KLASİKLERİN TERCÜMESİ İKİ ÜLKEYİ YAKINLAŞTIRIYOR

Çin ve Türkiye iki eski medeniyet. Çin’de Konfüçyüs, Türkiye’de Yunus Emre gibi küresel nüfuzlu eğitimci ve düşünürler var. Buna uygun olarak, ülkenin tarihini ve kültürünü yansıtan yazılı eserlerin sayısı çok fazla. Şimdiye kadar çevrilen eserler bunun sadece küçük bir parçası.Tang Guozhong, “Türkiye’den geçen antik İpek Yolu, iki ülke arasında dostane alışverişler ve kültürel alışverişler için önemli bir köprü oluşturdu” diyor.

TANG GUOZHONG (ZHEJİANG YUEXİU Yabancı Diller Üniversitesi Türkçe Bölümü Akademik Lideri) CHINA TODAY TÜRKİYE — Medeniyetler arasındaki alışverişler ve karşılıklı öğrenme, insan medeniyetinin ilerlemesi  ve dünya barışı için önemli  bir  itici güçtür.  Medeniyetler arasında   alışverişi ve karşılıklı öğrenmeyi teşvik etmek  için doğru tutum ve ilkeleri desteklememiz gerekiyor. Medeniyetler arasında iyi-kötü ayrımı yoktur; yalnızca onların her birinin kendisine özgü özellikleri vardır.  Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Xi Jinping, çeşitli uluslararası toplantılarda medeniyetlerin alışverişlerle renklendiğini ve medeniyetlerin karşılıklı öğrenmeyle zenginleştiğini dile getirmiştir.  Ayrıca eski Çin düşünürü  Mencius’tan  da alıntı yapmıştır: Çin’in antik  filozof Mencius’un  sözüne  atıf  yaparak  ‘Varlıkların  birbirinden  farklı  olması  onların   doğasıdır’ diye belirtmiştir.  Bu cümle, farklı medeniyetler arasında  birbirinden üstün olmama  söz konusu  olmadığını,  yalnızca onların özelliklerinin farklı olduğunu ifade ediyor.

Farklı medeniyetler arasındaki alışverişi ve diyalogu teşvik etmek, rekabet ve karşılaştırma yoluyla birbirlerinin güçlü yanlarından birşeyler öğrenmek gerekir. Böylece medeniyetler arasındaki alışveriş ve karşılıklı öğrenme, ülkeler arasındaki dostluğu güçlendirecek bir köprü,  itici bir güç haline gelebilir. Bu nedenle insan toplumunun ilerlemesi için bir güç ve dünya barışını korumak için de bir bağlantı olacaktır.

Kültürel alışverişler Çin  ve Türkiye  arasında  7.000 kilometreden fazla mesafe var. Ancak 2.000 yıldan daha  uzun bir süre önce Çin’de başlayan, Asya ve Avrupa üzerinden Türkiye’den geçen antik İpek Yolu,  iki ülke  arasında  dostane  alışverişler ve kültürel alışverişler için önemli  bir  köprü   oluşturuyor. İpek Yolu,  günümüzde   medeniyetler arasındaki alışverişi ve karşılıklı öğrenmeyi anlamanın yanısıra, dünya barışının gerçekleşmesi  açısından  tarihi  bir öneme sahiptir. Günümüzde “Orta Koridor”un “Kuşak  ve Yol Girişimi” ile bütünleşmesiyle  Çin, Türkiye’nin ikinci büyük ticaret  ortağı  haline  geldi. İki taraf arasındaki  toplam  ticaret hacmi yaklaşık 45 milyar ABD dolarına ulaştı. Çin’in Türkiye’deki  toplam yatırımı 3,2 milyar ABD dolarını  aştı. Çin ile Türkiye arasındaki kültürel alışveriş  de  gittikçe  artıyor.  Çin’de 12 üniversitede   Türk  dili ve kültürü kursu açıldı. Beş üniversitede Türk araştırma   merkezi   kuruldu.   Her   yıl çok sayıda üniversite öğrencisi ve yüksek lisans öğrencisi,  iki ülkede  Çince ve Türkçe  öğreniyor.  Aynı zamanda Türkiye’de 15 üniversitede  Çin dili ve edebiyatı  anadalları veya Çince kursları  açılmış, bazı ilk ve orta  dereceli okullarda  da  Çince  kursları  bulunuyor. Çin üniversiteleriyle işbirliği yapılarak Türkiye’deki dört üniversitede, Konfüçyüs Enstitüleri kuruldu.

