardı, ürün kalitesi, sunum, servis hızı, marka güveni ve tutarlılık gibi tüm deneyimi birlikte değerlendiriyor. Çinli misafirlerin yüksek kaliteye eğilimi, özellikle büyük şehirlerde ve orta-üst gelir grubunda belirgin şekilde artmış durumda.
Dolayısıyla Sultan Group olarak şu üç noktaya odaklanıyoruz: Standart ve tutarlılık: Aynı ürünü, aynı kaliteyle sunmak. Yerelleşme: Damak tadı, porsiyon, servis ritmi ve iletişim dilinde pazara uyum. Denetim + eğitim: Şef ve servis ekiplerinin düzenli eğitimleri ve operasyonel kontrol listeleriyle kaliteyi sürdürülebilir kılmak.
Çin’deki e-ticaret ve yeşil enerji gibi gelişmekte olan pazarların yükselişini nasıl yorumluyorsunuz?
Çin’de e-ticaret yalnızca satış kanalı değil, aynı zamanda bir tüketici davranışı altyapısı. Kullanıcılar hızlı erişim, şeffaf yorumlar ve kampanya sistemine çok alışkın. Bu, markalar için hem fırsat hem de disiplin demek: “iyi ürün” kadar “doğru dijital vitrin” de gerekiyor.
Yeşil enerji ve sürdürülebilirlik tarafında ise Çin’in dönüşümü çok net: enerji verimliliği, atık azaltma, çevre standartları ve karbon odağı artık işletmelerin gündelik yönetiminin parçası. Biz bunu sadece “uyum” olarak değil, maliyet verimliliği + marka itibarı olarak görüyoruz. Enerji tasarrufu, ekipman seçimi, atık ayrıştırma ve tedarik optimizasyonu gibi adımlar hem operasyonu güçlendiriyor hem de toplumsal beklentiyle uyum sağlıyor.
Çin’in dışa açılım politikaları, serbest ticaret bölgeleri girişimleri ve yatırımı kolaylaştırma önlemlerinin Türk işletmelerine pazara nasıl giriş avantajı sağlıyor, bu konularda ne gibi teşvikler uygulanıyor?
Çin’in dışa açılım vizyonu ve yatırım kolaylaştırma adımları, pazara girmek isteyen Türk şirketleri için önemli bir “zemin” oluşturuyor. Özellikle bazı bölgelerde süreçlerin dijitalleşmesi, hizmet sektörüne yaklaşımın gelişmesi, uluslararası ticareti destekleyen uygulamalar şirketlerin kurulum ve büyüme hızını artırabiliyor.
Bizim gözlemimiz şu: Teşvikler bölgesel olarak farklılaşsa da genelde yatırımı hızlandıran idari kolaylıklar, ticaret, lojistik altyapısına erişim, bazı alanlarda verimlilik ve teknoloji dönüşümünü teşvik eden uygulamalar öne çıkıyor. Ancak en kritik başarı faktörü, bu fırsatları doğru okumak ve güçlü yerel danışmanlık/partner ağıyla ilerlemek.
Çin’in genel ticaret düzenlemeleri, çevre yasaları ve ülkede iş yapma koşulları esnek mi, bu konulara uyum sağlamada zorluk yaşadınız mı?
Çin’de düzenlemeler kapsamlı ve uygulama disiplinli. “Esneklik” bazen sektör, şehir ve projeye göre değişiyor; ama genel olarak işletmenin proaktif uyum yaklaşımı geliştirmesi gerekiyor.
Zorluk yaşanan başlıklar genelde şunlar oluyor: Ruhsat ve izin süreçlerinde evrak/detay yoğunluğu. Çevre ve güvenlik standartları (özellikle mutfak, havalandırma, atık, yangın, iş güvenliği). Yerel uygulama farklılıkları (şehirden şehre değişebilen prosedürler)
Biz bu zorlukları azaltmak için süreçleri baştan sistemleştiriyoruz: doğru proje çizimleri, teknik standartlar, iş güvenliği, tedarik uygunluğu ve düzenli iç denetim. Uyum sağlamak ilk etapta zahmetli görünse de uzun vadede işletmeyi güçlendiriyor.
