- 5 Ocak 2024
- Yayınlayan: Kerem Kofteoglu
- Kategori: Son Yazılar
Çin ve Türkiye iki eski medeniyet. Çin’de Konfüçyüs, Türkiye’de Yunus Emre gibi küresel nüfuzlu eğitimci ve düşünürler var. Buna uygun olarak, ülkenin tarihini ve kültürünü yansıtan yazılı eserlerin sayısı çok fazla. Şimdiye kadar çevrilen eserler bunun sadece küçük bir parçası.Tang Guozhong, “Türkiye’den geçen antik İpek Yolu, iki ülke arasında dostane alışverişler ve kültürel alışverişler için önemli bir köprü oluşturdu” diyor.
TANG GUOZHONG (ZHEJİANG YUEXİU Yabancı Diller Üniversitesi Türkçe Bölümü Akademik Lideri) CHINA TODAY TÜRKİYE — Medeniyetler arasındaki alışverişler ve karşılıklı öğrenme, insan medeniyetinin ilerlemesi ve dünya barışı için önemli bir itici güçtür. Medeniyetler arasında alışverişi ve karşılıklı öğrenmeyi teşvik etmek için doğru tutum ve ilkeleri desteklememiz gerekiyor. Medeniyetler arasında iyi-kötü ayrımı yoktur; yalnızca onların her birinin kendisine özgü özellikleri vardır. Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Xi Jinping, çeşitli uluslararası toplantılarda medeniyetlerin alışverişlerle renklendiğini ve medeniyetlerin karşılıklı öğrenmeyle zenginleştiğini dile getirmiştir. Ayrıca eski Çin düşünürü Mencius’tan da alıntı yapmıştır: Çin’in antik filozof Mencius’un sözüne atıf yaparak ‘Varlıkların birbirinden farklı olması onların doğasıdır’ diye belirtmiştir. Bu cümle, farklı medeniyetler arasında birbirinden üstün olmama söz konusu olmadığını, yalnızca onların özelliklerinin farklı olduğunu ifade ediyor.
Farklı medeniyetler arasındaki alışverişi ve diyalogu teşvik etmek, rekabet ve karşılaştırma yoluyla birbirlerinin güçlü yanlarından birşeyler öğrenmek gerekir. Böylece medeniyetler arasındaki alışveriş ve karşılıklı öğrenme, ülkeler arasındaki dostluğu güçlendirecek bir köprü, itici bir güç haline gelebilir. Bu nedenle insan toplumunun ilerlemesi için bir güç ve dünya barışını korumak için de bir bağlantı olacaktır.
Kültürel alışverişler Çin ve Türkiye arasında 7.000 kilometreden fazla mesafe var. Ancak 2.000 yıldan daha uzun bir süre önce Çin’de başlayan, Asya ve Avrupa üzerinden Türkiye’den geçen antik İpek Yolu, iki ülke arasında dostane alışverişler ve kültürel alışverişler için önemli bir köprü oluşturuyor. İpek Yolu, günümüzde medeniyetler arasındaki alışverişi ve karşılıklı öğrenmeyi anlamanın yanısıra, dünya barışının gerçekleşmesi açısından tarihi bir öneme sahiptir. Günümüzde “Orta Koridor”un “Kuşak ve Yol Girişimi” ile bütünleşmesiyle Çin, Türkiye’nin ikinci büyük ticaret ortağı haline geldi. İki taraf arasındaki toplam ticaret hacmi yaklaşık 45 milyar ABD dolarına ulaştı. Çin’in Türkiye’deki toplam yatırımı 3,2 milyar ABD dolarını aştı. Çin ile Türkiye arasındaki kültürel alışveriş de gittikçe artıyor. Çin’de 12 üniversitede Türk dili ve kültürü kursu açıldı. Beş üniversitede Türk araştırma merkezi kuruldu. Her yıl çok sayıda üniversite öğrencisi ve yüksek lisans öğrencisi, iki ülkede Çince ve Türkçe öğreniyor. Aynı zamanda Türkiye’de 15 üniversitede Çin dili ve edebiyatı anadalları veya Çince kursları açılmış, bazı ilk ve orta dereceli okullarda da Çince kursları bulunuyor. Çin üniversiteleriyle işbirliği yapılarak Türkiye’deki dört üniversitede, Konfüçyüs Enstitüleri kuruldu.