TERCÜME SAYILARI  ARTIYOR

Geçmiş yıllarda daha fazla çeviri alanında yetenekli insanın eğitilmesiyle birlikte , iki ülkeden  daha fazla yazılı eser tercüme  ediliyor. Okuyucular birbirlerinin kültürünü anlama  fırsatına  sahip oluyor.   Türk  kültür  pazarı, Çin edebi  eserlerine giderek  daha fazla ilgi gösteriyor.  Örneğin,  Türkçe çevirmen  Giray Fidan  ile birlikte  tercüme  ettiğimiz  Çinli ünlü  yazar  Lao She’nın “Kedi Gezegeni”  adlı romanı Türk okuyucular tarafından büyük ilgi görüp,   bir yıl içinde dördüncü baskısı yapıldı. Yine ortaklaşa  çevirdiğimiz bir diğer roman Lu Yao’nun  “Sıra- dan  Dünya” kitabı, yayınlandıktan sonra birçok okuyucu tarafından övgüyle karşılandı. Tibetli yazar A Lai’nin “Toz Duman  Dağılınca”  ve Profesör  Lou Yulie’nin  “En  Eski  Çağlardan   Günümüze Çin  Kültürü” adlı kitapları da yakında okurlarla  buluşacak.

Giray Fidan ayrıca “Savaş Sanatı”, “Konfüçyüs’ün Anektotları”, “Zhuangzi”  ve Tang  Hanedanı imparatoru Taizong’un konuşmaları  ve fikirlerini kaydeden  eser “ Yönetim  Sanatı”  gibi eski Çin klasiklerini  de çevirdi. Benzer şekilde Yu Hua, Lu Min, Li Juan, Su Tong ve Mo Yan gibi diğer çağdaş Çinli yazarların  eserleri  de Türkiye’de  geniş bir okuyucu kitlesine sahiptir. Bu eserler, Türk okuyucunun Çinceden  Türkçeye çevrilen kitaplar  aracılığıyla Çin kültürünü kapsamlı bir şekilde öğrenmesine fırsat tanıyor. Çin’in geçmişini ve bugününü edebi eserler aracılığıyla anlamasını da sağlıyor.

Son yıllardaki duruma  bakıldığında,  iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin hızla gelişmesiyle birlikte, Çin ile Türkiye arasındaki  çeşitli kitap fuarları,  sanat  sergileri, sanat festivalleri, film festivalleri ve diğer kültürel alışverişler de dahil olmak üzere kültürel  alışverişlerde  büyük ilerleme kaydedilmiştir.  İki ülke arasında  Kültür  Yılı da dahil olmak  üzere  çeşitli etkinlikler  yapılıyor. Çince  ve Türkçe bilen sayısının artması ivme kazanıyor. Ancak kültürel alışverişler, özellikle de klasiklerin ve iyi edebi eserlerin  çevirisi açısından, Türkiye ile Çin arasında  hala geliştirilebilecek çok yer vardır.

BÜYÜK BOŞLUK VAR

Çin ve Türkiye eski medeniyetlerdir ve her birinin Çin’de Konfüçyüs ve Türkiye’de Yunus Emre gibi küresel nüfuzlu eğitimcileri  ve düşünürleri vardır. Buna  uygun olarak,  ülkenin  tarihini  ve kültürünü yansıtan  yazılı eserlerin  sayısı çok fazladır. Şimdiye kadar  çevrilen eserler  bunun  sadece küçük bir parçasıdır.  Türkçeye  çevrilen  eski Çin klasiklerinin Çin kültür koleksiyonunun sadece çok küçük bir parçası olduğunu  da kabul edelim. Bu durum  Türkiye’nin Çin kültürünü derinlemesine anlaması için büyük bir boşluktur. Çinceye çevrilen Türk eserlerinin  sayısı daha da azdır.

Bu büyük açığı telafi etmek için, iki ülkenin ve halkının, klasik ve edebi  eserlerin  karşılıklı  çevirisini teşvik etmek için birlikte  çalışması  gerekiyor.  İki ülke, PEN  kulüpleri, çevirmen  seminerleri,  çeviri atölyeleri,  çeviri seminerleri, çeviri yarışmaları,  okuyucular  okuma  kulüpleri  ve imzalanan  stratejik  işbirliği anlaşmaları  çerçevesinde  daha  fazla kültürel değişim faaliyeti yürütülebilir.   Çeviriye odaklayan ve ilgi duyan genç öğrencilere burs sağlanması  gerekiyor. Öğrencilerin hedef ülkenin kültürü  hakkındaki  meraklarını teşvik etmek  ve her  iki ülkeden  edebi  eserlerin  çevirisine rehberlik  etmek  için, Türkiye’de Çince eğitimi veren üniversiteler, Konfüçyüs  Enstitüleri ile Türkçe  ana  dallar sunan Çin üniversitelerinin kurslarına  klasik eserlerin  karşılıklı çevirme kursları eklenmesi  gerekiyor.