Grubunuzun Çin’deki gelir artışı, pazar genişlemesi, teknolojik ilerleme, istihdam yaratma ve kültürel değişim gibi konularda sağladığı karşılıklı faydaları özetler misiniz?
Sultan Group’un Çin’deki büyümesi karşılıklı fayda üreten bir model oluşturdu:
- Gelir ve pazar genişlemesi: Farklı şehirlerde büyüyen operasyonlar sayesinde marka bilinirliği ve sürdürülebilir ciro artışı sağlandı.
- İstihdam: Yerel ekipler için istihdam ve kariyer gelişimi oluşturuyoruz; mutfak ve servis tarafında eğitim sistemleriyle standart yükseltiyoruz.
- Teknolojik ilerleme: Dijital sipariş/rezervasyon, veri takibi, maliyet-kalite kontrolü gibi alanlarda teknoloji kullanımını artırıyoruz.
- Tedarik zinciri katkısı: Yerel tedarikçilerle çalışma ve kalite standardı aktarımı sayesinde ekosisteme katkı sağlıyoruz.
- Kültürel değişim: Türk mutfağı ve misafirperverliğini Çinli misafirlerle buluştururken, aynı zamanda iki ülke arasında günlük hayat düzeyinde güçlü bir kültürel etkileşim yaratıyoruz.
Bu yılki İki Toplantı’da açıklanan hedefler içinde en çok dikkatinizi neler çekti?

Bu yılki İki Toplantı sürecinde açıklanan Hükümet Çalışma Programına baktığımda üç başlık özellikle dikkatimi çekti. Birincisi, Çin’in büyüme stratejisinde artık hızdan çok sürdürülebilir ve kaliteli büyümeye odaklanması. Büyüme hedefinin daha dengeli bir seviyede tutulması, ekonomide istikrarı ve öngörülebilirliği artırma yönünde önemli bir mesaj veriyor.
İkinci olarak, iç tüketimin güçlendirilmesi konusu çok net şekilde öne çıkıyor. Çin ekonomisinin önümüzdeki yıllarda daha fazla iç talep üzerinden büyümesi hedefleniyor. Bu durum özellikle perakende, hizmet ve gastronomi sektöründe faaliyet gösteren işletmeler için ( yani bizim içinde)önemli fırsatlar oluşturabilir.
Üçüncü ve belki de en stratejik başlık ise teknoloji ve yapay zekâ dönüşümü. AI Plus yaklaşımıyla üretimden hizmet sektörüne kadar birçok alanda verimlilik artırılmak ve küresel rekabet gücü güçlendirilmek isteniyor.
Genel olarak baktığımızda Çin’in önümüzdeki dönem ekonomik yaklaşımı oldukça net istikrarı koruyan, teknolojiyi hızlandıran ve iç tüketimi güçlendiren bir kalkınma modeli. Bu da hem Çin ekonomisinin uzun vadeli dayanıklılığını artıracak hem de ülkede faaliyet gösteren uluslararası şirketler için yeni fırsatlar yaratacaktır. Çin’de başarı, tek bir “iyi fikirle” değil; sistemle geliyor. Lokasyon seçimi, ekip eğitimi, kalite standardı, regülasyon uyumu ve finansal disiplin aynı anda yönetilmeli. Ayrıca uzun vadede kazanan markalar, sadece satış odaklı değil; çalışanına, tedarikçisine, çevreye ve topluma katkıyı da stratejisinin parçası yapan markalar oluyor. Sultan Group olarak hedefimiz; Çin’de büyürken bu yaklaşımı kurumsal bir model haline getirip daha fazla şehirde sürdürülebilir başarı yakalamak.