TERCÜME SAYILARI ARTIYOR
Geçmiş yıllarda daha fazla çeviri alanında yetenekli insanın eğitilmesiyle birlikte , iki ülkeden daha fazla yazılı eser tercüme ediliyor. Okuyucular birbirlerinin kültürünü anlama fırsatına sahip oluyor. Türk kültür pazarı, Çin edebi eserlerine giderek daha fazla ilgi gösteriyor. Örneğin, Türkçe çevirmen Giray Fidan ile birlikte tercüme ettiğimiz Çinli ünlü yazar Lao She’nın “Kedi Gezegeni” adlı romanı Türk okuyucular tarafından büyük ilgi görüp, bir yıl içinde dördüncü baskısı yapıldı. Yine ortaklaşa çevirdiğimiz bir diğer roman Lu Yao’nun “Sıra- dan Dünya” kitabı, yayınlandıktan sonra birçok okuyucu tarafından övgüyle karşılandı. Tibetli yazar A Lai’nin “Toz Duman Dağılınca” ve Profesör Lou Yulie’nin “En Eski Çağlardan Günümüze Çin Kültürü” adlı kitapları da yakında okurlarla buluşacak.
Giray Fidan ayrıca “Savaş Sanatı”, “Konfüçyüs’ün Anektotları”, “Zhuangzi” ve Tang Hanedanı imparatoru Taizong’un konuşmaları ve fikirlerini kaydeden eser “ Yönetim Sanatı” gibi eski Çin klasiklerini de çevirdi. Benzer şekilde Yu Hua, Lu Min, Li Juan, Su Tong ve Mo Yan gibi diğer çağdaş Çinli yazarların eserleri de Türkiye’de geniş bir okuyucu kitlesine sahiptir. Bu eserler, Türk okuyucunun Çinceden Türkçeye çevrilen kitaplar aracılığıyla Çin kültürünü kapsamlı bir şekilde öğrenmesine fırsat tanıyor. Çin’in geçmişini ve bugününü edebi eserler aracılığıyla anlamasını da sağlıyor.
Son yıllardaki duruma bakıldığında, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin hızla gelişmesiyle birlikte, Çin ile Türkiye arasındaki çeşitli kitap fuarları, sanat sergileri, sanat festivalleri, film festivalleri ve diğer kültürel alışverişler de dahil olmak üzere kültürel alışverişlerde büyük ilerleme kaydedilmiştir. İki ülke arasında Kültür Yılı da dahil olmak üzere çeşitli etkinlikler yapılıyor. Çince ve Türkçe bilen sayısının artması ivme kazanıyor. Ancak kültürel alışverişler, özellikle de klasiklerin ve iyi edebi eserlerin çevirisi açısından, Türkiye ile Çin arasında hala geliştirilebilecek çok yer vardır.
BÜYÜK BOŞLUK VAR
Çin ve Türkiye eski medeniyetlerdir ve her birinin Çin’de Konfüçyüs ve Türkiye’de Yunus Emre gibi küresel nüfuzlu eğitimcileri ve düşünürleri vardır. Buna uygun olarak, ülkenin tarihini ve kültürünü yansıtan yazılı eserlerin sayısı çok fazladır. Şimdiye kadar çevrilen eserler bunun sadece küçük bir parçasıdır. Türkçeye çevrilen eski Çin klasiklerinin Çin kültür koleksiyonunun sadece çok küçük bir parçası olduğunu da kabul edelim. Bu durum Türkiye’nin Çin kültürünü derinlemesine anlaması için büyük bir boşluktur. Çinceye çevrilen Türk eserlerinin sayısı daha da azdır.