Eğitim ve akademi  arasındaki  işbirliği teşvik edilmeli.  Üniversiteler ve araştırma merkezleri, düşünce kuruluşları, yayınevleri ve işbirliği ilişkileri olan diğer kurumlar,  çeşitli yerli klasik eserler  vererek  kütüphanelerin ve kitapçıların  kitap  raflarını zenginleştirebilir. İki ülkenin yayıncılık çevreleri arasındaki işbirliğinin daha da güçlendirilmesi  gerekiyor. Son yıllarda her iki ülkenin yayınevleri de Çin ve Türkiye’de düzenlenen uluslararası  kitap fuarlarına aktif olarak  katıldı. Telif hakkı işbirliği anlaşmaları  imzalamış olup, özellikle Çin edebi eserlerinin  yayınlanması  Türk  yayınevlerinin  dikkatini  çekecek destekler  sağlandı. Bu işbirliğinin iki ülke arasındaki kültürel alışverişin desteklenmesindeki önemi açıktır.

KELİMELER SONSUZDUR

Küresel  Medeniyetler Girişimi  ve Medeniyetler İttifakı Girişimi  gibi konularda Çin  ve Türkiye  arasındaki  ortak anlayışın, iki ülke arasındaki  kültürel  alışverişin  ve klasik eserlerin  karşılıklı çevirisinin  önemli  bir itici gücü olması öngörülebilir. Çeşitli alanlarda bağlar derinleştikçe ve  çevirmenlerin  sayısı çoğaldıkça her iki ülkenin klasik eserlerinin okuyuculara  tanıtılması  için daha fazla fırsat olacaktır. Kelimeler  sonsuzdur,  insan doğasının ihtişamıyla parlar  ve insan düşüncesini yoğunlaştıran kelimeler insanların davranışlarını ve değerlerini etkileyebilir ve insanların  ufuklarını açabilir. Çin ve Türkiye daha önce antik İpek Yolu ile bağlanmıştı ve kültürel alışverişler ticaret yoluyla gerçekleştirilmişti. Günümüzde Çin ve Türkiye klasiklerinin çevirisi yeni kültürel  İpek Yolu’nun önemli bir unsuru olarak görülebilir.  İpek Yol, Çin ve Türkiye’yi birbirine  bağlayan inciler gibi sayısız klasik eserden  oluşan  bir zincirdir.  Sonuç olarak bugün yaşadığımız yeni çağdan eskiye dönüp bakarken, Yunus  Emre’nin  çağrısını hala duyabiliyoruz:   Gelin  tanış olalım ve işleri kolaylaştıralım!   İnsanları  teşvik etmek için eski Çinli filozof Zhuangzi’nin  sözlerine de atıf yapabiliriz: İnsanın ömrü sınırlıdır ama öğrenimin kapsamı sınırsızdır…

Türkiye’nin Okan Üniversitesi’ndeki Konfüçyüs Enstitüsü’nde gerçekleşen etkinlikten bir kare
Beijing’de iki ülke kültürünü tanıtmaya yönelik gerçekleşen etkinliklerin birinde bir görüntü
Beijing’deki Yunus Emre Kültür Merkezi’ndeki etkinliklerin birinde Türk kahvesi tanıtıldı


Yazar: Kerem Kofteoglu
1963’te Mardin’de doğdu. İlk ve lise eğitimlerini İstanbul’da tamamladı. Dünya gazetesinde Reklam Bölümü'nde işe başladı. Sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı takip eden muhabirlerden biri oldu. Daha sonra sırasıyla Hürriyet Gazetesi’ne bağlı haftalık Ekonomist Dergisi ve Sabah grubunun Para dergisinde çalıştı. Bir dönem Turizm Yazarları Derneği’nin (TUYED) Başkanlığını yürüten Köfteoğlu, halen çeşitli dergilerde serbest gazetecilik yapıp, bazı kurumlara basın ve turizm danışmanlığı hizmeti veriyor.