Pandemi şartlarında, 4-20 Şubat 2022 tarihlerinde Çin’de gerçekleştirilecek olan 2022 Beijing Kış Olimpiyat Oyunları, dünyanın dört bir yanından sporcuları kaynaştıracak. Böylece dünya barışına hizmet edeceği gibi, pandemiden dolayı müsabakalara katılamayan sporcuların yeniden cesaretlenmelerine yol açacak.

Günümüzde dört yılda bir yapılan modern Olimpiyat Oyunları’nın kökeni Antik Yunan’da yapılan şenliklere dayanıyor. İlk olimpiyat, M.Ö. 776 yılında Yunanistan’ın Olimpia bölgesinde, Isparta Kralı Likorgos’un önerisiyle yapıldı.

Kurucusu Baron Pierre de Coubertın’in olduğu ilk modern olimpiyat ise 1896 yılında Atina’da düzenlendi. Olimpiyat Marşı’nın 1958 yılında tescillenirken,  Olimpiyat logosu da 1912 yılında tasarlandı.

Başlangıcından itibaren “Citius, Altius, Fortius-daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü” mottosunun benimsendiği olimpiyatların ruhu başka bir deyimle olimpizmin temel felsefesini barış, saygı, kardeşlik coşkusunun doyasıya yaşatılması oluşturuyor.

Böylesine önemli bir misyona sahip, aynı zamanda sporseverlere de görsel bir şenlik sunacak olan 2022 Beijing Kış Olimpiyat Oyunları’na ilişkin kapsamlı bir haber yaptık. Aralarında olimpiyat yetkililerinden iş insanlarına, sporculardan çeşitli sivil toplum kuruluşu yetkililerine kadar birçok kişiyle görüştük. Bu görüşleri de size iki bölüm halinde sunuyoruz:

“ÇİN TÜM ORGANİZASYONLARI BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİRİYOR”

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) aynı zamanda Uluslararası Olimpiyat Komitesi Sağlık Kurulu Başkanı Prof. Dr. Uğur Erdener dünya ekonomisinde önemli bir paya sahip olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin sporda da çok etkin bir ülke olduğunu hatırlattıktan sonra şöyle konuştu: “Çin yaptığı tüm organizasyonları büyük bir başarıyla gerçekleştiriyor, özenerek gerçekleştiriyor. İnanıyorum ki, Beijing’de yapılacak Kış Olimpiyat Oyunlarının açılışı da unutulmayacak bir açılış olacak. Sürprizlerle dolu olduğunu şimdiden tahmin edebiliyorum.”

Türkiye’nin Kış Olimpiyat Oyunları’na 7 sporcudan oluşan bir ekiple katılacağını belirten Prof. Dr. Erdener, olimpiyat deneyimlerini şöyle özetliyor:1984 ten bu yana tüm Olimpiyat Oyunları’nda görev aldım, izledim. Beijing 2008’de de oradaydım. Olimpiyat Oyunları süresince Dünya Okçuluk Federasyonu Başkanı olarak oradaydım. 2008’in açılış töreni çok fantastik bir açılış töreniydi. Davul şovuyla yapılan açılış törenini sadece beni değil, herkesi çok etkiledi. 1980’li yıllardan bu yana Çin’e en az 45 kez seyahat ettim. Toplantılar vesilesiyle Çin’in değişik kentlerini sıklıkla ziyaret etme imkânım oluyor.”

Çin’in yeni bir uluslararası etkinliğe daha ev sahipliği yapmasından memnun olduğunu dile getiren Prof. Dr. Erdener, bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Beijing Kış Olimpiyat Oyunları’nın  başarı ile gerçekleştireceğine inanıyorum. Kış Olimpiyat Oyunlarına katılan herkes, büyük ve  izole bir alanın içinde yaşayacak. Oraya giriş çıkış olmayacak. Dolayısıyla çok ciddi tedbirlerin sağlık açısından alındığı bir ortam olacak. Aşısız kimseler o alana alınmayacak. Seyahatin öncesinde PCR testi, havalimanında da tekrar bir test zorunluluğu var. Bunların hepsi gerçekleştiğinde -ki öyle olacak- herhangi bir sağlık sorunuyla karşılaşacağını  düşünmüyorum.”

Röportajın tamamını izlemek için QR kodunu okutunuz

Prof. Dr. Erdener “Batılı bazı ülke liderleri olimpiyatın açılışına katılmayacağını açıkladı bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sorusunu şöyle yanıtladı:  “Bir spor insanı olarak siyasi konularda konuşmak istemiyorum. Ancak ABD ve birkaç ülkenin sporcuları katılıyor. Bu yönde herhangi bir karşıtlık zaten söz konusu değil. Sadece bu ülkeler açılış törenine üst düzey bir diplomatik misyonuna katılmayacakları, yani ülke başkanı veya başbakanı düzeyinde katılmayacaklarını deklere ettiler. Ama bu deklarasyonu yapan ülkelerin tüm sporcuları orada yer alacaklar. Dolayısıyla şu anki durum itibariyle boykot olarak tanımlanacak bir durum söz konusu değil. Tüm ülkelerin sporcuları orada olacak. Konu bundan ibaret.”

