Viyana klasik müziğin ustalarının manevi eviyse, Yuxi’ye de modern müzisyenler için benzer bir sıfat atfedilebilir. Çünkü Yuxi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin ulusal marşının bestecisi Nie Er’in (1912-1935) doğum yeri..

(WU MEILING /CHINA TODAY TÜRKİYE)–Yuxi’nin çağrışımları, müziğin de ötesine geçip yeryüzündeki insan yaşamına kadar uzanıyor. Chuxiong Özerk İli’ndeki Yuanmou İnsanı (homo erectus yuanmouensis) arkeolojik kazı alanının tarihi 2.5 milyon yıl geriye gidiyor ve buranın en erken insan yerleşimlerinden biri olduğu düşünülüyor. Ama Yuxi’ye bağlı Maotianshan’da yapılan kazılarda bulunan bir grup yumuşakça fosili, 530 milyon yıl öncesinin sırlarını çözülmesine yardımcı oluyor. Bütün sürüngen ve memelilerin ortak atası sayılan Naraoia fosili de burada bulundu.

Yunnan eyaletinin iç bölgesinde yer alan Yuxi, uzun bir geçmişe sahip bir şehir ve Yunnan’ın “yeşim kalbi” olarak biliniyor. Çin’deki Shang ve Zhou hanedanlıkları döneminde (M.Ö. 1600-256) Baipu Krallığı’nın merkezi olan Yuxi, 2 bin yıl kadar önce de kadim Dian Krallığı’na ev sahipliği yaptı. Şehir, Üç Krallık dönemi (220-280) ve Wei, Jin, Güney ve Kuzey Hanedanlıkları (220-589) dönemindeki çöküşüne dek çok çeşitli etnik kültürleri barındıran, müreffeh ve hızla gelişen bir başkentti. Sonrasında Erhai bölgesi Yunnan’ın siyasi, kültürel ve ekonomik merkezi haline geldi ve Yuxi neredeyse unutulmaya terk edildi.

Bin yıl süren bir barışın ardından Yuxi’ye ulusal savunma için savaş Chongjiu Ayaklanması şeklinde geri döndü. Dönemin ruhunu Japon saldırganlığına karşı yapılan ulusal kurtuluş çağrıları oluşturuyordu ve Japonlar’la savaşan Yuxi ordularının sergilediği cesaret bütün ulus nezdinde onlara şan ve şeref kazandırdı. Yuxi’li genç müzisyen Nie Er ilham verici Gönüllüler Marşı’nı bu kritik dönemde besteledi; marş Shaanxi-Gansu-Ningxia sınır bölgesinde ve Shanxi-Chahar-Hebei üs bölgesinde askerler ve halk tarafından dört bir ağızdan söylenmeye başladı. Ulusal Devrim Ordusu’nun Japon saldırganlığına karşı sergilediği cesur direnişle haklı bir şöhrete ulaşan 200. Birlik bu marşı savaş marşı olarak benimsedi.

BEYAZDAN KIZILA

Öleli çok olmasına rağmen Nie Er’in hatırası şehirde hala yaşıyor. Yuxi’deki Nie Er Parkı’nın içindeki Zhiyin Gölü keman şeklinde. Nie Er’i orkestrasını yönetirken gösteren bronz heykel, burada siyah yeşimden bir kaidenin üzerinde duruyor; meydanda besteleri çalınıyor.

Fuxian Gölü, Çin’in en derin yüksek dağ tatlı su gölü.

Yuxi’nin en tanınmış simgesi olan kızıl pagoda şehrin her yerinden görülüyor. Şehir bu yüzden “bir köken ve dört ev” adıyla da biliniyor. Köken ile yaşamın kökeni kastediliyor—Chengjiang ilçesindeki Maotian Dağı’nda bulunan 530 milyon yıllık paleontolojik fosil. Dört evle de Yuxi’nin Nie Er’in, Yunnan tütününün, Fener Festivali’nin ve ovadaki nehir ve göllerin doğum yeri olması kastediliyor.

Hongta (Kızıl Pagoda) Dağı’nın kızıl basamaklarını tırmanırken Hongta Grubu’nun yarım yüzyıllık tarihini tecrübe ettiğimi hissettim. Yuan Hanedanlığı döneminde (1271-1368) inşa edilen Hongta’nın adı ilk başta Baita (Beyaz Pagoda) idi. Beyaz Pagoda’nın gün batımındaki muhteşem görüntüsü bütün Çin’de meşhurdu. Qing Hanedanlığı’nın (1644-1911) son dönemlerinde savaş ve kargaşa, Baita (Beyaz Pagoda) Dağı’nı kasvetli ve perişan bir yer haline getirdi.

