- 16 Kasım 2020
- Yayınlayan: Kerem Kofteoglu
- Kategori: Son Yazılar
37. Güneydoğu Asya Ülkeleri (ASEAN) Zirvesi ve Doğu Asya Liderler Zirvesi dün sona erdi. Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) hiç şüphesiz dünyanın en büyük ticaret anlaşması olacak ve büyük bir jeopolitik değişimin sinyallerini verecek.
Reuters haber ajansının haberine göre Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda ile birlikte 10 ASEAN ülkesini içeren 15 RCEP katılımcısı ülke, küresel nüfusun yaklaşık üçte birini ve küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yaklaşık yüzde 29’unu oluşturmaktadır.
Burada tehlikede olan çok şey var ve tam da bu nedenle 2012’den bu yana müzakerelerin güçlükle devam etmesinden sonra anlaşmada şimdi ilerleme kaydediliyor. Çin’in GSYİH büyümesi, büyük ölçüde ASEAN ülkeleriyle yapılan ticaret nedeniyle bu yılın ikinci çeyreğinden bu yana arttı. Hem Çin hem de ASEAN bloğu için bir kazan-kazan artışı. Bu, ülkelerin ve özellikle Çin’in, küresel finans merkezinin sürekli doğuya doğru kaymasını daha da güçlendiren korona virüsle büyük ölçüde başarılı bir şekilde mücadele etmiş olmaları gerçeğine borçlu olmasıdır.
Çin koronavirüs sürecini iyi yönetti
Bu anlaşmanın, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) eski Başkanı Barack Obama yönetimi altında kurulan ve Donald Trump’ın göreve gelmesinden birkaç gün sonra baltalanan Washington’ın aracılığında varılan Trans-Pasifik Ortaklığı’na (TPP) açık bir benzerliği bulunuyor. TPP, Çin gibi diğerlerini böylesine güçlü bir konumdan çıkarmak için Washington’a uluslararası ticaretin kurallarını tayin etmede üstünlük sağlamaya çalıştı.
Obama, o dönemde “Eğer biz bu anlaşmayı geçirmezsek -eğer Amerika bu kuralları yazmazsa- Çin gibi ülkeler yapacak.” demişti.
ABD, bu fırsat karşısında tereddüt etti ve günlük rekor sayıda vakalarıyla dünyanın koronavirüs sonrası ekonomik toparlanmasına liderlik etme gücünü kaybetti. Küresel finans piyasaları, başkanlık seçimlerinin de açıkça gösterdiği üzere Washington’ın sağlayamadığı hem siyasi sistemlerde hem de ekonomik beklentilerde istikrar bekliyor.
Trump’ın seçimin sonuçlarını kabul etmeyi reddetmesi, başkanlığının son haftalarında ciddi kadro değişiklikleri yapması ve sorunsuz bir geçiş için yardım etmeyi reddetmesiyle Washington çok meşgul görünüyor. Yeni yönetim de aynı zamanda, bu zorlu geçiş döneminde ve koronavirüsle mücadele etmek zorunda kalacağından olayların hızına yetişemeyebilir.
Bütün bunların aksine Çin koronavirüsü kusursuz bir şekilde yönetti, siyasi istikrarı hiç bozulmadı ve ekonomisi hızla ilerliyor. Çin aynı zamanda büyük ölçüde yabancı yatırımcılara erişimi artırmaya, yeniliğe ve yeşil büyümeye odaklanacak 14. Beş Yıllık Planı’na başlayacak. Bu, Çin’i yalnızca komşu ülkeler ve dünya için daha önemli bir ticaret ortağı haline getirecektir.
Çin küresel ekonomik gelişmeye önderlik ediyor
Diğer önemli bloklar, Çin’in küresel ekonomik iyileşmeye liderlik etme konusundaki benzersiz yeteneğini kabul ediyor. Bu nedenle, Avrupa Birliği (AB) ile Çin yakın zamanda Coğrafi İşaretler konusunda önemli bir anlaşma imzaladı ve iki blok arasında şimdiye kadarki en önemli ikili ticaret anlaşması olan AB-Çin Kapsamlı Yatırım Anlaşması’nı (CAI) imzalanması için çalışıyorlar.
Avrupalı liderler, Biden yönetimiyle alışıldığı gibi işe geri dönebileceklerinden ve iklim değişikliği, dijital ekonomi ile bir kez daha serbestleşen ticaret konularında iş birliği için çalışabileceklerinden çok memnun. Ancak tüm bu konularda, Trump yönetiminde son dört yılda verilen zararın giderilmesiyle büyük olasılıkla önemli bir zaman kaybedilecek ve bu, yeni görüşmelerin sonuçlarını daha az iddialı hale getirecek.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Babis’in 11 Kasım’da transatlantik ilişkiler konulu bir konferansta yaptığı konuşmasında söylediği gibi, “Tüm Avrupa ve AB için çok önemli başlık, ticari ilişkilerimizin iyileştirilmesinin acil ihtiyacıdır. Ticaret savaşlarıyla ilgili her türlü girişime ve tehdide veda etmeliyiz ve karşılıklı ticaret ilişkimizi serbestleştirmek için çok çalışmalıyız. Belki vazgeçilen TTIP (Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı) anlaşması kadar hırslı ve kapsamlı olmasa da ABD ile Avrupa arasındaki karşılıklı ticaret ve yatırımlar yeniden serpilmeye başlamalı.”
AB, Çin’in en büyük ortaklarından biri
Başbakan konuyu oldukça iyi ifade etti ve Trump yönetimi tarafından hurdaya atılan, ABD ile AB arasında Obama’nın arabuluculuğunu yaptığı bir başka potansiyel ticaret anlaşması olan TTIP’ye atıfta bulundu.
RCEP bu şekilde, daha büyük ölçekli ikili ve çok taraflı ticaret anlaşmaları için itici güç olabilir. Çin’in hâlihazırda en büyük ticaret ortaklarından biri olan AB, kesinlikle ASEAN zirvesini dikkatle izleyecektir ve eğer RCEP beklendiği gibi sonuçlanırsa, Doğu Asya’da devam eden eylemden yararlanmak için CAI ile ilerlemek için daha fazla neden görmelidir. Bu nedenle küresel ticarette önemli bir dönüm noktasını temsil eden RCEP’in, modern tarihin en önemli ticaret anlaşması olması bekleniyor. (Kaynak: Bradley Blankenship /CGTN )