Bu büyük açığı telafi etmek için, iki ülkenin ve halkının, klasik ve edebi eserlerin karşılıklı çevirisini teşvik etmek için birlikte çalışması gerekiyor. İki ülke, PEN kulüpleri, çevirmen seminerleri, çeviri atölyeleri, çeviri seminerleri, çeviri yarışmaları, okuyucular okuma kulüpleri ve imzalanan stratejik işbirliği anlaşmaları çerçevesinde daha fazla kültürel değişim faaliyeti yürütülebilir. Çeviriye odaklayan ve ilgi duyan genç öğrencilere burs sağlanması gerekiyor. Öğrencilerin hedef ülkenin kültürü hakkındaki meraklarını teşvik etmek ve her iki ülkeden edebi eserlerin çevirisine rehberlik etmek için, Türkiye’de Çince eğitimi veren üniversiteler, Konfüçyüs Enstitüleri ile Türkçe ana dallar sunan Çin üniversitelerinin kurslarına klasik eserlerin karşılıklı çevirme kursları eklenmesi gerekiyor.
Eğitim ve akademi arasındaki işbirliği teşvik edilmeli. Üniversiteler ve araştırma merkezleri, düşünce kuruluşları, yayınevleri ve işbirliği ilişkileri olan diğer kurumlar, çeşitli yerli klasik eserler vererek kütüphanelerin ve kitapçıların kitap raflarını zenginleştirebilir. İki ülkenin yayıncılık çevreleri arasındaki işbirliğinin daha da güçlendirilmesi gerekiyor. Son yıllarda her iki ülkenin yayınevleri de Çin ve Türkiye’de düzenlenen uluslararası kitap fuarlarına aktif olarak katıldı. Telif hakkı işbirliği anlaşmaları imzalamış olup, özellikle Çin edebi eserlerinin yayınlanması Türk yayınevlerinin dikkatini çekecek destekler sağlandı. Bu işbirliğinin iki ülke arasındaki kültürel alışverişin desteklenmesindeki önemi açıktır.
KELİMELER SONSUZDUR
Küresel Medeniyetler Girişimi ve Medeniyetler İttifakı Girişimi gibi konularda Çin ve Türkiye arasındaki ortak anlayışın, iki ülke arasındaki kültürel alışverişin ve klasik eserlerin karşılıklı çevirisinin önemli bir itici gücü olması öngörülebilir. Çeşitli alanlarda bağlar derinleştikçe ve çevirmenlerin sayısı çoğaldıkça her iki ülkenin klasik eserlerinin okuyuculara tanıtılması için daha fazla fırsat olacaktır. Kelimeler sonsuzdur, insan doğasının ihtişamıyla parlar ve insan düşüncesini yoğunlaştıran kelimeler insanların davranışlarını ve değerlerini etkileyebilir ve insanların ufuklarını açabilir. Çin ve Türkiye daha önce antik İpek Yolu ile bağlanmıştı ve kültürel alışverişler ticaret yoluyla gerçekleştirilmişti. Günümüzde Çin ve Türkiye klasiklerinin çevirisi yeni kültürel İpek Yolu’nun önemli bir unsuru olarak görülebilir. İpek Yol, Çin ve Türkiye’yi birbirine bağlayan inciler gibi sayısız klasik eserden oluşan bir zincirdir. Sonuç olarak bugün yaşadığımız yeni çağdan eskiye dönüp bakarken, Yunus Emre’nin çağrısını hala duyabiliyoruz: Gelin tanış olalım ve işleri kolaylaştıralım! İnsanları teşvik etmek için eski Çinli filozof Zhuangzi’nin sözlerine de atıf yapabiliriz: İnsanın ömrü sınırlıdır ama öğrenimin kapsamı sınırsızdır…


