“Yeme-içme sektörü ölmez, ama işler azalabilir”

Çin’deki Sultan Restoranları ve Mado’yu işleten Hayat Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Özcan Sezer, “Bizim sektör hiçbir zaman ölmez ama azalır, Çin kapılarını açınca işimiz artacak” diyor.

Girişimci Özcan Sezer, yaşadığı deneyimlerden yola çıkarak, Çin’de yeme-içme sektöründe hizmet veren firmaların Covid-19’la mücadele konusunda neler yaptığını, hangi önlemleri aldığını anlattı. Salgından dolayı 2020-21 yıllarının ‘çok zor’ geçeceğini vurgulayan Sezer şunları söylüyor: “Ancak, karamsar olmamak lazım. Gerekli önlemleri aldık, almaya da devam ediyoruz. Günümüzde yüzde yüz kapasiteyle değil ama yüzde 40 kapasiteyle çalışıyoruz. Bu durumu da ‘iyi’ diye raporluyoruz. Önümüzdeki dönemde Çin’in kapılarını açmasıyla işlerin daha da iyi olacağına inanıyorum. Sektörümüz hiçbir zaman ölmez ama işlerimiz azalabilir. Hem sektör hem de sağlık açısından güven verici modeller geliştirilmesi halinde, sektörümüzün açılacağını düşünüyorum.”

Aynı zamanda TÜRES Çin Başkanı da olan Sezer, Çin’de bir toparlanma olmasına rağmen kimsenin tedbiri elden bırakmadığını hatırlatarak, “Şimdi günlerdir evlerinde zor şartlar geçiren insanlar, sosyalleşecek yerler arıyor” dedikten sonra şöyle devam ediyor: “Mevcut şubelerimizde aldığımız tedbirler sonucu insanlar, sektörümüze olan güvenlerini tazeledi. Çin’de yeme-içme sektörü yüzde 40 küçülürken, Türkiye ve dünyada daralmanın yüzde 60-70 seviyesinde olduğunu görüyoruz. Çin’de sektörün hacmi 100 milyar yuan civarında ve irili-ufaklı 500 bine yakın işletmede 10 milyona yakın kişi istihdam ediyor. Paket servisin kapasitesi de 70’i buluyor.

Dayanışma çok önemli

Sadece restoranlar değil, süpermarket, manavların da online yemek sipariş uygulamalarıyla iş birliği yaparak batmaktan kurtulmaya çalıştıklarına dikkat çeken Sezer, “Çin’de salgından dolayı insanlar gerekmedikçe dışarı çıkmıyor. Birçok insan, günlük ihtiyaçları ile yiyecek ve içeceklerini online sipariş yoluyla temin ediyor. Online sipariş uygulamalarına göre, salgın döneminde günlük ihtiyaçlar dışında ilaç siparişlerinde de büyük yükseliş görüldü” diyor.

Online sipariş hizmeti veren işletmelerin “sıfır temas” modeline geçtiğini hatırlatan Sezer, “Teslimat yapan kuryelerin ateşi her gün ölçülüyor, paketler gönderilmeden önce dezenfekte ediliyor” dedikten sonra alınan önlemleri şöyle anlatıyor: “Paketler müşterilerin kapısının koluna asılıyor. Hatta şu an pek çok site yabancıların girişine izin vermediği için yemekler sitenin girişine bırakılıyor. Kuryeler, 10 metre gibi bir uzaklıktan müşterilerin paketlerini aldıklarını görüp, bulundukları yerden ayrılıyor. Bu yöntemlerle virüsün bulaşma riski en düşük seviyeye kadar azaltılıyor.”

Yeme-içme sektöründe hizmet veren bazı işletmeler aniden patlak veren salgın karşısında çaresiz kaldığını ifade eden Sezer açıklamalarını şöyle noktalıyor: “Bazı işletmeler, bu sınavdan başarıyla çıkacak. Salgından sonra, kaliteli hizmet sunup, yeni teknolojik yöntemlerden faydalanmayı öğrenebilen işletmeler ayakta kalabilecek. Bu işletmeler, yeme-içme sektörünün geleneksel işleyiş modelindeki dönüşümü daha da hızlandıracak.”

İşte Hayat Gıda’nın Salgınla Mücadelede Aldığı Önlemler:

  • Hijyen kavramına çok önem verip, yeni hijyen standartları oluşturuldu, hijyen karnesi gibi yeni sertifikayı aldı.
  • Tek kullanımlık servis malzemeleri oluşturdu.
  • Masa aralarına mesafeler konuldu, masalara tuzluk, biberlik yerine, tek kullanımlık tuz ve biber veriliyor.
  • Çatal bıçaklar el değmeden paketli bir şeklide müşterilere veriliyor.
  • Kapı önünde duran bir personel, müşterilerin kapı girişinde ateşlerini ölçüp kayıtları aldıktan sonra içeri girmelerine izin veriliyor.
  • Müşteriye ürünlerin hijyen ortamında pişirildiği güveni veriliyor.
  • Müşteriler, siparişlerini kare kod yazılımıyla masadan verebiliyor. Menülere dijital ortamda ulaştırılıyor siparişler tablet ve telefonla alınıyor.
  • Ödemelerin yüzde 95’i Wechat ve Alipay denen kare kodla, kâğıt para kullanmadan telefonla ve temassız yapılıyor.


Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.