Turizm, yenilikçi tasarımlarla sınıf atlıyor

Bir turizm yazarı olarak, 20 yılı aşkın sürede, sektörle ilgili çeşitli haberlere imza attım. Başkanlığını yaptığım TUYED’in (Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği) ‘Sektörle Buluşmalar’ adıyla sürdürdüğü paneller dizisinde de birçok konuyu uzmanlarıyla masaya yatırıp tartıştık…

PaneldenSon olarak geçen yıl Antalya’da gerçekleştirilen Resort Kongresi’nde dağıtılmak üzere hazırlanan “Turizmin Geleceği, Geleceğin Turizmi” başlıklı özel sayıda aralarında benim de olduğum bir ekiple turizmin geleceğini çeşitli açılardan araştırıp haberleştirdik.

Söz konusu çalışmayı bitirdikten sonra, ekip arkadaşlarımla birlikte “Hangi konuyu eksik bıraktık?” sorusuna yanıt bulmak için aramızda bir değerlendirme yaptık. Yaptığımız değerlendirme sonunda, elde olmayan nedenlerden dolayı ‘Turizm ve Mimarlık’ konusunu eksik bıraktığımızı fark ettik.

Bu eksikliği nasıl telafi edeceğimiz konusunda kafa yormaya başladığımızda, elime VitrA’nın Türk Serbest Mimarlar Derneği (TSMD) ile ortaklaşa hazırladığı ‘VitrA Çağdaş Mimarlık Dizisi’nin “Turizm ve Rekreasyon Yapıları” başlıklı ikinci kitabı geçti. Okumaya başladım. Yazılar içinde geçen bazı saptama, tanım ve benzetmeler, deyim yerindeyse beni kitabın içine çekti. Öncelikle, kitabın ortaya çıkmasında fikir, yazı veya editoryal katkı sunarak emeği geçenleri kutlamak istiyorum.

Dikkatimi çeken saptama, tanım ve benzetmelere gelince… Bunların sadece birkaç tanesini yazmakla yetineceğim. Yazarlar, Türkçe’ye ‘yeniden yaratım’ olarak çevirebileceğimiz “recreation” sözü için şu önermeyi yapıyor: Recreaiton’a Türkçe’de anlam itibarıyla en çok yakışan sözcük tatil. Oteller, iş dışında kalan zamanın tüketim pratiğine ev sahipliği yapan mekânlardır. Yeni oteller, sığınak, ev, sahne, tiyatro arasında sınırların eridiği noktada evden uzakta ev, kentin içinde kent, gerçek yaşamda tiyatro yaratmaya özenmektir. Bu tesis, yüzde yüz birbirine inanmış işveren, tasarımcı, işletmeci uyumunun başarısıdır. Ve diğerleri…

Daha sonra, böylesine önemli görüşlerin mutlaka bir panelde ele alınması gereğinden hareketle, konuyu VitrA ile birlikte değerlendirdik ve 5 Nisan’da İstanbul Modern’in Konferans Salonu’nda, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Celal Abdi Güzer’in moderatörlüğünde, turizmci Vural Öger, edebiyatçı Buket Uzuner ile mimar Gökhan Avcıoğlu’nun konuşmacı olduğu “Değişen Tatil Anlayışının Mekânsal Yansımaları: Turizmde Alternatif Mimarlık Arayışları” başlıklı paneli gerçekleştirdik.

Prof. Dr. Güzer, açış konuşmasında son yıllarda turizmin giderek artan oranda mimarlık üzerinden etkin olmaya çalıştığını söyledi. Bu tezini İspanya’nın Bilbao kentinde bulunan Guggenheim Müzesi ile temellendiren Güzer, binlerce kişinin müzeyi görmek için Bilbao’ya gittiğini hatırlattı.

Vural Öger, Türkiye’nin sahilleri ve kentleri betonlaştıran bir anlayışla çok büyük hatalar yaptığını ve yapmaya devam ettiğini söyledi. Öger, “Türk insanına yüksek yapıları modern olarak sunuyorlar. Rant düşüncesiyle Antalya’yı mahvediyoruz. Turizmde otantik bina çok önemli. İnsanlar 100 sene önceki binalarda kalmak ve kahve içmek istiyorlar. Türkiye turizm açısından tehlikeli noktaya gidiyor” diye uyardı.

Mimar Gökhan Avcıoğlu da insanların artık otantik olanın peşinde olduğunu hatırlatıp, “Turizm sadece belirli bir kitleye endekslenemez. Özellikle genç Avrupalılar ani kararlarla gidecekleri yerleri seçip, otantik ürünler arıyor. Biz misafirperver bir ülkeyiz. Samimiyet çok önemli. Siz iç kültürünüzde neleri yaşıyorsanız insanlar da bunu görmek istiyor” dedi.

Konuya kadın ve edebiyatçı gözüyle bakan Buket Uzuner ise kadın mimarların sayısında yaşanan artışla birlikte tatil kavramında mekânsal anlamda farklılıklar yaşanacağına dikkat çekip, “Bugün aramızda kadın mimarların olması, işletmeciler arasına da kadınların girmesi, tatil kavramına da mekânsal olarak önemli dokunuşlar getirir. Unutmayın ki, tatil mekânını seçenler kadınlardır. O yüzden tüketicilerin kadın olması nedeniyle mimarlığa daha dişi bir bakış geleceğini umuyorum” diye ekledi.

Kendi adıma,  ‘VitrA Çağdaş Mimarlık Dizisi’nin ikinci kitabından olduğu gibi, söz konusu panelden çok şey öğrendiğimi söylemek istiyorum.  Bu yüzden gerek VitrA gerekse de TSMD’nin bundan sonraki çalışmalarında işbirliği içinde olmaktan mutluluk duyacağız.



Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.