Çin Bölgedeki En Büyük ve En Önemli Yatırımcı

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, 13 Eylül’de Kazakistan’ı, bir gün sonra da Kırgızistan’ı ziyaret etti. Her iki ülkenin liderleriyle yaptığı görüşmelerde Çinli Bakan, salgın sonrası iş birliğinin güçlendirilmesi ile ticaret ve ekonomik ilişkilerin genişletilmesi konularına odaklandı.

Bişkek’teki görüşmelerin önemli başlıklarından biri Kırgızistan Devlet Başkanı Sooronbai Jeenbekov’un ülkenin Çin’e olan borç ödemelerinin uzatılması ve bu konuda kolaylık sağlanması olasılığının değerlendirilmesi talebi oldu. Çin kısa sürede, daha önce Batılı yatırımcılar tarafından riskli yatırım hedefleri olarak görülen Orta Asya ülkeleri için en büyük ekonomik ortak ve bunun yanı sıra en büyük yatırımcılardan ve kredi verenlerden biri haline geldi.

Beijing, petrol ve doğal gaz boru hatları, kara ve demir yolları, ulaşım ve lojistik merkezleri, köprüler, enerji santralleri gibi bölgedeki altyapı projelerine muazzam miktarda para yatırdı. Orta Asya’da yatırım yapmak hem Çin hem de bölge ülkeleri için gözle görülür değişiklik getirdi. Orta Asya bölgesinin daha fazla gelişmesi, Çin ile iş birliği olmadan düşünülemez. Birçok gerçek bu argümanı destekler.

Çin Yatırıma Odaklandı

İlk olarak, Çin bölgedeki en büyük ve en önemli yatırımcı. Çin verilerine göre, 2018’de Çin’den Kazakistan’a doğrudan yabancı yatırım 3,8 milyar dolar, Türkmenistan 1,98 milyar dolar, Özbekistan 412 milyon dolar, Tacikistan 316 milyon dolar ve Kırgızistan 47 milyon dolar oldu. Kazakistan ve Özbekistan, öncelikli olmayan üretimin geliştirilmesi üzerine Çin yatırımı üzerine odaklanmaya çalışıyordu.

Özbekistan ve Çin liderlerinin 2018 yılında imzaladığı 6,8 milyar dolarlık 46 projenin çoğunun imalat sanayine yönelik olduğunu hatırlatmakta fayda var. Tacikistan’da yatırımların çoğu madencilik sektörünün gelişimine yönelikti. Sunulan fırsatı etkin bir şekilde kullanabilen Orta Asya ülkeleri, Çin yatırımlarından büyük fayda sağladı – bu bir kazan-kazan durumu oldu.

İkinci olarak, Orta Asya ülkelerinin farklı ülkelerde farklı derecelerde olmak üzere ekonomik büyümesi büyük oranda Çin’e dayalı bulunuyor. Çin başlıca Orta Asya ihracatları için en büyük pazar durumunda.

Örneğin 2012’den bu yana Çin Kazakistan uranyumunun en büyük alıcısı oldu. En büyük tedarik hacmi (tüm ihracatın yüzde 57’si) Çin’e düşüyor. Çin, Türkmen gazının ana alıcısıdır. Çin gümrüğüne göre, Türkmenistan, Çin’e gaz tedarikinde lider. PetroChina Başkan Yardımcısı Wang Zhongcai Aşkabat’ta düzenlenen 24’üncü uluslararası “Türkmenistan Petrol ve Gaz 2019” konferansında yaptığı açıklamada, 21 Ekim 2019 itibarıyla Türkmenistan’dan Çin’e tedarik edilen toplam doğal gaz hacminin 252,1 milyar metreküpe ulaştığını söyledi.

Beijing 3 Kurala Uyuyor

Türkmenistan için Çin, bütçeye döviz girişinin tek kaynağı rolünü oynuyor. Enerji kaynakları, sadece Kazakistan ve Türkmenistan için değil, aynı zamanda Çin’e gaz sağlayan Özbekistan için de bütçeyi takviye etmenin önemli bir yoludur.

Üçüncüsü Orta Asya’da terörizmle ortak mücadele, Çin’in bölge ülkeleriyle ilişkilerini daha da güçlendirdi. Beijing, Orta Asya’daki kolluk kuvvetleriyle ortak anti terörist tatbikatları yaparak, terörizm şüphesi taşıyan kişilerle ilgili bilgi sağlayarak ve teknik askeri yardımda bulunarak mali, örgütsel ve metodolojik yardım sağlar.

Orta Asya ülkeleri bu tür iş birliğine ilgi duyuyorlar, çünkü bölge devletlerine doğrudan bir tehdit var. Bu da öncelikle olarak teröristlerin yanında savaşan; propagandayı artırabilecek ve diğer vatandaşları yanlarına çekebilecek olan bölgenin yerlilerinden kaynaklıyor. Çeşitli tahminlere göre Suriye ve Irak’ta, Orta Asya’dan yaklaşık 4 bin militan İslam devletinin tarafında çatıştı.

Dördüncüsü, Orta Asya ülkeleri, karmaşık sosyal, ekonomik ve siyasi değişim olan “Büyük Transformasyon” döneminden geçiyor. Örneğin, bölge nüfusu arttı, ekonomik modeller değişti, iç ve dış göç yayıldı ve nüfus hareketliliği arttı. Tüm bu faktörler ve değişiklikler Orta Asya ülkelerin yönetimlerini, iç sorunları çözmek amacıyla dış oyunculardan yardım istemeye itiyor.

Orta Asya ülkelerinin şu anda ulaşım ve sosyal projelerin uygulanması, yeni iş, yeni sanayi ve enerji tesisleri yaratılması, eğitim ve sağlığın kalitesinin iyileştirilmesi ve benzerlerine gereksinimi var.

Bu çerçevede Çin’in rolü, Orta Asya’daki stratejisi on yıllardır aynı olduğu için Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) farklı olarak artan bir şekilde göze çarpacak. Beijing halen 3 kurala uyuyor: ülkelerin içişlerine ve birbirleriyle olan ilişkilerine müdahale etmemek; ekonomik iş birliğine odaklanmak ve uluslararası tanınmayı geliştirmek. Bugün biz Orta Asya ülkelerinin Çin ile olan ilişkilerinin kazan-kazan prensibi üzerine inşa edildiğini görüyoruz.

(Kaynak: CGTN / Seymur Mammadov )



Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.