 

 

“ASYA, HAYATIMDA OLMAYA DEVAM EDECEK”

Arzum Yönetim Kurulu Başkanı, aynı zamanda DEİK Asya-Pasifik İş Konseyleri Koordinatörü Murat Kolbaşı , gençlik yıllarında kayak ve su kayağıyla çok ilgilenip tenis de oynayan bir iş insanı. Spordan hiç kopmayan Kolbaşı, bu aralar hafta sonları İstanbul’daki Belgrad Ormanının 6 kilometrelik parkurda koşuyor.

“Sporla ilgili bir iş insanı olarak 2008 Beijing Olimpiyatlarının açılışını izledim. Etkilenmemek mümkün değildi” diyen Kolbaşı şöyle devam ediyor: “Çünkü güzel, iyi hazırlanılmış, çok senkronize bir organizasyondu. Benim hayatımda Asya hep var. Çin, Hong Kong, Tayvan bölgeleri, Güney Kore ve Japonya işim gereği buralara sürekli uçuyorum. 2022 Beijing Kış Olimpiyatları’nı heyecanla bekliyorum. Çünkü biliyorum ki Çin özellikle bu konularda çok disiplinli, hastalığı minimum tutarak olimpiyatı en az salgınla atlatacaklarını düşünüyorum. Böyle bir altyapı ile hazırlanıyorlar. Keyifle izlenecek bir organizasyon olacak.  Spor, sanat, kültür gibi etkinlikleri evrensel kabul edilmesini doğru bulanlardanım. Bu konuların siyasetten bağımsız olmasında yarar var.”

Asya ve özellikle Çinle tanıştığı 1992 yılından bu yana, Çin’in 33 eyaletinin önemli şehirlerini gezdiğini söyleyen Kolbaşı şöyle devam ediyor: “Bu gezilerin bazılarını turistik, bazılarını da iş için yaptım. İş için gittiğim yerlerde birkaç gün fazla kalarak Çin’in birçok bölgesini gördüm, görmeye de devam edeceğim. Çünkü işim ve hayatımın önemli koşuşturmaları o tarafta geçiyor. Hong Kong, İstanbul’dan sonra en fazla yaşayıp kaldığım şehir. Dolayısıyla o bölgeyi de çok iyi tanıyorum, oraya seyahatlerime de devam edeceğim.”

Hong Kong’un yeni bir karayolu ile anakaraya bağlanmasının, Hong Kong adası ve yakınındaki Makao, Shenzen gibi şehirlerin önemini daha da arttırdığını belirten Kolbaşı, pandeminin bitip, seyahat kısıtlamaların kalkmasıyla Çin’e gideceklere şu önerileri yapıyor: “Büyük Körfez Bölgesi’ne ticari amaçlı gideceklere, o bölgenin turistik yanlarını da muhakkak görmelerini tavsiye ediyorum. Oralara yakın yerde oluşturulan serbest bölge, dinlenme alanları ve tatil yöresi mutlaka gezilmeli. Hong Kong’a çok yakın ada eyaleti Hainan, mutlaka gezilmesi gereken çok turistik bir destinasyon. Orada gerçekten çok güzel yerler var. İnci gibi parlayan Şanghay’ı ise ayrı bir yere koyuyorum. Bence Şanghay, Asya’da yıldızı en çok parlayan şehirlerin başında geliyor. Şehirde tarihi yapılar ve modern yaşamı çok güzel harmanlanmış. Şanghay’a yakın Suzhou Venedik gibi çok güzel bir su ve kanallardan oluşan bir yer. Beijing 2022 Kış Olimpiyatlarını izleyenler bence Çin’i görmek isteyeceklerdir. Bu keşfe çıkacakların tarihi İpek Yolu’nun başlangıç noktası olarak kabul edilen Xi’an’ı görmesinde yarar var. Orası Terracota Askerleri, tarihi yapılarıyla görülmeye değer etkileyici bir şehir. Tarihte bir dönem başkentlik de yapan Xi’an, tarihi İpek Yolu projesinin başlangıç noktasıdır. Çin’e gideceklere buraları görmeden dönmemelerini öneriyorum.”

