Çinle Ekonomik İlişkiler, Türkiye’de İstihdamı Arttırır

Akademisyen Altay Atlı, CRI Türk’te Samet Demir’in hazırlayıp sunduğu “Ekonomi Basını” programına konuk oldu. Atlı, Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin başlamasının 50. yılında iki ülke arasındaki ekonomik faaliyetleri değerlendirdi.

2021 yılının Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin diplomatik ilişkilerinin tesis edilmesinin 50. yılı olduğunu hatırlatan Altay Atlı, Türkiye ile Çin ilişkilerinin ekonomi alanındaki gelişimini değerlendirdi.

İki ülke arasındaki ticaretin 1971’den önce de ufak çaplı yapıldığını ifade eden Atlı, “1960’ların sonunda Türkiye’nin bir çalışması var. O dönemin parasıyla Çin ile resmi ilişkiler kurmanın 25-30 milyon dolarlık getiri sağlayacağını hesaplıyorlar. İzmir Ticaret Odası’nın yaptığı bir çalışma var. 1971’de artık ilişkiler başlıyor ve teşvik edici girişimler görüyoruz.

Dışişleri Bakanlığı iş insanlarını Çin ile ticari ilişki kurmaya davet ediyor. 1974’te bir ticaret anlaşması yapılıyor. Çin’in ekonomik reformlarını 1978 yılına referanslıyoruz. Türkiye’de ise 24 Ocak kararlarıyla birlikte küresel ekonomiye katılma eğilimi var. O dönemde iş dünyasında diyaloğun arttığını görüyoruz. 1982 yılında Kenan Evren Çin’i ziyaret ediyor. 1985 yılında Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ziyareti var. Hatta anlaşmalar da imzalanıyor.

Özal zamanında yaklaşık 150 milyon dolarlık anlaşma imzalanıyor. O anlaşmaya göre, Türkiye’nin Çin’den pamuk, ham petrol kömür alması, Çin’e krom, fındık, kuru üzüm, ev aletleri ve otomotiv yan sanayi ürünleri satması öngörülüyor. Tam istenen olmuyor 1995’ten itibaren ekonomik ilişkiler canlanmaya başlıyor. Çin çok büyük bir Pazar, diyerek orada ihracat yapmak için gidenler aslında Çin’in o kadar da kolay olmadığını gördü. Dil ve kültür farkı vardı.

Ancak oraya gidenler maliyetlerin çok düşük olması nedeniyle ithalatın daha kolay olduğunu gördü. Çin’den ucuza alınabilecek ürünlerin Türkiye’de rahatlıkla satılıp bir kâr elde dilebileceği düşüncesi hâkim oluyor. İthalatımız hızla artmaya başlıyor. Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) girdiği 2001 yılından itibaren aradaki makas giderek büyüyor.” diye konuştu.

Ticareti dengeleme fırsatı

Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkiler sonucunda Türkiye’nin ticaret açığını kapatmak için girişimlerde bulunduğunu aktaran Altay Atlı, şunları kaydetti:

“Çin’den daha fazla yatırım çekerek ithalat ve ihracatı dengeleme anlayışının hâkim olduğunu söyleyebiliriz. 2013’te Ekonomi Bakanlığının hazırladığı bir rapor vardı. Çin raporundan şu satırları sizle paylaşmak isterim; ‘İki ülke arasında giderek artan dış ticaret açığının belirli ölçüde telafi edilmesi çalışmalarına katkı sağlamak amacıyla, Çin’in Türkiye’ye yönelik olarak yatırım, müteahhitlik hizmetleri, ulaştırma, turizm ve enerji sektörlerinde daha geniş açılımlar yapması beklenmektedir.

Yatırım alanındaki ilişkilerimizin derinleştirilmesi, istikrarlı ve kalıcı iş birliğinin oluşturulması açısından önemli bir süreci oluşturmaktadır.’ Geldiğimiz noktada açığımız var, ihracatımızı mümkün olduğunda artıralım ama bu açığı kapatmamız çok da mümkün değil. Bu açığın ne olduğuna da bakmamız lazım. Çin’den yaptığımız ithalat sadece Çin ürünleri değil, bunun içinde uluslararası markaların Çin’de yaptıkları üretimler de var. Asıl önemli olan daha fazla yatırım çekerek daha fazla ortak projeler geliştirmek. 2013, Kuşak ve Yol girişiminin Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping tarafından ilk kez dile getirildiği yıl olarak da önemli. Türkiye bunun içinde nerede diye bakacak olursak ben şu anda daha sürecin başında olduğumuzu düşünüyorum.”

“Bir Türk firmanın Çin’de restoran zinciri var”

Kuşak ve Yol girişimiyle ilgili Türkiye’de akla ilk trenlerin geldiğini belirten Altay Atlı, İstanbul’daki Kumport Limanı’nın yüzde 65 hissesinin 2015 yılında Çinli firmalar tarafından alındığını hatırlattı.

Çin’den gelen yatırımlara dikkat çeken Atlı, “Henüz sürecin başındayız. 2015 yılında Türkiye’nin G20 Zirvesi’ne ev sahipliği yaptığı yıl, iki anlaşma imzalandı. Antalya’da imzalanan anlaşmalardan biri Türkiye’nin orta koridor projesinin Çin’in Kuşak ve Yol girişimiyle uyumlandırılmasıydı. Bir de demir yolu iş birliği anlaşması vardı. Şu anda baktığımızda Türkiye’nin de Çin’de yatırımları var. Örneğin, Çin’deki çok büyük bir uluslararası hamburger zincirini aslında bir Türk firması işletiyor.

Yaklaşık 1500 restoran açmış durumda ve Çin’e dondurulmuş patates ihraç ediyor. Bu rakamların artması önemli Çin’den buraya gelecek yatırımlar önemli. Kuşak ve Yol’un önemi bundan sonra sadece sermaye tarafında değil, bununla birlikte gelecek olan teknoloji, istihdam artımı, ihracat artımı olacak. Çin’in ekonomik bir ortak olarak önemi bu noktalarda ortaya çıkıyor. Kuşak ve Yol buna önemli bir fırsat sağlıyor” dedi.



Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.