1958’de Yuxi Sigara Fabrikası kuruldu. O dönemde Çin’in dört bir yanında kızıl bayraklar dalgalanıyordu. Yuxi Sigara Fabrikası’nın işçileri de Beyaz Pagoda’yı kızıla boyadı ve ona Kızıl Pagoda ismini verdi. Hongta Dağı’nın eteğinde pagodanın yenilenmesinin hikayesini anlatan bir şiir bulunuyor: “KIZIL PAGODA, YEŞİL SULAR, PERİLER YUXİ SAKİNLERİNE GIPTA EDİYOR.”

DAĞ KAFİLELERİ

Dağlar, Yunnan’ın belkemiğini oluşturuyor. İki birinci seviye tektonik tabakanın birleştiği kuşakta bulunan Yuxi’nin jeolojik yapısı gayet karmaşık. Karst topografyası, akarsu ve tektonik yer şekilleriyle birlikte diğer kadim jeolojik hareketler, Yuxi’nin göz alıcı ve zengin coğrafyasının oluşmasını sağlamış.

Ailao Dağı, Mopan Dağı ve Liangwang Dağı, Yuxi’yi havada tutan ayaklar gibi. İçlerinde en meşhuru Ailao. Ben de sisli bir Yuxi sabahında bu dağı görmeye gittim.

Xinping ilçesindeki Ailao Dağı Doğa Koruma Alanı, Yunnan-Guizhou Platosu, Hengduan Sıradağları ve Qinghai-Tibet Platosu’nun doğal ve jeolojik birleşiminden oluşuyor. Yunnan-Guizhou Platosu’nun batısındaki en büyük sıradağların bir parçası olan Ailao Dağı, Doğu Asya Tropik Musonu ile Güney Asya Tropik Musonu’nun kesiştiği bölgede bulunuyor. Ailao Dağı’nın da dahil olduğu dağ sırası 400 kilometre uzunluğunda bir yeşil ejderhaya benziyor ve Yunnan’ın iklimini yumuşattığı gibi eyalet genelinde yemyeşil şehirlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Ailao Dağı, 1998’de UNESCO’nun İnsan ve Biyosfer Programı orman ekosistem gözlem istasyonu listesine dahil edildi.

Ailao Dağı’nın en tanınmış turistik bölgeleri arasında Nan’en Şelaleleri, Kadim Çay-At Patikası, Shimen Boğazı, Longxi Klan Konakları ve Jinshan Geçidi bulunuyor. Bunların tamamı Gasa kentinin yakınlarında.

Ailao Dağı’ndaki Kadim Çay-At Patikası, Yuxi’yi gezip görmek için iyi bir başlangıç noktası. Eski zamanlardan kalma bu turistik yol, binlerce yıllık kaldırım taşlarıyla, düşen yaprakların ve yerdeki yosunların arasından görünen toynak izleriyle eskiyle yeniyi, dünle bugünü birbirine bağlıyor.

Gür kadim ağaçlar gökyüzünü perdeliyor, çiçekler rahiyalar saçıyor, kuşların şakımaları dağa hakim orman sükunetinin altını çiziyor. Ailao Dağı’ndaki Kadim Çay-At Patikası, kadim zamanların üç önemli yolundan biriydi. Bir diğeri de Pu’er’den başlayıp Dali ve Ailao Dağı’na ulaşan Yinan Güzergahı’ydı. Ming Hanedanlığı’ndan (1368-1644) sonraki dönemde ise Yinan Güzergahı, Yunnan’ın başkenti Kunming’den başlayıp Laos ve Tayland’a kadar uzanan bir hatta dönüşerek Yunnan’ı Orta Çin’e ve güney sınırının ötesindeki ülkelere bağlayan resmi ve ticari yol haline geldi.

Yinan Güzergahı bir zamanlar güneyin “İpek Yolu” olarak bilinirdi. Tang Hanedanlığı döneminden (618-907) beri kullanılan yol, Song Hanedanlığı döneminden (960-1279) Qing Hanedanlığı dönemine (1644-1911) kadar gelişimini sürdürdü ve Çin Cumhuriyeti döneminde (1912-1949) zirve noktasına ulaştı. Çin Halk Cumhuriyeti kurulmadan önce bu güzergahtan günde en az 800 at ve katır, bin civarında tüccar geçerdi. Ailao Dağı, kaplan, leopar ve piton gibi vahşi hayvanların yanı sıra yumruk iriliğinde sivrisineklerin yaşadığı bir yer; ayrıca muhteşem çiçekleri ve kelebekleriyle meşhur. Eski zamanlarda bu dağ yolunda at kervanlarının nal sesleri yankılanırdı. Kervanların yükleri ve karşılaşmaları, yol boyunca sıralanan kaldırım taşlarına kaydedilmiş.