“SPORCULARIN VE TOPLUMUN PSİKOLOJİSİNİ DÜZELTECEK

Tokyo 2020’nin, Kovid 19’un, bilinemez ve ağır hasarlar verdiği bir dönemde yapıldığına dikkat çeken İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkan Yardımcısı, aynı zamanda Türkiye Hentbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Şirin Mine Kılıç, şunu söylüyor: “Büyük organizasyonların pandemi nedeni ile yapılmaması bir çözüm olmadığı gibi, sporcuların ve toplumun psikolojisini bozup, büyük ekonomik zararlara da neden oluyor. Çin’in gereken önlemleri alarak organizasyonu en iyi şekilde yapacağını düşünüyorum. Bu da sporcuların ve toplumun psikolojisini düzeltecek.”

“2008 Beijing Yaz Olimpiyatlarında Usain Bolt atletizmde harikalar yaratınca ondan aldığım ilhamla 39 yaşında koşmaya başladım ve 13 yıldır devam ediyorum” diyen Kılıç şöyle devam ediyor: “Oyunların açılış töreni de çok konuşulmuştu, ‘şimdiye kadarki en ihtişamlı açılış’ olarak tanımlanmıştı. Feminist aktivist olduğum için 3 bin metre engellide kadınların ilk kez yarışması benim için önemliydi. Ayrıca Çin’in, kendi ülkesinde yapılan olimpiyat oyunlarında en fazla altın madalyayı alarak tüm ülkelerin önünde yer alması da büyük bir başarı oldu. Uzun mesafe koşuları ilgimi çekti. Bugüne kadar 40’tan fazla maraton, 20’ye yakın ultra maraton koştum. Uzun mesafe koşan arkadaşlarımla Maraton İstanbul Spor Kulübünü kurduk. 2019 yılında İBB Spor Kulübü Yönetim Kuruluna girdim ve Başkan Yardımcısı seçildim.”

“Olimpiyatın sportif mücadeleden çok daha fazlasını anlatan bir kelime olduğunu dile getiren Kılıç spora siyasetin karıştırılmak istenmesini şöyle değerlendiriyor: “Olimpiyatlar, dünyada barışın, huzurun, iyiliğin tesisi için düzenlenen bir etkinlik. Olimpizm felsefesi, sporun kültür ve eğitimle kaynaşmasını, iyi örneklerin yayılmasını, evrensel değerlere saygının toplumda mutluluğu sağlayacağını gösteren bir yaşam biçimi. Bu etkinliği düzenleyen, etkinliğe katılan ülkeler bu amaç için hareket ettiklerini göstermiş oluyorlar. Çok büyük, çok önemli bir söz vermiş oluyorlar. Sporu siyasete alet etmek yerine, sorunları yine siyaseti kullanarak, müzakereyle, masa başında çözmeye çalışmak gerekiyor. Çünkü, seçmenler siyasetçileri bunun için iş başına getiriyorlar.”

Beijing’in hem yaz hem de kış olimpiyatlarına tarihte ilk kez ev sahipliği yapan tek şehir olacağını anımsatan Kılıç sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bu çok büyük bir başarı ve onur. Ne kadar övünseler haklılar. İki olimpiyata ev sahipliği yapan bir kenti ve ülkeyi gezmeyi, o zengin kültürü ve insanları yakından tanımayı çok isterim. Yasak Şehri, Toprak Askerleri, Tiananmen Meydanını, Çin Seddini ve bir hayvan sever olarak Panda Yetiştiriciliği ve Araştırma Merkezi’ni çok merak ediyorum.”

“ÇİN SEDDİ’NDE MARATON KOŞMAK İSTİYORUM”

Başarsoft CEO’su aynı zamanda YASAD (Yazılım Sanayicileri Derneği) Başkan Yardımcısı olan Alim Küçükpehlivan kelimenin tam anlamıyla bir “koşu fanatiği”…  On yıldır 42 kilometre ve üstü mesafelerde ultra maraton koşan Küçükpehlivan “En büyük hayalim Çin Seddi’nde maraton koşmak” diyor ve ekliyor:  “Barcelona, Amsterdam, Malta, Riga, Talin gibi maratonların yanında, 90 km Güney Afrika Comrades ultra maratonunu koştum. En büyük hayalim olan Çin Seddi maratonu dünyanın en zorlu etaplarından biridir. Bu maraton Beijing’den başlayarak UNESCO Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Çin Seddi boyunca devam ediyor. Buna sadece profesyonel ultra maraton koşucuları kabul ediliyor. ‘Keçi yol’ diye adlandırılan oldukça dik ve dayanıklılık isteyen bir etaba sahip bu maraton, pandeminin getirdiği seyahat kısıtlamalarından dolayı birkaç yıldır yapılamıyor. Dünyanın dört bir yanından gelip, 50-60 kilometre koşacak maratoncular için yol boyunca ihtiyaçlarını giderebilecekleri en az 10 istasyon kuruluyor. Bu maraton gerçekleştirildikten sonra bile uzun süre konuşuluyor. Ben de uzun zamandır üzerinde düşündüğüm Çin Seddi’nde maraton koşarak en büyük hayalimi gerçekleştirmek istiyorum. Bunun için şimdiden Çince öğrenmeye de başladım.”

Röportajı buradan izleyebilirsiniz

Her yıl Türkiye ve yurtdışında en az 2 yol ve 2 ultra maratonu koştuğunu hatırlatan Alim Küçükpehlivan Çin’in pandemi döneminde 2022 Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak olmasının takdire şayan olduğu belirterek şunları söylüyor:  “Her yerin kapalı olduğu dönemde spor ve sporcuları bir araya getiren Çin, bu konuda önemli bir adım atıyor. Olimpiyatlar, global dünyanın hâlâ birbirine bağlı olduğunu göstermesi açısından, hem sporcular hem de uluslararası toplum açısından çok önemli. Olimpiyatlar sayesinde sporcular, spor ve antrenmandan kopmayacakları gibi, dünyanın sporcularıyla buluşarak kendilerini ölçümleyebilme şansına kavuşuyor. Bu da sporcu için çok kıymetli”

Sporla yakından ilgili bir iş insanı olarak sporla siyasetin birbirine karıştırılmaması gerektiğine dikkat çeken Küçükpehlivan şunları söyledi: “Politikanın spora karıştırılması, insani yardımlara, politikanın karıştırılması gibi bir şey bunun kesinlikle olmaması gerekiyor. Nasıl ki Kızılhaç yardımları din, dil, ırk ayrımı yapılmayan insani olarak yapılıyorsa, sporda da din, dil, ülke ayrımı yapılmamalı. Spor ve sporcuları birleştiren olimpiyat gibi uluslararası bir aktivite, ayrıştıran bir aktiviteye dönüştürülmemeli. En doğrusu olimpiyat gibi projelerin politikaya alet edilmeden insani bir görev olarak yapılmasını sağlamak olmalı. Spor insanları birbirine bağlayan bir köprü. Bu yüzden sporun ve sporcunun siyaset veya ticaretle bir ilgisi yok!”

“SPOR ÇOK BÜYÜK BİR EKONOMİ İÇERİYOR”

“Spor çok büyük bir ekonomi içeriyor. Sadece futbolda değil, diğer branşlarda da bunu görüyoruz” diyen Tamara Textile Yönetim Kurulu Başkanı Salih Boz şöyle devam ediyor: “Spor artık bir endüstri haline gelmiş durumda. Böyle olunca işin içine siyaset de her zaman dahil oluyor, bundan sonra da olacaktır. Kış olimpiyatlarını boykot etme girişiminin de bundan kaynaklandığını düşünüyorum. En büyük dileğim, uluslararası spor organizasyonlarının düzenlenmesinde siyasetten bağımsız olarak hareket edilmesidir.”

Spora 20 yaşından beri ilgi duyduğunu, Triatlon gibi sporlara daha sıcak baktığını belirten Boz konuyla ilgili şu bilgiyi veriyor: “Tek tip spora karşıyım. Sadece tek tip spor yaptığımızda ve diğer sporlardan mahrum kaldığımızda vücudumuzun her yerini çalıştıramıyoruz. Bu nedenle benim spor anlayışımda en az 3-4 dal sporla ilgilenmek var. Bir insanın birden fazla sporla ilgilenmesi bunun için çok önemli. Sporu topluma yaymak amacıyla bir grup arkadaşımla Zinde Sağlıklı ve Saygılı Yaşam Platformu’nu kurduk. Platforma üye olanlarla birlikte her hafta spor aktivitesinde bulunuyoruz. Bu platforma şirketimiz çalışanları da dahil oldu. Platformumuz her geçen gün büyüyor. İş dünyasında sağlıklı karar vermek için her şeyden önce mutlaka zinde olunması gerektiğine inanıyorum.”

Diğer Uzakdoğu ülkelerinin de olduğu gibi Çinlilerin kuralcı ve disiplinli olduğunu belirten Boz şöyle devam ediyor: “Üstlendikleri Kış Olimpiyatları’nın üstesinden rahatlıkla kalkacaklarına inanıyorum. Birçok dalda sporcu yetiştiren bir ülke olmaları da bu olimpiyatları üstlenmelerini haklı kılıyor. Salgın önlenemezse olimpiyatlarda kısıtlama ve kurallar gelebilir. Kısıtlamalar kalktığında Çin’e gitmek istiyorum. Çünkü, Çin’deki fuarları ziyaret etmenin işim açısından önemini biliyorum. Ticari ilişkilerimi yerinde görüşerek geliştirmekte başarılı olduğuma inanıyorum. Kısıtlama kalktığında işlerimizin sürekliliği için Shanghai, Hangzou ve Guangzou şehirlerini ziyaret edeceğim. Bu şehirleri tarihi ve kültürel dokuları nedeniyle çok seviyorum.”



Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.