ŞELALELERİN GÜRÜLTÜSÜ

Nan’en Şelaleleri ve Shimen Boğazı, dağın birbirine komşu turistik bölgeleri. Nan’en, Dai dilinde “gümüş su” anlamına geliyor. Yağışlı mevsimde, devasa taş bir levhadan 100 metre aşağıya dökülen şelalelerin gürültüsünü kilometrelerce öteden duyabilirsiniz. Ana şelalenin hemen yan tarafında Cixiongjian Şelalesi, Lienü Şelalesi ve Shouweng Şelalesi sıralanıyor. Bunlar irili ufaklı başta şelalelerle birlikte nadir rastlanan ve muhteşem bir şelale dizisi oluşturuyor. Nan’en Şelaleleri’nden bir kilometre bile uzaklaşmadan karşınıza Shimen Boğazı çıkıyor, Burası Jiuzhaigou olarak da biliniyor (Sichuan eyaletinin kuzeyinde bulunan bir doğa koruma alanı ve ulusal park).

Yunnan eyaletinin sınırları içinde Yuxi bir tabloyu andırıyor.

İki yanı sarp kayalıklar tarafından kuşatılmış ve ortasından bir nehir geçen Shimen Boğazı, zengin doğal kaya kesitleriyle tanınıyor. İki kilometre içinde 10’dan fazla kesit bulunuyor; ilki 100 metre derinliğe sahip. Vadinin girişindeki taş yol dağın zirvesine ulaşıyor; yol boyunca dev ağaçlar ve dik kayalıklar güneş ışınlarına geçit vermiyor.

Ziyaretçiler, yol boyunca koyu zümrüt rengindeki derelerin keyfini sürerek, çiçek ve eğreltiotlarının muhteşem kokusu eşliğinde zirveye tırmanabilir. Üçüncü kaya kesitinde bir grup Dai kızına rastladım. Bellerine sardıkları birkaç metrelik gökkuşağı rengindeki kuşaklarla geleneksel Huayao kıyafetleri içindeki bu genç Dai kadınları vadinin güzelliğine güzellik katıyordu. Yuxi’deki Mopan ve Liangwang dağları da çok büyüleyici ama şahsen en çok Tonghai’deki Xiushan Dağı’na hayran kaldığımı itiraf etmeliyim. Ming ve Qing hanedanlıkları döneminde Xiushan Dağı, “Güney Yunnan’ın en güzel manzarası” olarak kabul edilir ve Kunming’deki Jinma Dağı, Biji Dağı ve Dali’deki Diancang Dağı’yla birlikte Yunnan’ın Dört Ünlü Dağı arasında gösterilirdi. Ming Hanedanlığı döneminin gezgin şairi ve coğrafyacısı Xu Xiake (1587- 1641) Xiushan Dağı hakkında şunları yazmıştı: “Görkemli dağlardan laf açılmışken, Yidong çevresindeki Tonghai’nin bunların en muhteşemi olduğuna inanıyorum.”

Xiushan Dağı tarihi açıdan da önemli bir yer. 2 bin 60 metre yüksekliğindeki dağın üzerinde Han Hanedanlığı döneminde (M.Ö. 202-M.S. 220) tapınaklar ve bahçeler inşa edildi. Yuan (1279-1368), Ming (1368-1644) ve Qing (1644-1911) hanedanlıkları sırasında burası Budistlerin mabediydi. 64 ayrı binadan oluşan kadim tapınak kompleksi, Puguang Tapınağı’nı, Qingliangtai’yi, Yongjin Tapınağı’nı ve Bailong Tapınağı’nı içeriyor. Bütün yapılar gayet girift ve incelikli; ayrıca her bina, inşa edildiği döneme has çarpıcı mimari özellikleriyle diğerlerinden ayrılıyor. Neredeyse bütün pavyon ve türbelere üzerinde bir beyit yazılı plaketler iliştirilmiş. Bu plaketlerin geçmişi Han Hanedanlığı’ndan başlayıp Qing Hanedanlığı’na kadar uzanan bir dönemi kapsıyor. Dolayısıyla küçük ama zarif Xiushan Dağı, aynı zamanda, Çin’in en çok beyit barındıran mekanı. 200 yıl önce bir devlet memuru emekli olduktan sonra memleketine dönüşü hakkında bir beyit yazmış. “Suya yukarıdan bakan yalnız şehir, sırtını dağa dayamış, Bana Jiangnan’ın yağmur mevsimini hatırlatıyor.”

Bu şiirde bahsedilen dağ, Ming ve Qing hanedanlıkları döneminde kültürel bir cennet olan Xiushan Dağı (Jiangnan ile de Yangtze Nehri’nin güneyindeki bölgeler kastediliyor). Söz konusu şiir, bu sınır dağının güçlü kültürel çağrışımlarının altını çiziyor.



Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.